Hit (4681) K-1010

Riyazı Beldei Edirne

Yazar Adı : Badi Ahmed Efendi (Hasan Cemali) İlim Dalı : Şehirler
Kitap Dili : Kitap Tipi :
Konusu : Sitedeki Kayıt Türleri :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-11-25 Güncelleyen : Nurgül Çepni/2009-11-25

Riyâz-ı Belde-i Edirne

Müsveddesi 3 cilt halinde Edirne Halk Kütüphanesi, T.Y. 2315 numarada kayıtlı bulunan bu eserin temize çekilmişi İstanbul Bayezid Devlet Kütüphanesi'nde, 3 cilt halinde, T.Y.-10391 numarada kayıtlıdır.

1478 sayfalık bu büyük eseri, Ahmet Bâdî 17. yüzyıl tarihçilerinden Edirneli Abdurrahman Hibrî'nin 1359-1633 yılları arasındaki Edirne'yi anlatan "Enîsü'l-Müsâmirîn" adlı tarihini, yer yer düzelterek yer yer de tamamlayarak 1633-1900 yılları arasındaki 267 yıllık tarihi de ilave etmek suretiyle yazmıştır.

Bâdî, eserin üçüncü paragrafında "Ebnâ-yı beşer ki şân-ı insâniyyeti muhafaza için ilm ü marifetle tezyîn-i zât etmeğe mecburdur."

"İnsanoğlu insan olmanın şerefini koruyabilmek için kendisini ilim ve marifetle süslemelidir." dedikten sonra bunu bir kutsal emir sayarak övünç duyduğu insanlık ve Osmanlılığa lâyık olmak, vatana ve bu vatanın çocuklarına ufak bir hizmette bulunmak için Osmanlı'nın beşiği olduğu halde özel bir tarihi bulunmayan Edirne'nin tarihini yazmayı düşündüğünü söyler.

Osmanlı'nın ikinci başşehri olan Edirne'nin özel tarihinin, bugüne kadar yazılmayışına üzülmekle beraber, kimseyi de suçlamaz.

Kutsal saydığı bu görevde başarılı olmak için eserinde bibliyografyasını verdiği, başta Hibrî'nin Enisü'l-Mü'sâmirin'i olmak üzere Tacü't tevârih, Naîma, Raşîd, Lutfî tarihleri Sehi, Aşık Çelebî, Latifi, Hasan Çelebî, Güftî, Riyazi tezkireleri gibi tarih ve edebiyat tarihi ile ilgili toplam 83 eseri inceler bu eserlerden başka eserinde adı geçen şairlerin divanlarına, hattatların icazetnamelerine bakar, gazeteleri inceler.

Cami, mescit, tekke ve benzeri yerleri görüp rivayetleri tespit eder; Edirne'de yatan vezirler, emirler, kadılar, alimler, şeyhler ve diğer aziz kişilerin mezar yerlerini bulur ve taşlarındaki kitabeleri tespit eder. Fakat Edirne dışındaki 20 yıllık memuriyet hayatı, topladığı malzemeleri yazıya dökmeğe engel teşkil eder.

Çünkü Edirne'nin tarihi, en güzel şekliyle Edirne'de yazılır.

Nihayet 1889'da vergi müdürü olarak tekrar Edirne'ye dönünce, "Şeyhü'l-vüzerâ ve fahrü'l-üdebâ" diye tanımladığı, vali Erzincanlı Hacı Ahmed İzzet Paşa'yla dost olur.

Bu devlet adamına, Edirne tarihini yazma fikrini söylemeyi düşünürken istek validen gelir.

Vali, Edirne'den birçok kalem sahibi yetişmesine rağmen hiçbirisinin muntazam bir Edirne tarihi yazmadıklarından şikayetçi olur ve bu işi yaparsa kendisine, maddî ve manevî yardımda bulunacağını söyler.

İşte bu teşvikle Bâdî toplamış olduğu belgeler ışığında, eserini, 1891 yılında yazmaya başlar.

16 yıl sonra tamamladığını söylediği bu üç ciltlik tarihin ilk cildinin müsveddesi, 1892'de tamamlanır ve kitap camileri, mescidleri, medreseleri, tekyeleri, zaviyeleri, hamamları ve bu tür yapıları içerir.

Bu ilk cilde Bâdî, "Armağan-ı Bâdî" adını verir.

İkinci ciltte ise valiler, kadılar, vezirler, emirler, âlimler, şeyhler, hattatlar ve şâirlerin hayat hikâyelerine yer verir.

Bu cilt tamamlanmadan Ahmet izzet Paşa ölür. Bâdî büyük bir karamsarlığa düşer.

Fakat bu işi yarım bırakmanın vebalini çekemeyeceğini düşünür.

Büyük bir gayretle 1895'de tamamladığı bu ikinci cilde "Riyâz-ı Belde-i Edirne" adını verir.

1896'da Bâdî, vergi müdürü olarak Konya'ya gitmek zorunda kalır.

Bu gönülsüz bir gidiş olmasına rağmen, kimseye sitem etmemiş, malzemesini yanında götürerek 3. cildi de orada yazmıştır.

1898'de tamamlanan bu ciltte kasabalar ve özet olarak bu kasabalardaki âlimler, şeyhler ve şâirler yer alır.

Bu cilde de Bâdî "Devâyih-i Mülhakât-ı Vilâyet-i Edirne" adını verir.

Eserin bütününü 1905'de Bursa'da temize çeker ve her bir cildin sonuna tarih düşürmesine rağmen ilk iki cildini "Riyâz-ı Belde-i Edirne", 3. cildini ise "Devâyih-i Mülhakât-ı Vilâyet-i Edirne" diye adlandırır.

Öncelikle, eserin yazımında kendisine yardımcı olan, himayesini gördüğü Hacı Ahmed İzzet Paşa'ya devrin alimlerinden saydığı Ali Remzi ve Tatar Mehmed Rüşdü Efendilere sonunda da Padişah II. Abdülhamid'e teşekkür eder ve eksikleri için af dileyerek 1905 yılına isabet eden şu tarihi düşürür.

Vâsıl-ı hadd-i hitâm olduğu dem ey Bâdı

Okuyanlar dedi tarîkini a'lâ târih

Yazar, mukaddimesinin sonunda, eserinin dördüncü cildini "Muâvene" adıyla düzenlediğini ve üç cildi temize çekerken yaptığı hataları numaralayarak bu ciltte doğruladığını ayrıca yeni ilaveler yaptığını söylemekteyse de diğer araştırmacıların hiç bahsetmediği bu 4. cilde ulaşmak mümkün olamamıştır.

<
...