Hit (3140) Ş-13

Bartın

Diğer Adları : Parthenia, Parthenios Ülke : Türkiye
Kurucusu : Kuruluş Tar : İ.Ö. 14. yy.
Ekleyen : Nurgül Çepni/2008-12-26 Güncelleyen : /2014-01-06

Bartın

Batı karadeniz bölgesinde yer alır. Kuzeyini 59 km.lik sahil şeridiyle Karadeniz çevrelerken, doğuda Kastamonu, doğu ve güneyde Karabük, batıda ise Zonguldak illeriyle komşudur.

Bartın; doğu, batı ve kuzeyden yüksekliği 2000 m.yi geçmeyen dağlarla çevrilidir. Dağlar, yüksek olmamakla birlikte oldukça dik, sahillere doğru sarp ve kayalıktır. En yüksek nokta Keçikıran Tepesi'dir. (1619 m.).en önemli dağları; Aladağ, Kocadağ, Karadağ, Kayaardı, Karasu Ve Arıt Dağlarıdır. Kent merkezini batıdan Aladağ, kuzeyden Karasu dağları ve doğudan Arıt dağları kuşatmaktadır.

“Parthenia”dan Bartın’a dönüşen adın kaynağı “Parthenios”dur. Bartın ırmağının antik çağdaki adı olan Parthenios; Yunan mitolojisinde, tanrıların babası Okenaus’un çocukları olan yüzlerce tanrıdan birisi ve “Sular tanrısı”dır. “Sular ilahı veya muhteşem akan su” anlamlarına gelir. Bir başka anlamı da “genç kızlar için koro türküleri” veya tanrıça Athena’nın bir sıfatı olan “genç bakire”...
Antik çağda, Parthenios adı verilen Bartın ırmağının kenarında kurulan Bartın kentinin Parthenia adıyla anıldığı ve zamanla Bartın’a dönüştüğü yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Ünlü ozan Homeros, İlyada destanında; Truva kentini korumak için Anadolu’dan gelen cengaverlere Parthenios ırmağı’nın suladığı ülkeden de yiğitlerin katıldığını anlatır. Amasyalı Strabon da bir eserinde yine Parthenios’tan söz eder.

Bartın kentini, İ.Ö. 14. yy.’da Gaskalar sahiplenmiş... Sonra; Hititler, Frigler, İonlar, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Pontuslular, Roma ve Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar yurt edinmişler. Tarihi "Paphlagonia" bölgesindeki antik kentlerden; Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içindedir.

Antik değerlerin en fazla görüldüğü yer Amasra ilçesidir. Dünyada tek olan Kuşkayası yol anıtı, kale ve üzerindeki armalar, kilise ve chapel, bedesten, inziva mağarası antik kentin görünen yüzleri sayılır. Tiyatro (5000 kişilik), forum, şeref yolu, akropol ve nekropol gibi bölümler toprak altındadır.

Bartın’ın ilk sahiplerinin, M.Ö. 14. yy.’da Gaskalar ve M.Ö. 13. yy.’da Hititler olduğu kabul edilmekte, daha sonra Bolu havalisine yerleşen Bitinyalılar ile Kastamonu havalisinde hüküm süren Paflagonyalıların, sınırlarını Parthenios’a kadar genişlettikleri böylece Bartın topraklarının bu iki egemenliğin sınırları içinde yer aldığı bilinmektedir. M.Ö. 12. yy. sonlarında Bithynie bölgesindeki Bartın Friglerin, Paplagonie bölgesindeki Amasra Fenikelilerin eline geçmiş, Fenikeliler; Amasra (Sesamos), Ereğli (Heraklia), Sinop(Sinope) ve Tekkeönü’nde (Kromna) ilk Sayda kolonilerini oluşturmuşlardır.

M.Ö. 9. yy.da Akdeniz’deki güç dengelerinin bozulmasıyla Fenikeliler ve ortakları Karyalılar Amasra ve Kromna’yı terkettiler. Bartın ve çevresi, M.Ö. 7. yy. sonlarında Kimmerlerin, M.Ö. 6.yy.da Lidyalıların, M.Ö. 547 yılında da Perslerin hakimiyetine girdi. 216 yıllık pers döneminde Karadeniz kolonileri Perslon dostluğu sayesinde uzun süre bu statülerini korudular.

M.Ö. 334 yılında, Makedonya kralı İskender, Perslerin hakimiyetine son vererek bölgenin sahibi oldu. Bartın ve Ulus'un yönetimini “General Eumenes”, Amasra ve Tekkeönü’nün yönetimini de Fridya Satrabına bıraktı. Ancak, Amasra yönetimi M.Ö. 302-286 yılları arasında el değiştirerek kraliçe Amastris tarafından yönetilmeye başlandı. M.Ö. 12. yy’dan beri Sesamos adıyla anılan kent 16 yıllık kraliçe Amastris döneminden sonra kraliçenin adını aldı. Bu dönemde; Kromna (Tekkeönü), Tios (Filyos-Hisarönü) ve Kyteros (Gideros) sitelerinden oluşan Symoikismos siteler birliğine başkent oldu. M.Ö. 286 yılında kraliçe Amastris, oğulları tarafından bindiği gemi batırılmak suretiyle öldürülünce kent yeniden Eumenes’ce yönetilmeye başlandı. Amasra ve Bartın çevresi yöredeki savaşlar sonrasında M.Ö. 279 yılında Pontus krallığının egemenliğine girdi.

M.Ö. 70 yılında Anadolu’ya giren Romalılar Pontus krallığının egemenliğine son vererek yöreye sahip oldular. Roma döneminde Bitinya ve Pontusun Paflagonyadaki bölümü Bitinya-Pontus eyaleti olarak satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra bu eyaletin Pontus bölümü başkenti oldu. M.S. 395 yılına kadar Roma İmparatorluğu’nun, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizans’ın payına düşen Bartın ve çevresi uzun yıllar Bizans’ın hakimiyetinde kaldı.

Bartın ve çevresi M.Ö. 390 yıllarında Hazar hükümdarı Sahip Han komutasındaki Ppeçenek ve Kumanların, M.S. 798 yıllarında Abdülmelik komutasındaki müslüman Arapların, 800 yıllarında Selçuklular’ın ve 865 yıllarında da Ruslar’ın yoğun akınlarına hedef oldu.
Türklerin yöreye ilgisi 1084 yıllarında başladı. Kutalmışoğlu Süleyman Bey’in komutanlarından Emir Karatigin 1084 yılında Sinop, Çankırı, Kastamonu ve Zonguldak’ı alarak yörede Bartın, Ulus, Eflani, Safranbolu ve Devrek’i de kapsayan bir Türk emirliği kurdu. Ancak, 1086 yılında Süleyman Bey’in ölümü ve 1096 yılında başlayan 1. haçlı seferleri, kuzeybatı Anadolu’ya yerleşen Türkler açısından ciddi sıkıntılar yarattı. Haçlı müttefiklerle Bizans arasında yapılan anlaşma sonrasında başta Amasra, Sinop ve Ereğli olmak üzere İstanbul’dan Samsun’a kadar tüm Karadeniz sahili yeniden Bizans’ın hakimiyetine girdi.
Bartın ve çevresi ise Bizans’tan sonra 11. yy sonlarında Anadolu Selçuklularının eline geçti. 200 yıllık Selçuklu döneminden sonra 1326’da Kastamonu yöresine hakim olan Candaroğulları beyliği ve 1392’den itibaren de Osmanlı imparatorluğu sınırları içinde yer aldı.

1402 yılında yapılan Ankara savaşı sonunda bir ara İsfendiyaroğlu Beyliği’nin eline geçen kent 1461 yılında tekrar Osmanlı devleti egemenliğine girmiştir. 1460 yılına gelindiğinde, Bartın ve çevresi; Osmanlı imparatorluğu sınırları içinde, Amasra ise Ceneviz kolonisi idi. Anadolu’da Türk birliğini sağlamak Cenevizlilerin elinde bulunan Karadeniz ticaretini ve denizyolunu ülkesine kazandırmak amacıyla kuzey Anadolu seferine hazırlanan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk hedef olarak Amasra, Kastamonu ve Sinop’u seçti. 1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet Üsküdar’dan avlanmak bahanesiyle yola çıkarken, Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı donanması da denizden hareket etti. Fatih Bolu’ya geldiğinde Kastamonu ve Sinop yörelerine hakim olan ve Candaroğulları Beyliği’nin devamı sayılan İsfendiyaroğulları’nın beyi İsmail Bey, padişaha kıymetli eşyalar göndererek bağlılığını bildirdi. Yoluna devam eden Fatih ekim ayında Bartın’a gelip ordugahını bugünkü Orduyeri’ne kurdu. Donanmayla haberleşme sağlayan haberciler, donanmanın Amasra açıklarında göründüğünü bildirdiklerinde, Amasra üzerine yürüyen Fatih, Ceneviz Senyoru’ndan kan dökülmemeden Amasra’yı teslim aldı.

