Hit (909) Y-1782

Mustafa Kutlu

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 20.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Kuruçay / Ilıç / Erzincan D.Tarihi : 06.Mar.47
Görevi : Yazar Uzm.Alanı : Hikâye Yazarı
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Serkan Boztilki/2008-02-08 Güncelleyen : /0000-00-00

Mustafa Kutlu
Çocukluğunun ilk yılları babasının memuriyeti dolayısıyla Türkiye'nin değişik yerlerinde geçti.
Babası 1953'te emekliye ayrılınca ailece Erzincan'a yerleştiler.
Futbola, resme ve sinemaya olduğu gibi edebiyata ilgisi de çocukken başladı.
Arkadaşlarıyla birlikte küçük bir kütüphane kurdu.
Ortaokulda okurken babasını yitirdi.
Ortaokul ve lise öğrenciliği yıllarında oldukça hareketliydi.
Mahalli kümede futbol bile oynadı.
1963'te liseyi bitirdi.
Resme olan ilgisi ve yeteneği nedeniyle, Güzel Sanatlar Akademisine girmek istedi.
Fakat kayıt için gittiğinde bu okulun kendisine uygun bir yer olmadığını düşünüp vazgeçti. "Biz burada kayboluruz" diye düşündü.
Erzurum'da yeni açılan Atatürk Üniversitesinin Edebiyat Bölümüne kayıt yaptırdı.
Burada okumuş olmasının ve burada kurduğu arkadaşlıkların hayatı ve yazarlığı üzerinde oldukça kalıcı etkileri oldu.
Resim çalışmaları bir yandan sürerken, yazar olmaya karar verdi.
Hareket dergisinde desenleri ve hikâyeleri çıkmaya başladı.
1968'de üniversiteyi bitirdi ve ertesi yıl Erzincan'da Sevgi Hanımla evlendi.
Tunceli ve İstanbul'da edebiyat öğretmenliği yaptı.
1974'te öğretmenliği bıraktı.
Sonradan adı Dergâh olan, o zamanki adıyla Hareket ailesinin bir parçası oldu. Hareket'in son yıllarında derginin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü.
Bu arada Ortadaki Adam (1970) ve Gönül İşi (1974) adlı iki hikâye, Sait Faik'in Hikâye Dünyası (1968) ve Sabahattin Ali (1972) adlı iki de inceleme kitabı yayımladı.
İlk hikâyesi "O", 1968'de Hareket dergisinde çıkmıştı. Bu hikâye; son derece gelişmiş bir dili olmasına rağmen soyuta ve bireyselliğe kaçan, anlatımda bir tür Sait Faik "savrukluğunu" kasıtlı olarak taklit eder gibidir. "O", Kutlu'nun daha sonra yarattığı tarza uzak, "A Kuşağı" diye bilinen imgeci hikâyecilerin tarzına yakındır.
Hem bu hikâyenin içinde bulunduğu Ortadaki Adam'ı, hem de Sabahattin Ali tarzının izinde sayılabilecek ikinci kitabı Gönül işi'nin tekrar yayımlanmalarına izin vermedi. Kutlu, hikâyelerinin yanı sıra kitap tanıtma yazılarını, yazı işleri müdürlüğünü (1968–82) yaptığı Hareket, yönetimine katıldığı Adımlar (Erzurum, 1970–72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler ve yönettiği Dergâh gibi dergilerde yayımladı.
Kutlu, bu arada. Mart 1990'da çıkan edebiyat dergisi Dergâh'ı yönetti. Dergâh Yayınlarınca çıkarılan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'nin editörlüğünü yaptı ve ansiklopediye çok sayıda madde yazdı.
Yeni Şafak gazetesinde spor ve edebiyat konularında köşe yazarlığını yıllarca sürdürdü. Daha önce de Zaman gazetesinde İstanbul'u dolaşarak edindiği izlenimleri Şehir Mektupları (1995) kitabında topladı.
Yine bu arada televizyon programları yaptı. Son yıllarda uzun hikâyeler yazmaya ve her yıl yeni bir hikâye kitabı çıkarmaya başladı.
Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001). Mavi Kuş (2002), Tufandan Önce (2003). Rüzgârlı Pazar (2004) ve Chef (2005) bu yeni dönemin ürünleridir. Yoksulluk İçimizde ile 1981'de, Ya Tahammül Ya Sefer ile de 1983'te Türkiye Yazarlar Birliği tarafından iki defa yılın hikâyecisi seçildi.
2000 yılında Uzun Hikâye adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Dil Ödülünü aldı.
"Edebiyat verimleri dışında sosyal değişme, şehir tarihi, monografi, hatırat, deneme türü eserlere, sinemaya, Türk solu tarihine özel bir ilgisi vardı ve iyi okurdu; fakat bütün okumaları kelimenin tam manâsıyla serbestli: Kitabın önemli yerlerini çizmez, not tutmaz, okuduğu esere ayrıca sahip olmak istemezdi. Kitapları hakkında gazete ve dergilerde çıkan yazıları, kendisiyle yapılan konuşmaları da çoklukla okur geçer, onları da birik-
tirmezdi. Ardı sıra bu yazıları okuyup kesmek, fotokopilerini alıp Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'nin arşivindeki 'Kutlu, Mustafa' zarfına koymak işi çoklukla bana düşerdi." (İsmail Kara)
"Yetmişli yıllar ve sonrasındaki öykücülük itibariyle tema çeşitlemesi, konu açılımı, yeni biçim ve üslûp denemesi denildiğinde ilkin Mustafa Kutlu akla gelir. Kutlu, kendisinden önce de var olan, ancak fazlaca işlenmeyen konu damarlarını yakalamakta ve onları yeni bir öyküsel muhteva ile sunmakta hiç zorlanmamış, pabucu yarım bir hamalı, kanadı kırık bir güvercini aynı özenle öykülendirmişlir. 'Ressam gözü' değerinde bir bakış, inceleme
ve gözlemleme yetisi vardır Mustafa Kutlu'nun. Ki bu izlenimci, yansıtmacı bir göz olmaktan çok, kolayca görülmeyeni gören ve onu kendi içinde asıl olması gereken renk bütünlüğüne kavuşturarak nakleden bir ressam gözüdür."
(Ömer Lekesiz)

