Hit (3227) Ş-19

Bolu

Diğer Adları : Bebrikya, Bithynia, Bithynium, Cladiopolis, Hadrionapolis, Polis Ülke : Türkiye
Kurucusu : Kuruluş Tar : İ.Ö. 8. yy
Ekleyen : Nurgül Çepni/2008-12-26 Güncelleyen : S.Abacı/2014-01-06

Bolu (Resimler İçin Tıklayın)

Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz bölümünde yer alır. İl arazisinin yaklaşık % 18’ini tarım alanları oluşturmaktadır. Orman alanları ise % 59’luk bir oran ile Türkiye ormanları içinde % 2,55’lik paya sahiptir. Çayır ve meraların kapladığı alan yaklaşık % 15’tir. Geriye kalan % 8 dolayında alan ise tarım dışı alanlardır.

Bolu il Merkezine göre; Dörtdivan, Yeniçağa ve Gerede ilçeleri doğuda, Mengen kuzeydoğuda, Göynük ve Mudurnu ilçeleri güneybatıda, Seben ve Kıbrıscık ilçeleri ise güneyde yer almaktadır. Bolu’nun, batısında Düzce ve Sakarya, güneybatısında Bilecik ve Eskişehir, güneyinde Ankara, doğusunda Çankırı, kuzeyinde Zonguldak ve kuzey doğusunda Karabük illeri yer alır.

Bolu yöresine ilk yerleşenlerin Bebrikler olduğu sanılmaktadır. Bebrikya adıyla anıldığı sanılan bu yöreye İ.Ö. 8. yy sonra batıdan gelen Bithynialılar yerleşti. Daha sonra Bithynia olarak adlandırılan bu topraklardaki başlıca yerleşme yerleri Kienos (daha sonra Prusias, bugün Konuralp) ile Bithynion (bu günkü Bolu)’du. İskender’in ölümünü izleyen dönemde Bolu yöresinde bağımsız Bithynia Krallığı kuruldu.

Roma döneminde önemi artan Bithynia, Bizans yönetimi altındayken elverişli doğal konumu sayesinde 7. ve 9. yüzyıllardaki Arap akınlarından etkilenmedi. 11. yy’dan sonra Bizanslılar ile Anadolu Selçuklular arasında el değiştiren yöre 13. yüzyılda Anadolu Selçuklularının, daha sonra İlhanlıların eline geçti. Osman Gazi döneminde (1299-1324) Konur Alp tarafından Osmanlı topraklarına katıldı ve sancak merkezi yapıldı. 1324-1692 dönemine Bolu'yu yöneten sancak beyleri arasında Konur Alp, Gündüz Alp, I. Süleyman (Kanuni) ve Zor Mustafa Paşa dikkat çeker. Bu dönemde, bir ara İsfendiyaroğulları’nın istila ettiği Bolu, 1692'de sancak beyleri yerine atanan Voyvodalarca yönetildi. 1811'de II. Mahmud voyvodalığı kaldırınca, Bolu-Viranşehir adıyla yeniden sancak oldu. 1864 Vilayet Nizamnamesi ile Bolu Sancağı Kastamonu Vilayetine bağlandı. II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Bolu Kastamonu’ya bağlı olduğundan, ilk Bolu Mebusları Kastamonu mebusları arasında yer almıştır.

II. Meşrutiyetten (1908) Cumhuriyet dönemine kadar bağımsız sancak olarak yönetilen Bolu, 1923’te Vilayet haline getirildi. Bolu’nun son Mutasarrıfı Ahmet Fahrettin Bey, Bolu’nun ilk valisi oldu.Roma döneminde Bithynium olarak anılan kente İmparator Cladius’un hüküm sürdüğü yıllarda Cladiopolis adı verildi. İ.S. 12. yy. başlarında İmparator Hadrianus’un sevgilisi Antinoos’un doğum yeri olması nedeniyle önem kazanan kent daha sonra Hadrionapolis olarak adlandırılmaya başlandı. Bir piskoposluk merkezi olanve Bizans döneminde Polis denen kenti, 11. yy’da yöreye gelmeye başlayan TürkmenlerBolu olarak adlandırdılar.