Bartın, Osmanlı döneminin 1460-1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliği’ne bağlı Bolu sancağı sınırları içinde yer aldı. Bolu sancağının kaldırılmasıyla 1692-1811 yılları arasında voyvodalıkla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu sancağına bağlandı. Bu dönemde ticari potansiyeliyle bölgenin pazar yeri olan ve Oniki Divan adını alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. 1876 yılında da belediye teşkilatı kuruldu.
1920 yılında Zonguldak mutasarrıflığına bağlanan Bartın’ın 1924 yılında Zonguldak’ın il olmasıyla birlikte bu ilin ilçesi haline gelmiştir. 07 Eylül 1991 tarihinde de 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasayla il statüsüne kavuşmuştur. Bartın iline bağlı ilçelerden Osmanlı döneminde ilçe iken cumhuriyetle birlikte bucak statüsüne düşürülen Amasra; 1987 yılında yeniden, Ulus;1944 yılında, Kurucaşile; 1957 yılında ilçe olmuştur.

Tarihi "Paphlagonia" bölgesindeki antik kentlerden; Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içindedir.

Bartın ili kentsel sit alanı olup, sit sınırları içinde 219 adet tescilli sivil mimarlık örneği bulunmaktadır. Bartın ili sınırları içerisinde 2 adet arkeolojik sit alanı bulunmaktadır. Bunlardan biri Amasra ilçesi diğeri de Güzelcehisar köyü’dür.

Bartın, 700 yıllık kilise binası, 100-300 yıllık camiler, köprüler, hanlar, hamamlar, ve yakın tarihi özetleyen birer tabloyu andıran ahşap Bartın evleri, geleneksel Garıla pazarı ve düğünleri, yüzyılların desenlerini gümüş pırıltılı ışıklarla yansıtan el sanatlarından telkırma, seçkin yöre mutfağı ve çilek festivali gibi tarihi, kültürel ve folklorik değerleri, deniz, ırmak, mağara, yayla ve av turizmine olanak sağlayan ilginç doğal değerleriyle beğenilir.

Bartın, halk kültürünün vazgeçilmez öğeleri açısından seçkin bir yere sahiptir. Yöre insanı, toplumsal değişimden etkilenmekle birlikte gelenek ve göreneklerini, halk oyunları ve müziğini, giyimini, el sanatlarını, mutfak kültürünü ve yöresel şiveyi günümüze taşımasını bilmiştir.

Amasra bedesteni, Antik tiyatro, Akropol, Necropol, yeraltı çarşısı, ilkçağ Opus Revincium Rıhtımlar ve dalgakıranlar, Bizans dönemine ait yıkık kilise, Amasra kalesi, Güzelcehisar, Şarköy, Fırınlı ve Tekkeönü kaleleri, Halilbey camisi (Yukarı cami), İbrahimpaşa camisi (Orta cami), Şadırvan camisi (Aşağı cami), Fatih camisi (Eski kilise), Kültür evi-(eski chapel), Aya Nikolas kilisesi, Ebu Derda türbesi, Şimşirli Baba camii, Küçüktepe Martyrium’u, 1832-1835 yıllarında Hacı Ali Ağa’nın yaptırdığı Taşhan, 1747’de Bartın voyvodası Çalıkoğlu tarafından yaptırılmış şehir hamamı, Amasra’da Osmanlı hamamı kalıntıları, Amasra’da Bizans dönemine ait Kemere köprü, Kemerdere köprüsü, il merkezinde Orduyeri (kışla) köprüsü, Kemerköprü, Amasra’da Roma dönemine ait Kuşkayası anıtı, Yeraltı galerileri, Amasra Büyüktepe (İnziva) mağarası, Bartın Çeştepe Höyüğü, Karasu höyüğü, Ulus höyüğü, Ulus Abdipaşa höyüğü, M.S. 13. yy. başlarında bölgeye hakim olan Cenevizlilerden kalan su sarnıcı, il merkezindeki şadırvan, yerel sivil mimari örneklerinden Bartın evleri ilin kültürel değerleri arasında bulunmaktadır.

Bartın, 3000 yıllık geçmişinden günümüze taşıdığı seçkin tarihi, kültürel ve folklorik değerleri ile olağanüstü güzellikler sergileyen doğal turizm kaynaklarıyla önemli bir cazibeye sahiptir. Turizmden söz edildiğinde ilk akla gelen; Amasra ve kültür turizmidir.

