Hit (3048) M-1876

İlahiyat Tefsir ve Bologna Süreci

Yazar Adı : İlim Dalı : Eğitim
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2010-02-02 Güncelleyen : /0000-00-00

İlahiyat, Tefsir ve Bologna Süreci

Tefsir Anabilim Dalı V. Koordinasyon Toplantısı Üzerine

( 30 Mayıs–01 Haziran 2008 İstanbul )

30 Mayıs–01 Haziran 2008 tarihleri arasında Zübeyde Hanım Öğretmen evi’nde yapılan, Tefsir Anabilim Dalı V. Koordinasyon toplantısına Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi ev sahipliği yaptı.

Tefsir alanında çalışan öğretim üyeleri, okutman ve araştırma görevlilerinin katıldığı programa tüm ilahiyat fakültelerinden katılım oldu.

Biz bu yazımızda söz konusu toplantıdan notlar aktarıp aynı zamanda toplantı vesilesiyle gündeme gelen AB Bologna sürecinde İlahiyat ve Tefsir eğitimi hususunda bir kısım düşüncelerimizi paylaşacağız.

Tefsir Anabilim Dalı V. Koordinasyon toplantısının ilk gün (30 Mayıs Cuma) açılışın ardından “Tefsirin geçmişi ve geleceği” konusu etrafına konuşmalar ve tartışmalar yer aldı. İkinci gün (31 Mayıs Cumartesi) ise, program iki ayrı grupta devam etti. A grubunda her fakülteden en az bir temsilcinin bulunduğu çalıştay programı tüm gün sürdü.

Çalıştayda Tefsir Anabilim Dalı’nın eğitim öğretim meseleleri, Tefsirin İlahiyat Fakültelerinin müfredatı içerisindeki yeri, derslerin yeterli olup olmadığı üzerinde duruldu. Dersler, ön şartlı dersler, müfredat, meslekî uygulamalar ve ilahiyat fakültelerine hazırlık sınıfının tekrar kazandırılması gibi konular tartışılarak, tefsir öğretiminin problemleri için çözüm önerileri getirilmeye çalışıldı.

Genele açık bildirilerin yer aldığı B grubunda ise İlâhiyat fakültelerinde Kur’ân eğitim-öğretimi; sorunları ve çözüm önerileri, Tefsir derslerinde teknik cihazlardan özellikle bilgisayar imkânlarından yararlanma, yüksek lisans ve doktora programlarında okutulması gereken dersler ve okutma yöntemleri ve Tefsir alanında yapılmakta olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin nasıl olması gerektiği konuları üzerinde duruldu.

Programın son gününde (1 Haziran Pazar) A grubu çalıştay kararları tartışmaya açılarak rapor haline getirildi. “İlahiyat fakültelerinde tefsir derslerinin yeri ve müfredat programı-çalıştay kararları” na konulan en önemli başlık ilahiyat fakültelerine tekrar Arapça hazırlık sınıflarının açılma talebidir. Hazırlık sınıfı teklifinin arkasında öğrencinin iyi bir altyapı ile Temel İslam Bilimleri ve Tefsir derslerine hazırlanacağı düşüncesinin yanı sıra, 4 yıllık ilahiyat müfredatından Arapçanın hazırlık sınıfına çekilmesi ile diğer derslere müfredatta daha fazla yer açılacağı kanaati de hâkimdi.

Kararlarda yer alan en önemli başlıklardan bir diğeri de İlahiyat fakülteleri müfredatı gözden Avrupa Birliği ve özellikle de Bologna sürecinin dikkate alınması gerektiğidir. Yaşam boyu öğrenme ve kalite güvencesini önceleyen Bologna sürecinde eğitim “öğrenci merkezli” düşünülmekte ve öğrenciye bilgi, beceri ve yetkinlik kazandırma hedeflenmektedir. Bu süreçte özellikle bölüm bazında stratejik plan önemlidir. İlahiyat fakülteleri her ne kadar kendi içinde Temel İslam Bilimleri, Felsefe ve Din Bilimleri ve İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü olmak üzere üç bölüm olarak gözükmekle beraber, icraatta bu bölümler kendi öğrencisini alıp mezun etmek gibi bir ayrıcalığa sahip değildirler. Bir başka ifade ile ilahiyatlarda yer alan bu bölümler aslında bir anlamda kâğıt üzerinde kalmakta, fakülte bir bölüm olarak işlev görmektedir. Bu durumda İlahiyat fakülteleri bir bütün olarak bu stratejik planı yapmak durumundadır. Stratejik plan yapılırken dış paydaşlar önem arz etmektedir. Dış paydaşlardan kasıt genelde mezunlar, işverenler, meslek odası temsilcileri gibi başlıklarda toplayabileceğimiz unsurlardır ki İlahiyat fakülteleri söz konusu olduğunda bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı anlamına gelmektedir. Nitekim Tefsir Koordinasyon Toplantısı çalıştay kararları içinde yer alan “İlahiyat fakültelerinin müfredatlarında Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının taleplerinin de dikkate alınması” aslında aynı zamanda Bologna sürecinin de bir gereğidir.

