Hit (2984) M-1726

Osmanlı Devleti Zamanında Diyarbakırdaki Ermeni Nüfusu Üzerine Bazı Bilgiler

Yazar Adı : İlim Dalı : Tarih
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-11-01 Güncelleyen : /0000-00-00

Osmanlı Devleti Zamanında Diyarbakır'daki Ermeni Nüfusu Üzerine Bazı Bilgiler

Dicle havalisinin en büyük şehri Diyarbakır’dır. Asur kaynaklarında adı “Amid veya Amida” olarak geçen Diyarbakır için diğer tarihî kayıtlar bölgeden bahsettiklerinde Diyarbekir ismini kullanırken, şehir merkezinden bahsettiklerinde ise Amid adını tercih etmişlerdir. Bu durum Osmanlı arşiv belgelerinde de devam eder. Mezopotamyayı bir yandan İran ve Kafkaslara öte yandan Karadeniz sahillerine bağlayan tarihî bir yol kavşağında bulunur. Bugün Türkiye hudutları içinde kalan kısmı itibarı ile Güney Doğu Anadolu olarak isimlendirilen bölgeye Arap kaynaklarında el-Cezire veya Beynennehreyn (iki nehir arası), Batı kaynaklarında Yukarı Mezopotamya deniliyordu ve Diyarbakır, adı geçen bölgenin merkezi durumundaydı. Aynı zamanda bir mıntıka adı olan Diyarbakır, Arap kabilelerinden Bekir bin Vail b. Kâsıt’a nisbetle bu adla anılmıştır ve geniş bir alanı kapsamaktadır. Bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Osmanlı hâkimiyetine girişi ise Yavuz Sultan Selim’in padişahlığı zamanına tesadüf eder. Osmanlı hâkimiyetine geçtikten sonra Osmanlı idarî teşkilatı çerçevesinde Diyarbakır Beylerbeyliği oluşturulmuş ve Diyarbakır Şehri de beylerbeyliğin merkezi olmuştur. 1514-1515 yıllarında kesin olarak Anadolu Türk bütünlüğüne dahil edilen Diyarbakır ve çevresi tarihî seyir içinde kazandığı özelliklerini sürdürmüştür.1

Diyarbakır’ın hem idarî hem de beşerî bakımdan yapısını, 19. yüzyılın sonlarında Düyûn-ı Umumiye müfettişi olarak bölgedeki seyahatleri esnasınaki gözlemleri ifade etmektedir. 2 Buna göre Hısn-ı Keyfa, Amid ve Meyyâfârikin (Silvan) onun sınırları içindedir. Diyarbekir, ahalisinin büyük çoğunluğu Müslüman birazı Ermeni ve Keldani’dir. Hepsi Türkçe, Kürtçe ve bazen Arapça konuşurlar. Diyarbakır’ın bu durumu, daha sonra meydana gelecek gelişmelerde olumsuz ve istenmeyen birtakım neticelerin ortaya çıkmasına fırsat verecektir. Daha açık bir ifadeyle dünyada 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan değişmeler Osmanlı ülkesi üzerinde geleceğe yönelik hesapların yapılmasına daha bir hız vermiştir. Osmanlı ülkesindeki Hıristiyanlar gibi, ülkedeki Müslümanları da ayırıp gerek birbirlerine gerekse Osmanlı gücüne karşı kullanabilmek Avrupa siyasetinin temeli olmuştu. Bu siyaset Türk devlet adamları tarafından bilinir ve gereken tedbirler alınırdı. Ancak 1826 sonrasında ve özellikle Tanzimat’tan sonra sanki Avrupa devletleri Türkiye’nin güçlü bir devlet olmasından başka bir şey düşünmezlermiş havasına girildi. Bunda devrin dış ve ona bağlı iç siyaset çevrelerinin büyük payı vardı.

Osmanlı Devleti’nin karşı karşıya kaldığı ve ve daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti’ne devrettiği problemlerin en belli başlılarından biri olan Ermeni Sorunu bu genel çerçeve içinde içinde ortaya çıkmıştır. Ermeni sorunun ortaya çıkışında ise değişik faktörler rol oynamıştır. Bunların teferruatına girmeden başlıklar hâlinde sıralayacak olursak; Fransız İhtilâli’nin, 1878 Berlin Konferansı’nın, Batılı devletlerin tahrik, teşvik ve finans desteğinin, aynı şekilde Ermeni Patrikhanesi ve diğer Ermeni kiliselerinin faaliyetlerinin, Osmanlı Devleti’nden ABD ve Avrupa’ya giderek ihtilalci fikirlerle yurda dönen Ermenilerin 1828, 1878, 1912, 1914 savaşları öncesi / sırası / sonrası olayların, bilinçlenme, propoganda ve göç hareketlerinin, gayrimüslim okullarının, hayır cemiyetlerinin Ermeni çetelerinin, misyoner faaliyetlerin, Yunanistan, Bosna-Hersek ve Bulgaristan olaylarının her birisinin değişik derecede veya hepisinin toplu olarak etkisi vardır.3

Bu sorunun en önemli yönlerinden biri ise Osmanlı Devleti’ndeki Ermeni nüfusunun miktarına ait tartışmalardır. Bu sebeple Osmanlı Devleti zamanında Diyarbakır’daki Ermeni varlığının sayılara dayalı olarak tespiti konunun bilimsel olarak ele alınıp incelenmesinde ve buna bağlı olarak gerçeklerin tespit edilmesinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bunun için Müslüman ve Müslüman olmayan nüfusun zaman içinde uğradığı değişiklikleri somut olarak takip edebilmek için rakamlara dayalı olarak, tablolar hâlinde vermek kelimelerden daha fazla önem kazandığı için ağırlık buna verilmiştir.

Öncelikle değişik kaynaklara göre Devlet genelindeki Ermeni nüfusunu bildiren rakamlara bir göz atacak olursak, verilen rakamlar arasındaki farklar yer yer biribirinin üç katı kadar farklılıklar gösterir.4

KAYNAKLAR

NÜFUS

Patrikhane:

1.780000-3.000.000

Jacquas Morgan

2.380.000

Pastırmaciyan :

2.100.000

Hovanisyan:

1.500.000-2.000.000

Vahan Vardabet:

1.263.000

Constenson:

1.400.000

Walker:

1.500.000

Ravenstein :

760.000(Asya Türkiyesi)

Clair Price:

1.500.000

A.Powell:

1.500.000

Lynch:

1.058.484

Zelenof :

921.000

Cuinet:

838.125

Enc. Britannica:

1.500.000

1917 İngiliz Salnamesi:

1.056.000

Osmanlı Kaynaklar:

1.160.000-1.300.000

Rakamlardaki bu tutarsızlıklar, asılsız soykırım iddialarını daha baştan çürütmektedir. Buna rağmen gerçekleri ortaya koymak bakımından, sorunun ortaya çıktığı 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin nüfus yapısını veya dinî-beşerî bir profilini göz önüne sermek bilimin bir gereğidir.

Osmanlı Devletinde Nüfusun Dinlere Göre Dağılışı (1831)5

Milletler

Rumeli

Anadolu

Toplam

%

İslam

513.428

1.995215

2.508.643

66.33

Hıristiyan

811.546

359.379

1.170.925

31.19

Kıpti

29.530

7.143

36.673

0.98

Yahudi

11.674

5.396

17.070

0.46

Ermeni

3.556

16.743

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :