Hit (663) Y-486

Ragıp Paşa

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 17.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : İstanbul D.Tarihi : 1699
Ö.Yeri : Ö.Tarihi : 8 Nisan 1763
Görevi : Divan Şairi Uzm.Alanı : Devlet Adamı,Şiir
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Arabça, Osmanlıca Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Abdulkerim Aydın/2008-01-06 Güncelleyen : /0000-00-00

RAGIP PAŞA (Koca);

Divanşairidir.
Öğrenimini tamamladıktan sonra memurluğa DefterhaneKaleminde kâtip olarak başladı. Zamanla yükselerek mektupçuluk (1724), defterdarlık sadaretmektupçuluğu (1737) ve Reisülküttaplık (DışişleriBakanlığı) görevlerine getirildi (1741).
Vezir rütbesiyle Mısır (1744), Sayda, Rikka, Halep, Şam valiliklerinde bulundu. 1756 yılında getirildiği Sadrazamlık (Başbakan)göreviölümünekadar sürdü.
III. Mustafa'nın kızkardeşi Saliha Sultanla evlenmişti (1758). Laleli'de kendi adına yaptırdığı kütüphanenin bahçesinde toprağa verildi, öğüt verici ve düşündürücü birçok beyiti zamanımıza kadar halk arasında söylenegelen Koca Ragıp Paşa yüzyılının büyük şairlerindendir.
Divan'ı dışında tarih alanında da eserler vardır.

"Râgıb Paşa, siyasetçe 'vezîr-i hakim' nâmını almış olduğu gibi, edebiyatça dahi 'şâir-i hakim' unvanını kazanmıştır. Eski sadrazamlar içinde kendine mahsus bir mevki tutmuş olan Paşa, ediblerimiz ve şairlerimiz arasında da bir yüce makama erişmiştir. Münşeatı, zamanın değişmesiyle ehemmiyetini muhafaza edememiş ise de, hakimane şiirleri kıymetten düşme tehlikesinden uzak bulunmaktadır. Bir çok beyti atasözü sırasına geçmiştir. Meselâ, halis hikmet olduğu halk ve ileri gelenler tarafından kabul edilen: 'Şecâ'at arz ederken merd-i Kıbtî sirkatin söyler' mısraını sırası geldikçe herkes kullanır.
"Zamanımızda cereyan eden edebi latifelerdendir ki, Buharalı olmak iddiasında bulunan Abdülgaffâr nâmında zeki, fakat çok konuşan bir zât, zarifler meclisinde kendisine ait bir bahis açarak, övünülecek şeylerini ve başarılarını bir bir sayıp dökmeye başlayıp, sözü haddinden fazla uzattığı halde orada bulunanlardan kimse lâtife yollu olsun bir harf bile söylememişken, geveze nihayet yorularak sükût eder etmez oradakilerden biri 'Cenâb-ı Hakk Koska'da defin i hâk-i ıtırnâk olan zâta rahmet eylesin!' demesiyle, Abdülgaffâr ve şâir konuşanların muradı:
"'Şecâ'at ederken merd-i Kıbtî sirkatin söyler' mısraını ihtar olduğunu anlayıverdiklerinden meclise umumi bir tebessüm yayılmıştı. Anlamlı mısraın şöhretinin derecesi!..
"İşte böyle şeyler, Paşa'nın: 'Eğer maksûd eserse mısra'-ı berceste kâ-fıdür' iddiasını tasdik ettirir.
"Râgıb'ın ekser seçilmiş şiirleri, ezberlemeğe değer hakimane sözlerdir. Hiç bir şairimiz, bu yolda kendisi kadar muvaffakiyet eseri gösterememiştir denilebilir. Tab'ı hikmet ile yoğrulmuş olduğundan âşıkane, rindâne beyitleri diğerlerine nisbetle azdır. (Muallim Naci)


ESERLERİ;

  • Divan (1837),
  • Münşaat (Mektup örnekleri),
  • Fethiye ve Fetihname-i Belgrad (Belgrad'ın fethini anlatır, 1939),
  • Mecmua-i Ragıp Paşa (Türkçe, Arapça, Farsça manzume ve düzyazı edebî parçalar),
  • Tahkik ve Tevfik (Sultan I. Mahmut ile Nadir Şah arasında yazışmalar),
  • Sefinetü'r-Ragıp(Arapça),
  • Matlau 's-Sa'deyn (Semerkandî'den çeviri, tarihle ilgili).