Hit (682) Y-584

Ergun Göze

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 20.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Sivas D.Tarihi : 1931
Görevi : Avukat,Gazeteci,Yazar Uzm.Alanı : Hukuk
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Serkan Boztilki/2008-01-26 Güncelleyen : /0000-00-00

Ergun Göze

İlköğrenimini Sivas Fevzi Çakmak İlkokulunda,
Sivas Lisesinde başladığı orta öğrenimini Çorum Lisesinde tamamladı (1950).
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden (1957) mezun oldu.
Birkaç arkadaşıyla birlikte Babıâli Yayınevini kurarak (1960) bir süre yayıncılık,
1965'ten başlayarak serbest avukatlık,
TGRT televizyonunda haber yorumculuğu yaptı.
Daha sonra kurduğu Boğaziçi Yayınlarını yönetti
İlk yazısı Sivas'ta çıkan Hakikat gazetesinde (1949) yayımlanan Göze, daha sonra Mümtaz Turhan'ın çıkardığı öncü dergisinde Ahmet Kenan imzasıyla yazdı.
Babıali'de Sabah (1965) gazetesinde başladığı fıkra yazarlığını 1969'dan itibaren Tercüman, 1988'den sonra Türkiye, Halka ve Olaylara Tercüman gazetelerinde sürdürdü.
Diğer yazıları İslâm Medeniyeti, Büyük Türkiye, Büyük Edebiyatı (1972-73), Büyük Doğu (1972), Köprü (1977) vd. dergiler ile çeşitli yıllıklarda yer aldı.

ESERLERİ

DENEME-ARAŞTIRMA-İNCELE-ME

  • Meşhurların Son Sözleri (1967, Son Sözleri Ansiklopedisi adıyla 1994),
  • Anadolu Sahabeleri (1968),
  • Peyami Safa - Nazım Hikmet Kavgası (1969),
  • Köşebaşı (1969),
  • Peyami Safa'dan Seçmeler (Faruk Kadri Timurtaş ile, 1970),
  • Mukayeseli İslâm Tarihi Kronolojisi (1971),
  • Dinlen Çöl (1975),
  • İçimizden 30 Kişi (1975),
  • Üniversite Dosyası - Profesörler Geçiyor (1975),
  • Dışişleri Kavgası(1975),
  • Peygamberimiz ve Dört Halifesi (1987),
  • İslama Selâm (1989),
  • Gözümle ve Gönlümle Tanıdıklarım (1989),
  • Hariciyemizin İçyüzü (1990),
  • Türklük Kavgası (1990),
  • Bulunmuş Defterden Cuma Düşünceleri (tsz.),
  • İslâmiyet ve Teknoloji (1990),
  • Freud ve Freudizmin İçyüzü (1992),
  • Siyonizmin Kurucusu Theodor Herzl'in Hatıraları ve Sultan Abdülhamid (1995),
  • Öç Büyük Mustarip; Cemil Meriç - Peyami Safa - Necip Fazıl Kısakürek (1995),
  • Peyami Safa'nın Türk Düşüncesindeki Yeri (1997),
  • Peygamberimizin Hayatından Sahneler (1997),
  • Ecevit Çıkmazı (2001),
  • Ergun Göze - Aziz Nesin Kavgası (1998),
  • Besmele Bahçesi,
  • Kuğunun Son ötüşü –
  • Çanakkale Destanı / The Last Cry of the Swan the Legend of Çanakkale (kolektif; fotoğraflar: Selamet Taşkın; çeviri: Ayşe Turgut, Kemal Çiftçi, 1999),
  • Peyami Safa (2002),
  • Çanakkale'de Kumandanlar Savaşı (2003).

PİYES

  • Çar Tabancası, Üçüzler

ÇEVİRİ-YAYIMA HAZIRLAMA

  • İslâm Dâvası (1967),
  • Kur'an-ı Kerim Mucizesi (Malik bin Nebi'den, 1969),
  • İslâm ve Demokrasi (Malik bin Nebi'den, 1970),
  • Cezayir'de İslâm'a Yeniden Doğuş (1973),
  • Soruşturma (1973),
  • İsrail'in Gizli Dosyası: Terörizm (Vin-cent Monteil'dan, 1995),
  • Rusya'da Üç Esaret Yılı / Bir Türk Subayının Hatıraları (Anlatan: Ahmet Göze, önsöz-Samiha Ayverdi, 1991),
  • İslam'da Dini Düşünce Yapısı (Felbc Arin, Hamilton Gibb ve Jeanne Arin'den, 1997),
  • Çanakkale Savaşlarından Altın Harfler (Mehmet İhsan Gençcan'dan, 1997)
  • Batının Politik Ahlâksızlığı (Ahmed Rıza'dan, 2004),


ERGUN GÖZE
ÇOK YAZMA REKORU

Sanırım, Türkiye'de çok yazmak rekoru Peyami Safa'nındır. Zira onbeş yaşından başlayıp altmış üç yaşına kadar her gün birkaç çeşit yazı yazmak zorundaydı. Kalemi ile geçinen bir insanın mecburiyeti. Bu bakımdan yazdıkları hem çok çeşitli sahalarda olmuş hem de çok büyük miktarlara varmıştır.
Yazdıklarını şekil bakımından iki grupta toplayabiliriz. Birincisi gazetelere yazdığı, fikra ve makaleler: Sonradan bunlar toplanıp ayrı kitaplar haline getirilmiştin Fıkraların, bir kitabın organik bünyesini arz etmesi yazanın kafa yapısının sistematiğini gösterir. Ayrıca, o yazıların günlük hadiselerin üzerindeki fikir değerini.
İkinci grup ise zaten kitap halinde düşünüp kaleme aldığı eserlerdir. Onun eserleri bir de muhteva bakımından tasnif edilebilir. Zaten bu tasnifi kendisi yapmıştır. Bazı eserlerin daha hafif ve daha çok para kazanmak gayesi ile yazılmış kabul ettiği için onlara Server Bedi müstear ismiyle imza atmıştır. Macera ve halk romanları daha çok bu imza ile çıkmıştır. Fıkraları, makaleleri, araştırmaları, fikir eserleri ve büyük romanları ise Peyami Safa imzası ile. Mesela Server Bedi imzası ile meşhur ettiği bir tip vardır. Cingöz Recai: Bir bakıma Arşen Lüpen'in yerlisi... Zahmetsizce, çalakalem yazılmış halk romanlarını da bu seriye katabiliriz. Ama bunlardan bazdan Server Bedi imzası taşımalarına rağmen yer yer Peyami Safa'nın eseri olduklarım kabul ederler.
Bir yazarın ekmeğini kazanmak zarureti ile kendi vadisinin dışında yazı yazmak zorunda kalması cemiyetin kültür seviyesinin düşüklüğünün kötü bir neticesidir. Ama onun bu durumu bir nükteye de sebep olmuştur. Nüktenin sahibi Kültür Bakanlığınca "Şâiri Azam" seçilmiş bulunan ve Peyami Safa ile gençliklerinden itibaren birçok dalgalanmalara rağmen dost kalmış olan Necip Fazıl'dır... Demiş ki:
"Peyami Safa mı? Tanırım kendisini... Server Bedi'nin evinde kalır.
{Peyami Safa, 2002)