Kültür turizmi: Tarihi Paphlagonia bölgesinde en eski yerleşim merkezlerinden olan ve ülke ölçeğinde köklü bir turizm geleneği bulunan Amasra‘da, henüz açığa çıkarılamayan zengin antik değerler ile Osmanlı evleri, el sanatları ve diğer folklorik özellikler kültür turizminde değerlendirilebilecek kaynaklardır. El sanatlarından 400 yıllık bir geleneği yansıtan ahşap yat ve tekne yapımcılığı, Amasra’da ağaç işleri (oymacılık- süsleme) ve merkezde tel kırma ile yöre mutfağı…. Amasra, Tekkeönü ve Güzelcehisar kaleleri, Halitbey, İbrahimpaşa, Şadırvan, Hacımehmet, Yahyaağa, Orduyeri, Kemerköprü, Fatih camileri ile İçkale mescidi, Kemer, orduyeri, Kemerdere Köprüleri, Kuşkayası yol anıtı, Aya Nikolas kilisesi, kiliseler ile Roma Meclis Sarayı kalıntıları, Kromna kenti kalıntıları olan mahzen ve galeri ile Yedikuyular, Ebu Derda türbesi, Amasra Çekiciler sokağı ve yerel sivil mimarinin örnekleriden de Bartın evleri gibi tarihi yapılar kültür turizmine kaynak teşkil etmektedir.

Deniz Turizmi: İnkumu, Amasra, Güzelcehisar, Mugada, Kızılkum, Çakraz, Akkonak, Göçkün, Kurucaşile Tekkeönü, Hatipler, Çambu, Karaman, Kapısuyu pilajlarında yüzme olanaklarının yanı sıra deniz turları ile kıyı peyzajının seyri olanakları bulunmaktadır.

Irmak Turizmi: İlde Bartın ırmağı; gerek debisi ve akış hızı ve gerekse çevresindeki doğal peyzaj ile önemli bir kaynaktır. Altın ırmak-gümüş deniz turlarının başlangıç noktası olup, kano, su bisikleti ve sandal gezileri ile kürek yarışları gibi aktivitelere olanak sağlamaktadır.

Yayla Turizmi: Bartın’da; Uluyayla, Ardıç ve Gezen yaylaları olağanüstü güzellikler sergilemektedir.

Dağ ve Doğa Turizmi: İl sınırları içerisinde Kastamonu-Bartın küre dağları milli parkının % 40’lık kısmı Bartın sınırları içinde bulunmaktadır. Uluslararası öneme sahip kanyonlar, boğazlar, mağaralar, şelaleler, düdenler gibi ilginç karstik oluşumları; 1200 yıllık doğal flora ve endemik bitki varlığı; 129 kuş ve 40 memeli türünün yaşadığı fauna zenginliği, bilimsel araştırma ve çevresel izleme olanakları ile doğa, mağara, botanik, fotosafari, ornitoloji ve kültür turizmi açısından oldukça cazip zengin çeşitlilik sunmaktadır.

Mağara Turizmi: Gürcüoluk, Sipahiler ve Uluyayla mağaraları.

Av ve Yaban Hayatı Turizmi: Bartın ilinde gerek karasal alanlar gerekse su yüzeyli alanlar üzerinde, yaban hayatı bakımından zenginlik mevcuttur.

Yat Turizmi: Amasra limanı ve Bartın ırmağı yat turizmine uygundur.

Tarihi mekanlar
İçkale mescidi:
Amasra kalesi içinde, eski bir şapeldir. 15. yüzyılda mescide dönüştürülmüş, 1930 yılında ibadete kapatılmıştır. 9. yüzyılda çok itinalı bir tuğla-taş örgü sistemi ile yapılan şapel, 11x7 m. Boyutlarındadır. Ambon tonozunda "İsa Peygamber’in göğe yükselişi" (Ascension) sahnesini hatırlatan izler; Ambon, Narteks ve duvarlarının ise, renkli ve dinsel konulu duvar resimleri (fresk) ile süslü olduğu görülmektedir. Ancak duvarlar ince bir sıva ile kapatıldığından, bu freskolar zamanla düşen sıva tabakaları altından yer yer ortaya çıkmakta ve tahribata uğradığı anlaşılmaktadır.