Bologna süreci sadece “dış paydaşları” değil “iç paydaşları” da önemsemektedir. İç paydaşlar ile kast edilen ise müfredatın bizzat icrasını yapan öğretim üyesi, bölüm personeli ve bu müfredat ile yetkinlikler ve beceriler kazandırılması düşünülen öğrencilerdir. “Nasıl bir mezun isteniyor?” sorusu belki de dikkate alınması gereken en önemli sorulardan biridir. İlahiyat öğrencisine mesleki ve etik sorumluluk anlayışının kazandırılması ve çağdaş sorunlar hakkında bilgi sahibi olmaya teşvik edilmesi en az ona mesleki yetkinlikler ve beceriler kazandırmak kadar önemli görülmektedir.

Öğrencinin “Yaşam boyu aldığı eğitimin kredilendirilmesi” hususunu da önemseyen Bologna süreci öğrencinin formal/informal yollarla aldıkları becerinin kredilendirilmesini de öngörmektedir. Bunun ilahiyat fakültelerine yansıyan oldukça önemli tarafları bulunmaktadır. Örneğin, hafızlık eğitimi almış bir İlahiyat öğrencisinin, lisans öncesinde kazandığı bu yetkinliği lisans eğitiminde kredilendirmek mümkün olabilir mi? Hafız bir öğrencinin genel öğrenciye açılan Kur’an derslerinden muaf tutulması bunun yerine Kıraat noktasında daha üst seviyede bir ders açılarak kendini geliştirmesi ya da İlahiyatın diğer alanlarında daha fazla kredi alması sağlanabilir mi? Aynı durum lisans öncesi Arap dilinde kendini geliştirmiş bir öğrenci için de geçerlidir.

İlahiyat eğitiminin kendine has bir kısım özelliklerinden ötürü, AB süreci ve İlahiyat eğitimi konusu aslında üzerinde özenle durulması gereken bir konudur. Avrupa Birliği ülkelerindeki İlahiyat/theology eğitimlerine baktığımızda ülkelere göre farklılıklar olduğu açıktır. Ülkemizdeki ilahiyat eğitimini AB sürecinde bir ülkeden olduğu şekilde adapte etmek eğitim açısından uygun olmayacağı gibi tümüyle konuya bir adaptasyon olarak bakmakta yanlış olacaktır. AB ve Bologna Süreci “temel kriterleri ve prensipleri” modern eğitimdeki açılımlar noktasında değerlendirilerek İlahiyat fakültelerinin söz konusu sürece uyumu sağlanabilir.

Tefsir Koordinasyon toplantısının, her ne kadar detay olarak tartışmaya açmayıp AB ve Bologna sürecini çalıştay kararlarında bir başlık olarak gündeme getirmesi bile bu açıdan önem arz etmektedir.

Koordinasyon toplantısında atılan en somut adım ise Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora seviyesinde, “Tefsir Dersleri genel yeterlilik ölçütleri”ni belirlemek için yedi kişilik bir komisyonun kurulmuş olmasıdır. Bununla “imkân nispetinde müfredat birliğinin oluşturulması yönünde İlahiyat Fakülteleri arasında işbirliği ve eşgüdümün sağlanması” hedeflenmektedir. Söz konusu komisyonun hazırlayacağı raporun 2009 yılında Erzurum’da yapılması kararlaştırılan Tefsir Anabilim Dalı VI. Koordinasyon toplantısına sunularak müzakere edilmesi düşünülmektedir.

Programa ev sahipliği yapan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine teşekkürler.

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki : http://www.eilahiyat.com/component/content/article/79-dodr-bilal-gkir/693-ahiyat-tefsir-ve-bologna-si-.html?directory=31