Hit (176) Y-1944

Erhan Tığlı

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 20.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Nazilli / Aydın D.Tarihi : 14.Mar.41
Görevi : Şair,Yazar Uzm.Alanı : Şiir
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Serkan Boztilki/2008-02-11 Güncelleyen : /0000-00-00

Erhan Tığlı
Tığlı Erhan, E.T. imzalarını da kullandı.
Atça İlkokulu (1948), Nazilli Lisesi (1954), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (1966) mezunu.
1967'den itibaren Nazilli, Eskişehir ve İstanbul liselerinde öğretmenlik yaparak 1993 yılında emekliye ayrıldı. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir.
"Bekâr Odam" başlıklı ilk şiiri 1957'de Nasrettin Hoca dergisinde yer almıştı. 1960'tan sonra şiir, hikâye ve mizah yazıları Papağan, Akbaba, Gırgır, Sanat Çevresi, Yaba, Söylem, Beşparmak, Türk Dili, Çağdaş Türk Dili, Yelken, Varlık, Güzel Yazılar gibi dergilerde, Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Yeni Asır, Sabah Postası gibi gazetelerde yayımlandı.
1996'da Damar Dergisi Çankaya Belediyesi Çocuk öyküsü ödülünü, Türk Hava Kurumu Hikâye Yarışmasında ikincilik, Etos Sanatevi Şiir Yarışmasında birincilik, 2000'de Mevlüt Kaplan Edebiyat ödülü, çeşitli yarışmalarda mansiyonlar aldı.
"Erhan Tığlı'yı şahsen tanıdıktan sonra yazdıklarının da kendisi gibi, içten ve samimi olduğunu daha iyi anladım. Bir yazıneri olarak İstanbul'u seçmiş olmasına karşın körle yatıp şaşı kalkmış. Bildiği yolda tek başına yürümeyi ve kendi olmayı sürdürüyor. Bu yüzden de çok önemsenmesi gerekir diye düşünüyorum." (Tacim Çiçek)

ESERLERİ:
ŞİİR:

  • Varım (1962)
  • Sessizliğin Sağanağı (1984).

HİKÂYE:

  • Sonsuz Olmaktır Sevmek (1975)
  • Şeytan Rivayetleri-Gizemli öyküler (1997)

DENEME:

  • Türküleşsin Dünya (1985)

OYUN:

  • Bir Numaralı Adam (kısa öykü ve oyunlar, 1980).

MİZAH:

  • Halkımız "Gülen Ayvamız, Ağlayan Narımız" (1980)
  • İkramiyeli Dünya (1983).

ÇOCUK ÖYKÜSÜ:

  • Öküzü Bayram Yerinde (1997)
  • Dilek (2002)
  • Çilli Horoz
  • Palyaço
  • Annem Dedi ki, Çalış Kızım, Çalış Oğlum, Konuşan Ayna, Elma Dersem Çık Arkadaşım Eşek, karıncanın Dersi.

DERLEME:

  • Açıklamalı Atasözleri (1985)
  • Açıklamalı Deyimler (1985).

ERHAN TIĞLI
TÜRKÜLEŞSİN DÜNYA
Atın sigarayı ağzınızdan, çıkarın derdi, tasayı kafanızdan. Dudağınızda sigara yerine türkü taşıyın. Her gün bir türkü tutturun, alışın türkü söylemeye. Bir türkünüz olsun söylenecek. Kızdırınız olaylardan türkü söyleyerek alın hıncınızı. Bir türkü tutturun, bir türkü tüttürün doğan güne karşı. Türküler silsin içinizdeki isi, dumanı. Deyin ki: "Sigaramın dumanı / Yoktur IMF'nin imam Daha gelmedi mi bize / Kredi verecek zamanı?"
Hep paramız dalgalanacak değil ya, deniz örneği. Biz de dalgalanacağız elbet arada sırada. Hemen başlayın o zaman türküye: "Coştum yine dalgalanıyorum ben / Üç kadeh içtim sevdalanıyorum ben."
Kendinizi pek yalnız, dostsuz, arkadaşsız mı hissediyorsunuz? Unutun bir an için konan ambargoyu, vizeyi, tutturun türkünüzü: -Hey dingala dingala / Kömür koydum mangala / Amerika, Avrupa dostum çok? / Çalkala yavrum çalkala!"
Bakkala gidip bir şeyler almak istediniz ama cebinizde para yok. "Yaz tahtaya bir daha / Tut defteri, kitabı / San Çizmeli Memetağa / Bir gün Öder hesabı..." deyiverdiniz mi tamam. Ama dikkat edin ha. bakkal da. size: "Veresiye vere vere kalmadı /Allah canımı almadı" türküsünü söylemesin...
Sabahleyin kalktınız. Terslikler üst üste geldi. Elektrik yanmadı, su akmadı. Kahvaltı yapamadınız. Beklediğiniz otobüs bir türlü gelmek bilmedi. Geldi de sizi almadan gitti. Daha doğrusu saygısız bir kalabalık içeriye girmenizi engelledi. İşinize geç kalmadan gitmek için yayan yapıldak yollara düştünüz, Yoo... Kızıp köpürerek masmavi gününüzü karartmaya ne hakkınız var canım! Olur böyle vakalar... Her vatandaşın başına gelebilir. Çatlasanız da patlasanız da neyi değiştireceksiniz! ki tek başınıza? öfkeyle kalkanın ziyanla oturacağım da unutmayın ve uslu uslu türkünüzü okuyun bakayım: "Tek tek basaraktan / Bade süzerekten / İnci dizerekten / Gel canım gel aman!"
Kim mi gelecek? Güzel günler gelecek. Gelecek güzel günler değil mi zaten bizleri yaşama bağlayan. Umut eski 'bir türküdür, hiç bıkmadan söylenen gündüz, gece, tümce tümce, hece hece. Eskidir ama yeniye açıktır kapısı. Umut türküsüdür yeşerten mutluluğumuzu. Öyle bir türküdür ki o, dallanıp budaklanırız onunla. Çiçek açarız, meyvaya dururuz, karamsarlığa, kötümserliğe engel olunuz.
Sımsıcak bir sevda soluğuyla türküleşdi mi dünya, gel de türkü söyleme, doğayla birlikte. Gel de doğmasın içine burcu burcu bir tutku, bir yaşama sevinci. Öyle bir türküdür İki Anadolu, alev alev sevda kokar her soluğu. Gelin soldurmayalım onu, sallayalım öz suyumuzla, canlandıralım emeğimizle, çabamızla. Başarılarımız kılıç olsun keskin, geriliği, karanlığı yensin, kalksın ortadan kin, yeşersin sevgi ekin, sıcacık ekmek olsun yaşamak, yiyelim kardeşçe paylaşarak dilim dilim.
"Görecek günler var daha Aldırma gönül aldırma!"
{Türküleşsin Dünya, 1985)