Tarihi ve arkeolojik değerler

Tarihi "Paphlagonia" bölgesindeki antik kentlerden; Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içindedir.
Antik değerlerin en fazla görüldüğü antik kent Amasra'dır. Kromna kentinin merkezi Tekkeönü (Hisar) köyünde de antik kalıntılar bulunmaktadır. Eritnoi kentinin merkezinin ise Çakraz olduğu bilinmesine karşın antik kalıntılara rastlanmamaktadır.
Amasra: dünyada tek olan Kuşkayası anıtı, kale ve üzerindeki armalar, kilise (fatih camii), chapel (kültür evi), yeraltı galerileri, oyma mağaralar ve bedesten kalıntıları antik kentin görünen yüzleridir.
5000 kişilik tiyatro, forum, şeref yolu, yeraltı çarşısı, akropol ve nekropol gibi bölümler toprak altındadır.

Antik tiyatro: Roma dönemine ait olup, Aya Yorgi tepesi'nin güney yamacındadır. Tiyatro boşluğu (cavea) ve sahne (skone) bölümleri yıkılmıştır. Yeri mezarlık olarak kullanılan tiyatronun sadece bir giriş kapısına ait kalıntılar görülebilmektedir.

Akropol: Bedesten'in güneybatısındadır. Surlarından çok az bir kısmı ayaktadır. Burada bulunan bazı sütunlar Amasra müzesi'nde sergilenmektedir.

Necropol: Aya Yorgi tepesi eteklerindeki bu antik mezarlık önemli ölçüde tahrip olmuş, anıt mezarlar ve lahit taşları inşaatlarda kullanılmıştır. Günümüzde sadece yeri bilinmektedir.

Yeraltı Çarşısı: Roma dönemine ait olduğu sanılan çarşının, en önemli bölümü Tomaşkuyusu mevkisindedir. Bedesten'deki yapı tekniklerinin aynen uygulandığı 17 m.lik bir ana galeri ile buraya açılan yaklaşık 50 odadan oluşmaktadır. Güneye ve batıya doğru antik şehir alanlarında yer yer geniş kanalizasyonlara ve rogarlara rastlanır.

Rıhtımlar ve Dalgakıranlar: İlkçağda yapılan ve sonraki dönemlerde de onarılan harçsız-kenetli örgü (opus revincium) tarzındaki muntazam dock sistemlerinin 1-2 ton ağırlığında blok kesme taşlarla yapıldığı görülmektedir. Tarihi izlerin çoğu günümüze ulaşamamış, ancak 1803 yılında Jouannin ve 1886 yılında da Von Diest'in çizdikleri Amasra krokilerinde limanın ve dalgakıranların konumu ayrıntılarıyla gösterilmektedir.

Yıkık kilise: Tavşan adası'nda da Bizans dönemine ait kilise kalıntılarına rastlanmaktadır

Hisar kalesi ve mahzeni: Tarihi Kromna kenti'nin merkezi olan Tekkeönü (Hisar) köyündedir. Tekkeönü kalesine ait kalıntılarla bütünleşen ve kale içinden denize kadar uzanan bir dehliz ile 7 adet kayakuyusundan oluşmaktadır. Dönemi bilinmemekle birlikte, kuyuların, kromna halkınca savaşta erzaklarını saklamak için kullanıldığı, dehlizin gerektiğinde kaleden denize kaçış dehlizi olduğu ve denize açılan kapısının liman yapımı sırasında doldurulduğu söylenmektedir.


Müzeler
Amasra müzesi:
Antik bir yerleşim merkezi olan Amasra ve çevresinde sık sık taşınabilir eski eserlerin ortaya çıkması, burada müze kurulması fikrini oluşturmuş, 1955 yılından itibaren derlenen arkeolojik ve etnografik eserler 1982 yılında müze olarak hizmete açılan bu günkü tarihi binasında sergilenmeye başlamıştır.
Amasra müzesi hizmet binası da Osmanlı dönemi eserlerindendir. 1884 yılında denizcilik okulu olarak yapımına başlanan ancak bitirilemeyen bugünkü bina Kültür Bakanlığı'nca 1976 yılında satın alınarak restore edilmiş ve 1982 yılında hizmete açılmıştır.
Dört teşhir salonundan oluşan Amasra müzesi'nde;
1. Nolu arkeolojik eserler salonunda; helenistik, roma ve bizans dönemlerine ait pişmiş toprak ve cam koku şişeleri, altın ve bronz süs eşyaları, amphorolar ve testiler, bronz heykelcikler, bilezikler, haçlar, silahlar, kandiller ve kaplar ile helenistik, roma, bizans ve osmanlı dönemlerine ait altın, ve bronz sikkeler,
2. Nolu arkeolojik eserler salonunda; burada tamamen hellenistik, roma, bizans ve ceneviz dönemlerine ait mermer eserler, heykeller, heykel başları, mezar stelleri, kabartmalı çeşitli parçalar sergilenmektedir.
1. Nolu etnografik eserler salonunda; osmanlı dönemine ait bakır mutfak kapları, yazım takımları, silahlar, şamdanlar, mühürler, kantarlar, seramikler ve yüzükler ile amasra yöresine özgü ağaç çekicilik sanatını yansıtan kaplar,
2.nolu etnografik esreler salonunda; osmanlı dönemine ait, yörenin giyim-kuşam zevkini yansıtan giysiler, gümüş süs eşyaları, yatak ve yastık örtüleri, halılar, keseler, eski duvar saatleri ile kur'an'ı kerim'ler sergilenmektedir.
Ayrıca; müzenin koridorunda 1852 tarihli, saray matbaasında basılmış bir akdeniz haritası, müzenin bahçesinde de hellenistik, roma, bizans, ceneviz ve osmanlı dönemine ait taş eserler bulunmaktadır.