Bolu’da ekonomik yaşamın temelini tarım ve hayvancılık oluşturmakta ve faal nüfusun % 63’ü tarım sektöründe çalışmaktadır.Bolu il topraklarının %17.69’u tarım alanı, %57’si ormanlık alan, %14.71’i çayır ve meralardır. Tarım alanlarının % 23’ü sulanabilmektedir. Tarımda kullanılan arazinin büyük bir bölümünü patates, pancar, buğday, arpa başta olmak üzere tarla bitkileri oluşturmaktadır. Bağ, sebze, meyve bitkileri üretimi de il çapında 4.522 hektar alanda yapılmaktadır. Coğrafi yapısı nedeniyle İlin hemen hemen her yöresinde hayvansal üretim yapılmaktadır. Kümes hayvanları üretiminde yurt çapında önemli bir yere sahiptir.

Bolu Ankara ve İstanbul gibi iki büyük metropolün arasında olmasına rağmen sanayileşme açısından yeterli gelişme gösterememiştir. Ankara-İstanbul yolunun Bolu’dan geçmesi, ulaşım imkanlarını arttırmış, karayolu taşımacılığını özendirmiş ve buna bağlı küçük yan sanayi kuruluşlarının sayısını yükseltmiştir.

1973 yılından itibaren kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınan Bolu’ya, sermaye akımı başlamış ve imalat sanayi, orman ürünleri sanayi, gıda sanayi kollarında önemli artışlar olmuştur. Bu gelişmeye paralel olarak 143 Ha. alanı kaplayan Bolu Organize Sanayi Bölgesi, 1989 yılında altyapısı tamamlanarak sanayicilere açılmıştır. Toplam 51 parsel faaliyetine devam etmektedir.

Gerede ilçesinde 100 hektarlık alanda organize sanayi bölgesi ve 120 hektarlık alanda deri organize sanayi bölgesi, Yeniçağa ilçesinde de 120 hektarlık alanda organize sanayi bölgesi oluşturulmuştur.

Ayrıca Bolu il merkezi ile Gerede, Yeniçağa, Mudurnu ve Mengen ilçelerinde de küçük sanayi siteleri açılmış, faaliyetlerine devam etmektedir.

İl alanının yarıdan fazlasını kaplayan ormanların ekonomiye etkisi, önemli ölçüde yüksektir. Orman ürünleri işleyen fabrikalar ilin ekonomisine ve istihdamına oldukça katkı yapmaktadır.

Özellikle son yıllarda Bolu’da büyük alışveriş merkezlerinin açılması ve üniversite öğrencisi sayısının yıldan yıla artması da ticari hayata canlılık getirmektedir.

Tarihi ve Turistik Mekanlar

Kongre Turizmi: İl, kongre turizmi konusunda ideal bir konuma sahiptir. Özellikle Abant bölgesinde bulunan tesisler kongre turizmi konusunda büyük taleple karşılaşmaktadır. İlin bu turizm dalında yoğun ilgi görmesinde en büyük etken, Ankara ve İstanbul’a kolay ulaşımı ve yıl boyunca, seminer, sempozyum, panel gibi toplantıların düzenlenebileceği çok kaliteli ve sayıca zengin turistik otellerin varlığıdır.

