Hit (5308) M-2084

Bertrand Russellin Görüşleri Hakkında

Yazar Adı : İlim Dalı : Kelam
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2012-04-19 Güncelleyen : /0000-00-00

Bertrand Russell’in Görüşleri

Nizamdan , nizam koyucuya delil getirmek makbuldür. Darwinizm ise henüz herhangi bir Russell’e böyle güçlü bir delili reddetme gücünü verecek durumda değildir.

1966 yılının yaz aylarında Bertrand Russell’in (1872-1970) bütün eserlerini okumaya karar verdim .Büyük bir şans eseri eserlerinin tamamını evime yakın bir kitapçıda buldum . Ve alıp eve getirdim . Eşimin ilk tepkisi , sen çok sürmez sapıtırsın, şeklinde oldu .

Bertrand Russell, çağımızın en önde gelen mülhid düşünürlerinden kabul edilir. Bu sebeple de eserlerini okumak çoğularına zarar verebilir. Ben bütün bunlara rağmen Bertrand Russell’in dünyasına girdim ve neticede daha da güçlenmiş bir imanla okuyuşumu tamamladım . Russell gerçekten , kültürü ve araştırmacı yapısıyla çağımızın en kapasiteli düşünürüdür. Hatta White Hid’in dışında bu genellemenin bir istisnasının olmadığı söylenilmektedir. Russell neredeyse bir yüzyıl süren ömrünü iki şeyin bilgisine ulaşmaya çalışmakla geçirmiştir.

“Biliyoruz diyebildiğimiz kaç şey vardır ve bunlardan kaçının bilgisine tam olarak ulaşabildik , kaçının hakkındaki bilgilerimizde bazı şüphelerimiz var.”[1] Russell hedef olarak belirlediği noktaya ulaşmak için dört bilim dalını seçmiştir. Bunlar fizik , hayat bilim Fizyoloji , Psikoloji , ve Matematik Mantığı Mathematical Logic’ dir. [2] Bu bilim dallarının incelenmesinden sonra Russell varlıkta şüphe ekolünün baştan sona hatalı olduğu kanaatine varmıştır. [3]İnsan burada bir çıkmaza düşmektedir. Bir taraftan bilmiyorum , diyerek hayatı sürdürebilmesi söz konusu değildir. Ama diğer yandan da eşyanın bilgisine ulaşma girişimleri ancak çok cüz’i bir miktarda bilgiye ulaşabilmekle sonuçlanmaktadır.

Felsefe, başlangıcından bu yana oldukça iddialı şeyler söylemekte ama neticede onun vasıtasıyla elde edebildiklerimiz , diğer bilimlere nisbetle son derece azdır. [4] Bertrand Russell ömrünü tamamıyla her konuya şamil bir felsefi mezhep oluşturmaya vakfetmişse de Prof . Alan Wood’un da dediği gibi; felsefi mezhebi olmayan bir filozof olmuş , netice de bir felsefi mezhep oluşturmayı başaramamıştır.

Mantık ve matematiğin bilgiye ulaşmanın iki yolu olduğu meşhursa da Russell‘e göre bunlar tabiat kitabının alfabesidir. Kitabın kendisi değil. [5]

Russell bilgiyi ikiye ayırmaktadır. Eşyanın bilgisi Knowledge of things ve hakikatin bilgisi Knowledge of truths [6] Eşyanın bilgisi , hissedilebilen olayların bilgisidir Sensible Facts . Ama hissedilebilen şeylerin hakikatleri herşey demek değildir. Bu hakikatlerin ötesinde bizim duyularımızın idrak edemediği hakikatler gizlidir. Bizim onlara ulaşabilmemizin tek bir yolu istinbattır -delillendirmedir-. Ve o da duyu organlarımızla idrak edebildiğimiz olaylara dayanır.

İstinbat doğru bir metottur, ama bilimsel olmalıdır.[7] Yalnızca görme işitme dokunma gibi duyu organlarımızla idrak ettiğimiz şeyler bilgiler data’dır. Evren hakkındaki bilimsel tasavvurumuz duyu organlarımız tarafından desteklenmemektedir. Buna göre bu evren tamamıyla delillendirmeye dayanan Infered World bir evrendir. Gözlem ya da deneysel değil . Ve insanların düşünceleri yalnızca zihinlerindedir.” [8] Russell’in vardığı netice , tecrübeye experience son derece büyük önem verilmesidir. Bu sebeple de önemli şeylerin belirlenmesinde tecrübeye Empiricism dayanılmalıdır. İmportant Limitation [9]

Çoğu felsefecilerin tecrübeyle delillendirilebilecek şeylerle , delillendirilemeyecek şeyleri kavrayıp belirlemede hata ettiklerini gördüm.[10] Ne yazık ki teorik fizik bizlere , 17.yy’da sahip olduğu güveni günümüzde verememektedir. Newton’un teorileri dört faraziyeye dayanmaktaydı. Bunlar , yer zaman , madde ve kuvvet’ti ama günümüz fiziğinde bunlar kayboldu gitti ,o eski değerlerini yitirdi. Yer ve zaman Newton’un düşüncesinde camid ve müstakil şeylerdi . Ama şimdi yer ve zaman space time müstakil varlıklar substantial olmaktan çıkıp eşyanın arasındaki bağlar olarak algılanmaya başlandı . Madde’nin ; birbiri ardına gelişen olayların sureti , kuvvet’in Force ise enerji olduğu kabul edilir oldu. Enerjinin ise kalan madddeden ayrılmasının sözkonusu olmadığı anlaşıldı. Sebep Cause fizik alimlerinin isimlendirmelerine göre kuvvetin felsefi şekliydi.