Kaleler
Amasra kalesi:
Bizans dönemine ait olan amasra kalesi, özelikle ceneviz dönemlerinde değişikliklere uğramış ve 14-15 yy.larda Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinde de ciddi onarımlar görmüştür.
Kale; iki ana kütleden oluşmaktadır. Birisi, o zaman ada olan ve "kemere" denilen bir köprüyle amasra'ya bağlanan boztepe'deki sormagir kalesi, diğeri amasra'daki zindan kalesi'dir. Kuzeydoğu ucunda büyükliman kapısı, batısında küçükliman (antik) kapısı ve güneyinde zindan kapısı bulunmaktadır. Sormagir kalesine, kemere köprü'ye bitişik "karanlık yer" denilen tonozlu ana kapıdan girildikten sonra antikliman ve hacıdenizi yönlerinde iki tali kapıdan çıkılır.
Amasra kalesi'nin kuzeydoğu-güneydoğu arasındaki doğu surlarının uzunluğu 65 m, üzerinde 8 adet burç bulunan güney surlarının uzunluğu 300 m ve kemere köprü'den itibaren de büyük bölümü yıkılan kuzey surlarının uzunluğu 200 m kadardır.
Sormagir kalesi'nin kapıdan batıya doğru uzanan surları ile doğu ve kuzeydoğusunu çevreleyen surların çoğu yıkılmış, kapıya bitişik batı surlarının 50 m'lik bir kısmı ayaktadır. Kuzey ve kuzeybatı tarafı denize çok dik bir yar halinde indiğinden buraya sur yapılmadığı görülmektedir.
Adanın en yüksek yerinde denizciler için yapılmış bir fener bulunmaktadır.
Güzelcehisar, Şarköy, Fırınlı ve Tekkeönü kaleleri: merkez ilçe sınırları içindeki Güzelcehisar Şarköy ve Fırınlı köyleri ile Kurucaşile ilçesinin tarihi Kromna kentinin merkezi olan Tekkeönü köyü'nde, cenevizlilerden kalma kale kalıntılarına rastlanmaktadır.


