Hit (3337) M-46

Ziyad Ebuzziya Hocanın Ardından

Yazar Adı : Ziyad Ebuzziya İlim Dalı : Biyografi
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü : Yazar Tanıtım
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-07-21 Güncelleyen : /0000-00-00

Ziyad Ebuzziya Hocanın Ardından


Cenaze namazını kılmak üzere koştuğum fatih camii’nin avlusu'nda karşılaştığım manzara beni derinden yaralanmış ve yazıklar olsun, böyle mi olmalıydı’ diyerek, gözyaşlar'ımı tutamamıştım. Çünkü ciğeri beş para etmeyen ot gibi insanlar'ın cenazelerine koşan etkili ve yetkililerimiz, maalesef ziyad bey’in cenaze'sinde yoktu. Son yıllar'ını tekerlekli sandalye'de geçiren o çilekeş devlet, siyaset ve ilim adamı'na cenazesinde zulmettiler. Masonlar'a, dönmemiş dönmeler'e elpençe divan duranların ne işi olabilirdi o’nun cenazesinde. O’nun cenaze'sinde bir avuç’da olsa fatih’in torunları vardı, mücahid gençler vardı.
1983’te başlayan ve vefat'ına kadar devam eden dostluğumuz boyunca bir kez olsun ağzından luzumsuz, ölçüsüz bir söz işitmedim. Ev'ine her gittiğimizde bizi hoş tutar, ikram'da bulunur, sorduğumuz soruları enine boyuna ilginç cevaplar verir, ilmi, tarihi, siyasi ve kültürel konular etrafında bizleri ihya eder, aydınlatır, herkesin anlayabileceği bir şekilde konuşur, tatlı tatlı sohnet eder, sohbetlerine doyum olmazdı.
Çoğu mülakatımız esnasında, kendilerine tevcih ettiğimiz küçük bir soru'ya, o kadar geniş cevaplar verirdi. Teybimizin kasetleri biter, durmadan kaset değiştirmek zorunda kalırdık. Evine her gittiğimizde ‘ilminden istifade etmek için’ her kesim'den akademisyen, araştırmacı ve gazeteciler'le karşılaşırdım.
Konuşma, sohbet ya da mülakatımız esnasında, telefonlar'ı susmak bilmez, bir taraftan yurt içi'nden, bir yandan da yurt dışı'ndan arayan ve soru soran-istek'te bulunan insanlar'a cevap vermekten bıkıp-yılmazdı. Bazan telefon'da sorulan bir soru'ya, yarım saat'i aşan bir süre ilmi cevaplar verdiği, ilerleyen yaş'ına rağmen büyük bir enerji'ye sahip olduğunu müşahede ederek hayran kalır, içimden maşallah,barekallah demekten kendimi alamazdım.
Her tarafı antika eşyalar ve tarihi eserler'le dolu olan ev'i adeta, düzenli bir tarihi kitaplık artı müze görünüm'ündeydi. Tarih'le, sanat'la, antika eser eşyalar ve ilmi edebi eserler'le çok sıcak ve samimi dostluğu olduğunu anılar'ıyla süslerek bizlere heyacan'la anlatırdı.
Kufi hat sanatçısı ve aynı zamanda usta bir gazeteci olan dede'sinden kalma antika çalışma masası'nda ; antika, nadide eser ve belgeler arasında sabah'ın erken saatleri'nde başlayan araştırma, çalışma ve yazma işi , gece geç vakitler'e kadar devam ederdi. Çoğu kere yarı şaka yarı ciddi olarak ‘ruh'unda gazetecilik olan insan ciddi eser veremez’ diyordu.
Ev'ine gittiğimizde badesselam hal ve hatırımızı sorar, sohbet'e geçmeden evvel, ‘şurada duran yem'i alıp teras'a konan şu hayvancıklar'a biraz yem atabilirmisin’ der ve bu zevkli görev başarı'yla tamamlandıktan sonra sohbet'imize başlardık. Kuşlar'ı o’nu iyi tanırdı, sırtına konanları bile çıkardı. Sarımtırak akıllı kedisi ise ayrı bir renk katıyordu ev'ine.
Hemen her gittiğimizde ‘mü’min basın'ın bazı mühim, tarihi, ilmi, siyasi vs. Meseleler'e karşı takındığı tavrı ağır şekilde tenkid eder, müslüman basın'ın yekvucut olup ortak yayın yapmasının şart olduğuna değinir, kısır, basit luzumsuz çekişmeler'in bir kenara konmasını, türkiye ve islam dünyası'nın ortak ittifak ve anlaşmalar'la saflar'ını sıklaştırıp, güçler'ini birleştirmesi gereğine değinirdi. Çoğu zaman komunist sosyalist rusya’nın müslüman türk kardeşlerimize uyguladığı vahşet, sindirme, yok etme ve asimilasyon politikaları'na değinir, komunizm'in türkiye’de yutturulmaya çalışıldığı gibi dünya cenneti filan olmadığını, gerçekte dünya cehennemi olduğunu, çarpıcı misaller'le ortaya koyardı.
İlminin zekatını en üst limit'ten veren bir ilim adamı'ydı. Genç araştırmacılar'a, hatta her yardım isteyene rehberlik etmekten zevk duyardı. Bana ‘izimlerin çöküşü ve islam'ın yükselişi inönü menderes mücadelesi ve ermeni vahşeti gibi 3 önemli eser hazırlatması bu fedakarlığın en açık delilidir.
’Mehmet emin bey oğlumuza’ diye başladığı mektub'unda, cemre yayınları tarafından yayınlanmasına vesile olduğum dış politika son kitab'ının ‘kıymetli bir belge olduğunu’ söylüyor ve kitab'ın cidden faydalı mesajları ihtiva ettiğini belirtiyordu. Son parağrafları: ‘..istanbul’a geldiğiniz zaman beklerim. Ancak muhakkak ki gelmeden bir gün evvel saatini bidlrin. Son görüştüğümüzden beri durumum hayli bozuldu. İki haftadır fena halde rahatsızım. Konuşmam çok bozuk. Tedavi eden doktor'un verdiği 11 çeşit ilaç vucud'umun dengesini altüst ett. İlaçları kestim ama, vucuduma yerleşenlerin çıkıp gitmesi zaman alacak ve bu müddette son derece huzursuzum. Son iki hafta gazete'ye de makale yazamadım, telefon'la hemen hemen konuşamıyorum bile…

Sevgi'yle gözler'inden öperim.’


(İstanbul, Cemre Yay.)

İlminin zekatını en üst limitten veren bir ilim adamıydı. Genç araştırmacılara, hatta her yardım isteyene rehberlik etmekten zevk duyardı. Bana ‘izimlerin çöküşü ve İslam'ın yükselişi İnönü Menderes mücadelesi ve ermeni vahşeti gibi 3 önemli eser hazırlatması bu fedakarlığın en açık delilidir...‘Mü’min basının bazı mühim, tarihi, ilmi, siyasi vs. meselelere karşı takındığı tavrı ağır şekilde tenkid eder, müslüman basının yekvucut olup ortak yayın yapmasının şart olduğuna değinir, kısır, basit luzumsuz çekişmelerin bir kenara konmasını, Türkiye ve İslam dünyasının ortak ittifak ve anlaşmalarla saflarını sıklaştırıp, güçlerini birleştirmesi gereğine değinirdi.
Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi : Tarihi Osmani Encümeni Mecmuası
Sanal Dergi :
Makale Linki :