Kartalkaya Kayak Merkezi: Türkiye’nin en gözde kayak merkezlerinden biri olan Kartalkaya kayak ve snowboard merkezi Batı Karadeniz bölgesinde, Bolu ilinin güneydoğusunda, Köroğlu dağları üzerinde yer almaktadır. Kartal kaya Kayak Merkezi Alp disiplini kayak ve Tur kayağı için çok uygun koşullara sahiptir. Kartalkaya Kayak Merkezinin kayılabilen alanı 1850 - 2200 metre yükseklik kuşağı üzerinde yer almaktadır. Bölge yarı ılıman bir iklime sahip olup Kartalkaya Kayak Merkezi ve çevresi çam ormanlarıyla kaplıdır. Hakim rüzgar yönü batı - kuzeybatıdır.
Türkiye’de kayak denince akla ilk gelen yer olan Kartalkaya Kayak Merkezinde Aralık ayı başlarından mart ayı sonlarına kadar kayak yapılabilmektedir. Kartalkaya kayak merkezinde 3 metreye kadar kar görülmektedir.

Mudurnu Evleri: Kentsel SİT alanı ilan edilen Mudurnu, eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. Sivil mimari özellikleri açısından Göynük evlerine benzerlik gösteren ilçenin, tarihini ve kültürünü yansıtan bu evler korumaya alınmıştır. İlçede bulunan 165 adet konut ve 8 adet cami, çeşme, hamam olmak üzere toplam 173 adet mimari değeri yüksek yapı bulunmaktadır. Armutçular Konağı ise bu yapılar içinde öne çıkmaktadır.

Göynük Evleri: Kentsel SİT alanı ilan edilmiş bulunan Göynük, eski Türk evleri bakımından zengindir. Burada bulunan evler 20. yüzyıl başlarına aittir. Evlerin çatıları genellikle kırma çatı türünde olup, üzerleri yerli kiremitlerle örtülüdür. Bazı evlerin oturma odalarında çeşitli motiflerle süslenmiş tavanlar bulunmaktadır. Evler, genellikle, zemin katlı bir veya iki katlı olarak inşa edilmiş olup, içten merdivenlidir. Evlerin önünde genellikle “hayat” adı verilen avlular da yer almaktadır.

Yukarı Taşhan: Bolu, Büyükcami Mahallesi’nde bulunan Taşhan, 1804 yılında yapılmıştır. İki katlı ve açık avlulu olan Taşhan’da toplam 30 oda bulunmakta ve halen iş merkezi olarak kullanılmaktadır.

Çeltikdere Bizans Kilisesi: Seben ilçesinin Çeltikdere köyü yakınındadır. Orta Bizans döneminin klasik dini mimarisine uygun olarak haç biçiminde kesme taş ve tuğladan inşa edilmiştir.

Akşemsettin Türbesi: Fatih Sultan Mehmet’in hocası olan ve 1459 yılında vefat eden Akşemsettin’in türbesi, Göynük ilçesinde Gazi Süleyman Paşa Camii’nin avlusunda bulunur. Osmanlı ilim dünyasının bu büyük şahsiyeti adına 1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan türbe, altıgen planlı olup, küfeki taşından inşa edilmiştir. Türbe içerisinde bulunan, ceviz ağacından yapılmış olan sanduka, ahşap işçiliğinin çok değerli bir örneğidir.

Tokadi Hayreddin Türbesi: Tasavvuf kaynaklarının 1535 yılında vefat ettiğini kaydettikleri Tokadi Hayreddin Türbesi, il merkezinin 13 km. batısında Elmalık köyündedir. Türbe, çeşitli türden asırlık ağaçların gölgeleri ile örtülü bir tepe üzerinde bulunmaktadır.

Gerede Keçi Kalesi: Gerede’nin 5 km. kuzeyinde Arkut Dağı’nda etrafına hakim bir tepededir. Bithynialılar zamanından kalan kale, 1993 yılında restore edilmiştir. Kale hakkındaki rivayete göre şehre saldırı olduğunda halk mal ve hayvanlarıyla beraber kaleye sığınırlar ve kendilerini savunurlarmış. Yine böyle bir durumda kale etrafına yerleşen düşman gündüzleri kaleye saldırmakta fakat başarılı olamamaktaymış. Günlerce saldırılar devam etmiş ve kalede yiyecek sıkıntısı başlamış. Bir gece burada bulunan halk kaledeki tüm keçilerin boynuzlarında mum yakarak, kalenin dışına salmışlar. Bir anda büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanan düşman oradan kaçıp dağılmış ve Geredeliler keçileri sayesinde düşmandan kurtulmuş. Kalenin ismi de buradan gelmekteymiş.