Dini yapılar ve inanç turizmi:
Halilbey camisi (Yukarı cami) - Bartın: 1872 yılında Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Kubbesiz, dikdörtgen planlı, iki sıralı 45 pencere ile aydınlanan kargir yapıdır. Salon boyutları 12x13 m'dir.
İbrahim paşa camisi (orta cami) - Bartın : bosna valisi ibrahim paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapım yılı bilinmemekle birlikte 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu tahmin edilmektedir. 1864 ve 1897 yıllarında iki yangın geçirdiği, 1898 yılında yeniden yaptırılarak 1901 yılında ibadete açıldığı bilinmektedir. 1968 yılında deprem sonrası tamir görmüştür. 12'si büyük kubbenin etrafında olmak üzere 32 pencerelidir.
Kare planlı, tek kubbeli ve tek minarelidir. Ana malzeme; köşelerde blok kesme taş, diğer kısımları moloz taştır. Altında 11 adet dükkan bulunmaktadır.
Şadırvan camisi (aşağı cami) - Bartın: 1903-1905 yıllarında halktan toplanan paralarla yaptırıldığı söylenmektedir. Minaresinin ise 1913 yılında yapıldığı şerefedeki kitabeden anlaşılmaktadır.
Dikdörtgen planlı olup, duvarları köşelerde kesme taş, diğer kısımları tuğla ve moloz taştan harçla yapılmıştır. Kırk pencere ile aydınlanan ferah iç mekanlara sahiptir. Altında dükkanlar bulunmaktadır. Minaresi, kuzeybatı köşesinde kesme taştan çok köşeli olarak yapılmıştır.
Fatih camisi (eski kilise) - Amasra: 9. yy.da Amasra kalesi içinde yapılmış eski bir Bizans kilisesidir. Amasra'nın fethi sırasında 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir.
Dönemin tüm yapı özelliklerini taşıyan yapının narthex (ilk cemaat) bölümü ve ambon (lapsis) çıkıntısı sonradan mekana katılmıştır. 19x11 m boyutlarındaki cami, 1887 yılında dört duvarı dışında mekanı örten ve yer yer yıkılma tehlikesi gösteren beşik tonoz örtüsü kaldırılmış, ahşap tavan ve çatı yapılarak büyük bir onarımdan geçirilmiştir.
Kültür evi (eski chapel) - Amasra: Amasra kalesi içinde, eski bir (küçük kilise) chapel iken 15. Yy. Da mescide dönüştürülmüş, 1930 yılında ibadete kapatılmıştır. 2002 yılında restore edilerek kültür evi olarak hizmete açılmıştır.
9. yy. da çok itinalı bir tuğla-taş örgü sistemi ile yapılan chapel, 11 x 7 m. Boyutlarındadır. Ambon tonozu'nda "isa peygamber'in göğe yükselişi" (ascension) sahnesini hatırlatan izler; ambon, narthex ve duvarlarının ise, renkli ve dinsel konulu duvar resimleri (fresko) ile süslüdür. Ancak, freskolar zamanla tahribata uğramıştır.
Aya nikolas (bodosaki) kilisesi - Bartın: 1319 yılında bartın'daki rum cemaati tarafından yaptırılmıştır. 1936 yılından itibaren bir süre elektrik santralı olarak kullanılan bu tarihi yapı, 1995 yılında restore edilerek kültür evi olarak hizmete açılmıştır.
Ebu Derda türbesi - Bartın: hz. Peygamberimizin sancaktarı ebu derda hazretlerine ait olduğu söylenir. Ancak; tarihi kaynaklara göre, hicretin 50. Yılında istanbul'un kuşatılması sırasında bu bölgeden geçerken buralarda bir süre kaldığı tahmin edilen ebu derda hazretleri hatırasına sonradan bir türbe yapıldığı ve burasının manevi bir makam olarak kabul edildiği olasıdır.
Türbenin, belgelenemeyen bir rivayete göre bartın müftülerinden toscuoğlu hacı rıfat efendi tarafından yaptırıldığı söylenmekte, yılı bilinmemektedir. Eldeki kaynaklardan, takriben yüz yıl kadar önce geçirdiği büyük yangın sonrası onarıldığı anlaşılmaktadır. Günümüze sadece bir taş lahidi ulaşan ve yanında küçük bir cami ile kavşak suyu çeşmesi ve bir kuyu bulunan türbe, manevi makam olarak hayli ziyaretçi çekmektedir.
Şimşirli Baba camii -Ulus: ulus ilçesinin kalecik köyündedir. Tarihi bilinmemekle beraber, şimşirli baba tarafından bir gecede yapıldığı rivayet edilen caminin yanında kendi mezarı, akşemseddin'in babası hamza efendi'nin mezarı ve soğuk sularıyla akşemseddin çeşmesi bulunmaktadır.
Kalecik yakınlarında uzun yıllar eşiyle birlikte yaşayan Kara Yusuf İzzettin Hazretleri'nin vakit namazlarını uzun süre yörede yoğun olan şimşir ve çınar ağaçlarının gölgesinde, daha sonra da geniş gövdeli çınar ağacını oyarak yaptığı 4m2'lik mekanda kıldığından Şimşirli Baba adıyla anıldığı söylenir.
Günümüzde, 500 kişinin ibadet yapabildiği cami ve imaret; hem ibadet ve hem de genç annelerin doğum sonrası az olan sütlerinin artması amacıyla günü birlik ziyaretçi çektiği gibi, her yıl recep, şaban ve ramazan aylarında onbinlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Özellikle, recep'in 1.haftasında (regaip kandili'ni müteakip) ilk cuma günü akşamı, cuma namazından sonra kesilen kurbanların yoğurt ve çorbalarla ziyaretçilere ikram edildiği ve ev sahipliğini çevre köylülerin yaptığı büyük kutlamalara da sahne olmaktadır.
Şimşirli baba'nın oldukça fazla ziyaretçi çekmesine neden olan öykü ise hayli ilginçtir. Yöre halkı "şimşirli baba tayyü mekan'a vakıftı, bütün namazlarını beytullah'ta (kabe) kılardı. Geçimini ise, sahibi olduğu tek inekten elde ettiği süt ürünlerinin takasıyla sağlardı. Ancak, onlarca inekten alınmışçasına bol olan sütün kaynağı aslında yörede yaşayan geyiklerdi. Her sabah toplu halde buraya gelen geyikler, hiçbir zorluk çıkarmadan şimşirli baba ve eşi tarafından sağıldıktan sonra ormana dönerlerdi. Ayrıca şimşirli baba'nın bir gecede yaptığı bu caminin malzemesini de aynı gece geyikler taşımışlardı." diyorlar Küçüktepe Martyrıumu - Amasra: uzun yıllar roma ve bizans yönetiminde kalan amasra'nın, ereğli ile birlikte hıristiyanlığın gizlice örgütlendiği ve m.s. 1.yy. Sonları ile 2.yy'da bütün imparatorlukta etkisi hızla yayılan hıristiyanlığın hayli taraftar bulduğu ilk yerlerden olduğu söylenmekte, 9.yy'da kırım'la ilişkisi bulunan etkin bir başpiskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir.
Amasra'da yaşayan ve 1. yy'da hıristiyanlığı ilk yaymaya çalışan pontus'lu rahip ıakintos; 711 yılından sonra hora ve ayasofya kiliselerinde dualarla anılan kyros; 8.yy'da ikonoklast yorgi georgios; hıristiyan inançları bakımından, dönemlerinde ruhani meclis tarafından "aziz" ilan edilerek öldürüldükleri yerler, sığındıkları mağaralar ve mezarları kutsanan ilk hıristiyanlardır.
Bugün, amasra'yı ziyaret edenler; kutsanan yerlerden ıakintos ve kyros'un mezarının bulunduğu küçüktepe yamaçlarına, georgios'un inzivaya çekildiği yer olarak bilinen büyüktepe mağarasına, amasra kilisesine (bugünkü Fatih camii) yakın ilgi göstermektedirler.

Hanlar

Taşhan - bartın: 1832-1835 yılları arasında hacı ali ağa tarafından yaptırılmıştır. 24,25 x 23,70 m.lik alanı kaplamakta olup, iki katlı, dikdörtgen planlı ve açık avluludur. 18 odası, 16 tonozlu bölmesi vardır. Halen şahıs mülkiyetinde ticari amaçla kullanılmaktadır. Kent merkezinde, hükümet caddesindedir.
Dervişoğlu hanı - Bartın: 1897 yılında dervişoğlu ali ve osman kardeşler tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgene yakın planlı, iki katlı ve revaklıdır. Birinci katta 7, ikinci katta 9 odası vardır. Yapı malzemeleri taş ve tuğla olup, sonradan restore edilmiştir. Halen ticari depo olarak kullanılmaktadır. Karakaş caddesindedir.

Hamamlar
Şehir hamamı
- Bartın: 1747 yılında bartın voyvodası çalıkoğlu tarafından yaptırılmıştır. Yapının duvarları harçlı moloz taş, iki katlı soyunma yeri ahşaptır. Bir büyük, üç küçük kubbeli olup, ortasında küçük bir şadırvanı vardır. Ana mekan camekanlı soymalık, sıcaklık ve külhan'dır.
Osmanlı hamamı kalıntıları - Amasra: 17 yy.da yapıldığı sanılmaktadır. Soğukluk, ılıklık, üç kurnalı yıkanma yeri ve su hazneleri ile külhan bulunmaktadır. Yıkanma yeri bir orta kubbe iki yarım kubbe ile örtülüdür. Soğukluk kısmı yıkılmıştır. Dört köşesinde görülen "biye"ler Anadolu beylikleri döneminin tipik mimari özelliklerini taşımaktadır.

Köprüler
Kemerköprü
- Bartın: 1872 yılında Çalıkoğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Kocanazçayı üzerinde, kesme taştan harçla yapılan çok sağlam üç ayak ve iki sivri kemer üzerine kurulmuştur. Boyu 42 m, genişliği 8.5 m'dir. İnşaat sırasında harcın daha güçlü olmasını sağlamak için içerisine binlerce yumurta akı katıldığı söylenmektedir.
Orduyeri (kışla] köprüsü: 1887 yılında bolu mutasarrıfı ismail kemal bey'in önderliğinde, halkın yardımıyla yapılmıştır. Kocaçay üzerinde, kesme taştan beş sağlam ayak üzerine kurulmuştur. Birinci ve ikinci ayaklar yalı tarafında