"O, yaşanan toplumsal, bireysel çarpıklıklardan iyimser gözlerle hikmetler devşirip kalplere ulaşmayı deneyen bir derviş hikayeci gibidir. Olaylara, insanlara tevekküle yaslı muzip bir tebessümle bakan Kutlu, insan ruhunun / psikolojisinin gizlerine eğilir, öykülerinde incitici insani hâllerin ucuz tüketimini / kullanımını yapmadan, bütün bunları içselleştirip, kalıcı, sarsıa sonuçlara ulaşmayı dener. Abartılardan, yapmacık, artistliklerden kaçınarak, hep peşinde olduğu 'hikmet ve ahenk' çizgisinde geleneğin modern dilini konuşmaya çalışır. Hasbî, kalbi ve sahih olanı metne aktarırken, gelir geçer dönemsel modalara uzak durur. Bütün bu nedenlerden dolayı onun daha şimdiden öykücülüğümüzün yol haritasında kolay atlanamayacak Önemli bir yön / ufuk oluşturduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz." (Necip Tosun)

"Çok zengin bir hikâye geçmişimiz olduğu bilinciyle hareket eden Mustafa Kutlu'nun bugüne kadarki yazdıkları da, Türk öykücülüğü için azım-sanmayacak bir birikim oluşturuyor. Dokuz kitap ve yüz on beş öykü. Mustafa Kutlu'nun diğer öykü kitaplarının adları ve ilk kitabındaki öykülerin dışındaki diğer öykülerinin adları tanımlamalar ve ilk anlamlarıyla kendilerini ele veren adlar değil; sembolik, bol çağrışımlı, ironik, şiirimsi, mecazlarla, mazmunlarla örülü, türkü sesli, türkü tadında kitap ve öykü adlarıdır. Böyle bir adlandırmayla da kendini belirgin kılan Mustafa Kutlu'nun öykü dili, zaman zaman dilbilgisi kurallarına da boş veren serâzad, bıçkın, çağıltılı, iç konuşmalarla için için hızla akan, sağlam ve canlı diyaloglarla mukâlemeye dönüşen, yer yer argo deyimler ve söyleyişlerle, türkülerden, şiirlerden dizelerle, masallardan, destanlardan, geleneksel anlatı metinlerimizden bildik deyişlerle, kahramanların yöresel şiveleri ve hiç bilmediğimiz, okuduğumuz hiçbir metinde rastlamadığımız, ilk kez öykü kahramanlarının dilinden duyduğumuz sözcüklerle... okuyucuyu sarıp sarmalayan bir dildir." (Hüseyin Su)
"Mustafa Kutlu hikâyesi Yokuşa Akan Sular'dan Yoksulluk İçimizde, Ya Tahammül Ya Sefer, Bu Böyledir ve Sır'a; hatta Hüzün ve Tesadüfe kadar, esas olarak 'kendini bulma / bilme' şeklinde özetlenebilecek olan 'kaybedilen kimliğin, saflığın aranması veya yaşanılan ile yaşanılmış olan geçmiş / yaşanması plânlanan gelecek arasındaki tezattan doğan çatışmalar'ı merkeze almış bir hikâyedir. Belli karakterler etrafında konulan bu 'derin' meselenin yaşanması karakterlerin içinde bulundukları sosyal mevkilerine, geride bıraktıklarına göre değişik tonlarda tezahür etmektedir. Yazar, işte bu noktada yaşanılan çalışmayı canlı kılmak, yaşanılan çatışmanın yönünü, sebebini ortaya koymak için hikâyelerde yer alan karakterlerin karşısına bizim 'yüzleştirme unsurları' dediğimiz, diğer karakterleri ve eşyaları çıkarmaktadır."
(Ahmet Cüneyt Issı)

ESERLERİ:
HİKÂYE:

  • Ortadaki Adam (1970),
  • Gönül İşi (1974),
  • Yokuşa Akan Sular(1979),
  • Yoksulluk İçimizde (1981),
  • Ya Tahammül Ya Sefer (1983),
  • Bu Böyledir (1987),
  • Sır (1990),
  • Arka Kapak Yazıları (1995),
  • Hüzün ve Tesadüf (1999),
  • Uzun Hikâye (2000),
  • Beyhude Ömrüm (2001),
  • Mavi Kuş (2002),
  • Tufandan önce (2003),
  • Rüzgârlı Pazar (2004),
  • Chef (2005).

İNCELEME:

  • Sait Faik'inHikâye Dünyası(1968),
  • Sabahattin Ali (1972).

DENEME:

  • Şehir Mektupları (1995),
  • Akasya ve Mandolin (1999),
  • Yoksulluk Kitabı (2005).