Gerede Asar Kalesi: Gerede’nin 20 km. doğusunda Örencik, Çağış ve Akçaşehir köylerinin yakınında, her yöne hakim kayalık bir tepe üzerindedir. Çevrede arazi üzerinde bol miktarda Bizans seramiği görülmekte, bu da kalenin Bizans dönemine ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca kale üzerinde kuzeye bakan bir mağara da mevcuttur. Rivayetlere göre kalenin bulunduğu tepeyle doğusundaki tepe arasında Ulusu Deresi altından bir geçitle bağlantısı bulunmaktaydı. Halk doğudaki tepede kurulan şehirde yaşamakta ve düşman saldırısı anında dere altındaki geçit vasıtasıyla Asar Kale’ye çıkarak kendilerini savunmaktaydı.

Abant Gölü: Bolu'nun 34 kilometre güney batısındadır. Çam ve Köknar ağaçlarının baskın olduğu bir Tabiat Parkı içinde, yaklaşık 1350 metre yükseklikte bulunan ve alanı 125 hektarı bulan bir heyelan gölüdür. En derin yeri 18 m'dir. Gölden çıkan ve Abant Alabalığı olarak bilinen balık literatüre Salmo trutta abanticus olarak girmiştir. Göl birkaç kaynak suyu, iki-üç kısmen devamlı olan akarsu ve özellikle de kar ve yağmur suları ile beslenmektedir. Gölün etrafında oteller ve restoranlar mevcuttur.

Yayla Turizmi: Bolu, 300 civarında yaylası ile önemli bir potansiyele sahiptir. Bolu yaylaları ormanlarla kaplı dağlar üzerinde, gür akarsuların geçtiği, yemyeşil verimli düzlüklere yayılmıştır. Aladağ Yaylaları: Bolu’nun 25 km. güneyindeki dağ yamaçları üzerinde, orman alanları arasında yer alır. Yemyeşil düzlükleri ile piknik için de ideal olan bu yaylalar çevresinde bulunan Orman İşletme Tesisleri, Aladağ İzcilik Kampı ve Göleti ile göz kamaştırıcı güzellikler sergiler. Kamp imkânlarının da olduğu başlıca yaylalar, Değirmenözü, Sarıalan, Gölcük, Ardıçtepe ve Üstyaka yaylalarıdır.

Mudurnu Yıldırım Camii: Mudurnu ilçesinde bulunan cami, 1382 yılında Yıldırım Bayezit tarafından şehzadeliği zamanında yaptırılmıştır. Kareye yakın dikdörtgen planlı caminin ana mekanını 19,43 m. çapında bir kubbe örtmektedir. Üç bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Osmanlı mimarisinin ilk büyük kubbeli yapılarından olup, sekiz istinatlı camilerin de ilk örneklerinden olduğu kabul edilmektedir.

Saraçhane Camii: İl merkezindedir. Kitabesine göre 1750 yılında Silahtar Mustafa Ağa tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Dikdörtgen planlı ve ahşap çatılı olan caminin doğu ve güney cephe duvarlarında sivri kemerli çeşmeleri vardır.

Büyük Cami Yıldırım Bayezit Camii: Bolu Büyükcami Mahallesi’nde bulunan cami, Yıldırım Bayezit tarafından 1382 yılında yaptırılmış, 1899 yılında yanan caminin yerine şimdiki cami yapılmıştır. Çifte minareli, tek kubbeli olan caminin iç mekânında nakış işi iç süslemeleri ilgi çekicidir.

Termal Turizmi: Bolu, jeolojik bakımdan yurdumuzun en önemli fay tabakası üzerinde kurulmuş olduğundan çok miktarda jeotermal su kaynağı ve kaplıcaya sahiptir.

Bolu Kaplıcaları:

Yüzyıllardan beri kullanılan Bolu kaplıcalarından Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde beğeniyle bahsedilmiştir. Şehir merkezine 5 km. mesafede, Karacasu beldesinde bulunan kaplıcalar, Seben Dağları eteklerinde, çevresi ormanlarla kaplı sakin bir dinlenme yeridir.

C,°Doğal kaynaklı ve sondaj çıkışlı olan suyun sıcaklığı 42-44 Ph değeri ise 6,3’tür. Kaplıca suyu; bikarbonatlı (% 51,31 milival), sülfatlı (% 46,66 milival), kalsiyumlu (% 69,34 milival), magnezyumlu (% 19,18 milival), karbondioksitli (251,6 mg/lt) ve flüorürlü (1,9 mg/lt) bir bileşime sahiptir.

Banyo ve içme kürlerine elverişli olan sular, romatizmal hastalıklara, deri, kan dolaşımı ve kalp hastalıklarına, solunum yolu hastalıklarına, kadın hastalıklarına, sindirim sistemi, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıklarına, kemik ve kireçlenme rahatsızlıklarına, metabolizma ve beslenme bozukluklarına iyi gelmektedir. Büyük kaplıca suları 1767 mg/lt eriyik mineral değerine sahiptir.

Karacasu Termal Turizm Merkezi:

Yeri: Bolu İline bağlı Karacasu belediye sınırları içinde bulunmaktadır.
Ulaşım: Bolu şehir merkezine 5 km. mesafededir.
Suyun Isısı: 44°C
PH Değeri: 6,3
Özellikleri: Birkarbonatlı, Sülfatlı, Kalsiyumlu, Magnezyumlu, Karbondioksitli ve Florürlü bir bileşime sahiptir.
Yararlanma Şekilleri: İçme ve Banyo kürleri
Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, kalp ve kan dolaşımı, kadın, böbrek ve idrar yolu, karaciğer, safra kesesi, beslenme bozukluğu gibi hastalıklara olumlu etki yapar.
Konaklama Tesisleri: Bolu Termal Otel, Küçük Kaplıca Otel

Babas Kaplıcası: Mudurnu’ya 5 km. mesafede, Gürçam köyü yakınında bulunan ve travertenler arasından çıkmakta olan kaplıca suyunun sıcaklığı 40 ºC’dir. Toprak kalevili ve bikarbonatlı olan su metabolizma hastalıkları ile romatizma, kadın, sindirim ve böbrek rahatsızlıkları üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır.

Sarot Kaplıcası: Mudurnu’nun 30 km. kuzeybatısında Ilıca köyü hudutları içerisindedir. Suyun sıcaklığı 66 ºC’dir. 1500 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Tarihi bir hamamı vardır. Acı sular grubuna girmektedir. İçme kürü şeklinde kullanıldığında idrar yolu ve böbrek rahatsızlıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise romatizma hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmaktadır.

Pavlu (Kesenözü) Kaplıcası: Pavlu kaplıcaları, Seben ilçesinin 14 km. güneyinde, Kesenözü köyünde bulunur. 78 ºC sıcaklığa sahip olan kaplıca suyu banyo olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. Mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.

Çatak Kaplıcası: Göynük ilçesinin 30 km. güneydoğusunda dik yamaçlar arasında çok güzel bir vadide, Himmetoğlu köyü yakınındadır. Kaplıcanın 32 ºC sıcaklıkta olan suyu kalsiyum bikarbonatlıdır ve romatizma, siyatik gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Çevrede bulunan kalıntılardan Romalılardan beri kullanıldığı düşünülmektedir.

husbands who cheat website dating for married men