Artık eskidi tamamen öldü diyemesek te, bu düşünce eskiden olduğu gibi güçlü olmayıp artık iyice zayıflamıştır .[11]

Hayatım boyu devam eden araştırmalarımın neticesinde isbat edilebilmesi ya da delillendirilmesi mümkün olmayan istinbatların da Non-Demonstrable İnference kabul edilebilir ve makul olabileceklerini gördüm .Zira bu istinbat türünün reddedilmesi durumunda bilimlerin ve hayatın düzeni felç olacaktır. [12]

Bilimler gerçek Real alemi de zihinsel alemi de Belelieved World kendilerine konu alırlar. Her yeni bilimsel adımla birlikte bilgilerimiz biraz daha pekişirler . Bilimlerde bazı şeyler gözlemlenebilir hakikatlerdir. Ama ulvi değerler salt bilimsel hakikatlerdir Scientific Abstractions. Bu hakikatlerin bilgilerine gözlemlere dayanan kıyaslamalarla ulaşılır. Herşeyden şüphe etmeyi savunan görüş Universal scepticism bütün olarak reddedilemez ama her şeyden de şüphe edilmesi de bütünüyle kabul edilemez . [13] Ben duyularla elde edilen hakikatlerin Facts of Sense kabul edilmesi bunlar vasıtasıyla elde edilen bilimsel verilerin doğruluklarının kabul edilmesi kanaatındayım. Zira bu ikisi filozofun düşüncesinin temel dayanaklarıdır. Bunların bizleri doğru bilgilere ulaştırmaları çok çok kesin olmasa da Quite Certain diğer seçeneğe nazaran daha tercih edilmeye layık Higher Degree Of Possibility görülmektedir. Üstelik felsefi kıyaslamalar yapabilmemiz için duyulara dayalı hakikatlerin bize sunduğu verilere ihtiyacımız vardır.[14]

Russell’in görüşleri şu alıntıyla daha bir netleşecektir:

Teorik fizik yoluyla elde ettiğimiz bilgilerin çoğu değişik denklemlerin hulasası ya da sonuçlarıdırlar . Fizik bilimi bu sayede olayların mantıksal yapısını ortaya çıkarabilmektedir. Ama diğer taraftan olayların içyüzleri intrinsic meçhul kalmaya devam etmektedir. Teorik fizik bizlere eşyanın gerçek yüzü hakkında konuşma imkanı sunamamaktadır. Fizik ilminin bize verebildiği eşya ya da olay hakkında birtakım denklemsel izahlardan başka bir şey değildir. Kendisi için değişikliğin gerçekleştiği şey ve bu değişikliğin nereden kaynaklandığı meçhul kalmakta , fizik bilimi bu konuda konuşamamaktadır.[15]

Russell Felsefi Gelişimim, isimli eserinde, İzah Edilemez Delillendirme -kıyaslama- bölümünü şu sözleriyle bitirmektedir ; Aceleci davranan bir takım filozofların hiçbir sebebi olmadan ve bir dayanakları da yokken yaptıklarının aksine , görüşler ve teorilerin kesinliği iddia edilemez.[16]

Bu alıntılardan Russell’in önünde sadece iki seçenek olduğu anlaşılmaktadır. Ya şüpheciliği benimseyecek ya da dinin gerçekliğini kabul edecektir. Eşyanın dış görüntüsünün ötesinde mahiyetinin bilgisine ulaşılamadığına ve bunun imkansızlığı ortaya çıktığına göre , önünde iki seçenek kalmaktadır. Herhangi bir şeyin bilgisine ulaşılabilmesi fikrini reddedecek ve ancak bizatihi kendisinin bilgisine kesinkes ulaştığı şeyleri kabul edecektir. Bilim hala mucizeleri inkar ettiğine göre insan mucizeler karşısında bilmiyorum, deyip teslim olacaktır. Ama Russell böyle davranmayı kabul edememekte ;eğer bir delillendirme , o şeyin dışa yansıyan bilimsel eseasları üzerine bina ediliyorsa onun kabulüne cevaz vermektedir. Ve işte bu kabullenmesiyle de neredeyse din dairesine girmektedir. Zira din insanın sınırlı duyuları vasıtasıyla eşyanın hakikatının bilgisine ulaşamayacağını , ama gözlemlediği dış görüntülerinden eşyanın gerçeği hakkında kıyaslamalarda bulunabileceğini söylemektedir. Russell tümüyle her şeyden şüphe edilmesini kabul etmezken aynı anda dini de reddetmekte, kendi kabulleri ve doğru bulduğu değerleriyle çelişkiye düştüğünü ise ihmal etmektedir.

Russell tecrübe edilemeyen bir takım şeylerin varlığına inanmanın doğruluğunu kabul etmekte, örneğin yeryüzünün uzun tarihiyle ilgili bilimsel yorumlara inanmakta, göklerdeki uzak yıldızlarla alakalı bilgileri kabul edebilmektedir.

“Ben bazı olaylardan diğer bazı olaylara delillendirme yapma esasına inanıyorum. Özellikle de delillendirmelere dayanmadan bilgisine sahip olduğum olaylardan; bilmediğim olayların bilgisine ulaşma şeklinde olanına…

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :