Hit (135) F-1256

Devleti Ebed Müddet Ülküsü Ve Kızıl Elma Sözlerinin Kuran Ve Sünnette Dayanağı Var mıdır

İlim Dalı : Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2019-06-16 Güncelleyen : /2019-06-16

Soru: Devleti Ebed Müddet Ülküsü ve Kızıl elma sözlerinin kullanıldığını sıklıkla duyar olduk. Bu ifadelerin Kuran ve sünnette dayanağı var mıdır? Devlet için ölmek ve Kızıl elma ideali için ölmek faziletli amel midir?

el Cevab: Bu kavramlar Kuran ve sünnet kökenli kavramlar değildir.
"Devleti ebed müddet"; tarih boyu kurulan türk devletlerinin birbirinin devamı niteleiğinde olması anlayışının genel adıdır. Bu söylem kafatasçı osmanlı milliyetçisi Nihal Atsız vb osmanlı son dönem milliyetçilerinin sahiplendiği bir sözdür.

Atamız Metehan MÖ. yaşamış bir türk devlet adamıdır. Ama İmanıyla alakalı bir bilgimiz yoktur.
Dedelerimizin kurduğu Hun Devleti MS. 400-500 lerde kurulmuş bir devlettir. Bu Türk devletlerinin birbirinin devamı olduğu tezi dini değerlerimizle çelişmediği müddetçe zararsız bir tez olabilir.
Ama "ancak müminler kardeştir" ayeti varken, "Türkün Türkten başka dostu yoktur" dedikten sonra İslam ümmeti bilincimize muhalefete bir dayanak olsun için bu laflar genç beyinlerimizin zihinlerine konuluyorsa durum değişir.

Ülkemizdeki büyük çoğunluğun mensubu olduğu Türk ailesi bir soyun ismidir. Aile ismidir. Gelenek ve göreneklerini yaşatan ve çok uzun bir zamandır tarih sahnesinde devlet olarak varolan bir aileye mensup insanlara türk denilir. Türklük din değildir. Kafatasçı milliyetçilik; soyu din gibi kutsal görme fikri olarak islamda yeri olmayan bir fikirdir. Kafatasçı slavlık, rumluk ve ermenilik ve kürtlük gibi fikirler din karşıtlarının toplumları bir araya getiren iman ve semavi dinlerin bağlılarının birbirinden koparılması için üretilmiş ve dünyayı sarmış akımlardır.
Özetle mesela Osmanlı Devleti Türk bir ailenin hükümranlığı ile kurulan ve yaşayan bir devlettir. Ama İslam devletidir. Irk devleti değildir.

Devleti ebed müddet sloganı, içeriğine doldurulan mana ile hüküm alacak bir slogandır. Mesela "Adalet mülkün temelidir" de güzel bir slogandır.
Ama yapılan adaletsizlikler aramızdan çıkan güçlü şair Necip Fazıl'a "bir şarkıcı kadındır gazinoda adalet," dedirtmediği müddetçe...
Aynı şekilde devlet ebed müddet lafını tekrarlayarak ülkedeki insanların güven içinde yaşamasını temin için kurulmuş bir yönetim sistemi olan devleti devleti yaşatmak için yaşayan insanların devleti haline getiren düşüncenin de tercümesi olmamalıdır.
Zira İslamda devlet Allah'ın rızasının hakim kılınması ve kazanılması için vesiledir ve yaşam gayesi değildir. Sünni İslam itikadında da durum böyledir.
Devleti ebed nüddet kavramının devlet için yaşayan insanlar manasında kullanımı Şii Türklerin fikridir. Ve şianın masum imamlar nazariyesiyle birleşince bir dini inanç esası olarak kullanılagelmiştir.
Bu boyutuyla da dini değerlere muhalif hale gelmiştir.

Kızıl Elma söylemi;
Atalarımıza milliyetçilerimiz tarafından nisbet edilen bir mefkure ve ülküdür. Genellikle Mehapeli kardeşlerimiz tarafından öne çıkarılan bir söylemdir. Tayyip bey ile Devlet Bahçeli beyin biraraya gelip ittifak kurduklarından bu yana Akepeli müslümanlar tarafından da Kızıl Elma ideali seslendirilir oldu.
Bir devlet ideali olarak muasır medeniyetler seviyesine yükselmek için kullanılan simge manasında Cumhurbaşkanımızın kullandığını Sözcüsü İbrahim Kalın bey ifade ettiler.
Konunun islam dinindeki karşılığı kelamcı ilim adamlarının felsefeci müslümanlardan etkilenerek kurdukları şu cümlede anlam bulmuştur.
"Dinin iki temel hedefi vardır:
1- Yeryüzünün imarı
2- Allaha rahat kulluk edilmesinin temini (usulculer bunu korunması gereken beş insani ve islami değer ile detaylandırırlar) ve bu ikisiyle birlikte dünya ve ahiret mutluluğunun kazanılmasına çalışmak. İslami kökenli olmayan kızıl elma idealini islamileştirerek kullanacaksak kızıl elma: "Dinimizin korunması gereken beş değerinin korunduğu bir dünya nizamını kurmak ve onu yaşatmak olmalıdır."
Not: Bilindiği gibi İslam dininin başka bir medeniyetin ya da dinin kavramı kullanılarak ifade edilmesi caiz değildir. "İslami Kızıl Elma" kavramı bu sebeple olmaz.

Ek not: Bazı İlim adamlarımızın hocalarımızın Kızıl Elma Tevhiddir... demeleri başka bir milliyet değerinin kavramının dini kavramlar arasına sokulmasına dikkat etmeden kullandıkları manası doğru kullanımı yanlış bir laftır. Tabiki bu laflar edildiyse… Bakınız; 

Devlet için ve Kırmızı elma ideali için ölmek faziletli amel midir sorusunun cevabı şudur;
-İslam da devlet için ölünmez.
Devletin temsil ettiği inanç değerlerimiz için ölünür.
Namus bir dini değerdir. Namus için ölen mesela dini namusu için ölüyorsa şehittir.
Serhat boylarında ya da vatanın ya da dünyanın herhangi bir yerinde Dini değerlerini ve gereği olan milli değerlerini beklerken korurken savunurken ölen şehit olur. Dini şehadet kavramına uygun olarak.

Bu görevleri yaparken ölen ya da öldürülen bir gayri müslim vatandaşlarımız da şehitlik rütbesine erişir.
Ama bu şehitlik "medeni devletin bir rütbesi olan şehitliktir."
Bu şekilde şehitlik rütbesine kavuşanlar diyanetin de fetvalarında açıkça ifade ettiği gibi iman sahibi olmadıklarından cennete girecek olan islam şehitleri gibi müslümanların inandıkları peygamberimizin haber verdiği cennete girmezler.

Ek not 1: Bir müslüman görünüşte Allah için savaşırken ya da vatanını nöbet beklerken kalbine kahramanlık isbatı, cesaret izharı gibi bir mana hakim olsa ve cesaretini ve ya kahramanlığını göstermek için ya da nam salmak dürtüsüyle savaşsa ve o haldeyken ölse bu insan "islami şehitlik" rütbesine ulaşır mı?

Efendimize bir insan nam için ya da izzeti nefsi için savaşsa ve bu sırada ölse onun ecri nedir diye soruldu. Efendimiz, onun ecri yoktur buyurdular. Soru defalarca tekrar edildi cevabı yine aynı oldu. Ecri yoktur. Sonra şöyle dedi. Allah sadece sırf rızasının kazanılması için yapılan amelleri kabul eder. Vechi keriminin (sadece rızasının) kazanılması hedefiyle yapılan amelleri kabul buyurur dedi. [1]

عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ عليه الصلاة والسلام، فَقَالَ:( أَرَأَيْتَ رَجُلًا غَزَا يَلْتَمِسُ الْأَجْرَ وَالذِّكْرَ، مَالَهُ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ عليه الصلاة والسلام:«لَا شَيْءَ لَهُ» فَأَعَادَهَا ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، يَقُولُ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ عليه الصلاة والسلام: «لَا شَيْءَ لَهُ» ثُمَّ قَالَ: «إِنَّ اللَّهَ لَا يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إِلَّا مَا كَانَ لَهُ خَالِصًا، وَابْتُغِيَ بِهِ وَجْهُهُ)

Hadis 2: Ebu Hureyre (ra)dan;
"Kıyamet günü ilk hesabı görüleceklerden birisi şehid olanlardır... Allah kendisine nimetlerini haber verir ve bu nimetlere şükran için ne yaptığını kuluna sorar o da senin uğrunda şehid oldum der. Ama bu iddiasında yalanlanır. Sen benim için değil, sana kahraman desinler diye savaştın ve öldün denilir ve ameli kabul edilmeyip cehenneme atılır... Sonra Allah’ın kendisine rızkında genişlik (zenginlik) verdiği birisi getirilir. Nimet kendisine hatırlatılıp ne yaptın denilir. O da ey rabbim senin yolunda bolca infak ettim der. Ama yalanı yüzüne vurulur yalan söylüyorsun sen bu harcadıklarını ve iyiliklerini sana ne cömert adam desinler diye yaptın denilir ve o da cehenneme yüzüstü atılır…"[2]

عن أبي هريرة فقال له ناتل أهل الشام [ ص: 1514 ] أيها الشيخ حدثنا حديثا سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم قال نعم سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول إن أول الناس يقضى يوم القيامة عليه رجل استشهد فأتي به فعرفه نعمه فعرفها قال فما عملت فيها قال قاتلت فيك حتى استشهدت قال كذبت ولكنك قاتلت لأن يقال جريء فقد قيل ثم أمر به فسحب على وجهه حتى ألقي في النار ورجل تعلم العلم وعلمه وقرأ القرآن فأتي به فعرفه نعمه فعرفها قال فما عملت فيها قال تعلمت العلم وعلمته وقرأت فيك القرآن قال كذبت ولكنك تعلمت العلم ليقال عالم وقرأت القرآن ليقال هو قارئ فقد قيل ثم أمر به فسحب على وجهه حتى ألقي في النار ورجل وسع الله عليه وأعطاه من أصناف المال كله فأتي به فعرفه نعمه فعرفها قال فما عملت فيها قال ما تركت من سبيل تحب أن ينفق فيها إلا أنفقت فيها لك قال كذبت ولكنك فعلت ليقال هو جواد فقد قيل ثم أمر به فسحب على وجهه ثم ألقي في النار وحدثناه علي بن خشرم أخبرنا الحجاج يعني ابن محمد عن ابن جريج حدثني يونس بن يوسف عن سليمان بن يسار قال تفرج الناس عن أبي هريرة فقال له ناتل الشامى واقتص الحديث بمثل حديث خالد بن الحارث

Ek not 2: Hulasa olarak dinimizde bir amel ancak Allah'ın farz kıldıklarındansa ve ya haram kıldıklarından da ondan Allah korkusu sebebiyle uzak durulduysa sahibine ecir kazandırır.
Ameller sırf Allah rızası kazanmak için yapılmazsa salih amel olarak nitelenmiş olsalar bile sahiplerine fayda vermez.


[1] en Nesai es Sünen h no: 3140
[2] Muslim es Sahih h no: 4923