Hit (1300) MM-80

Naat - Seccaden Kumlardı

Eser Sahibi : T. E. Medya Türü : Naat
İlim Dalı : Şiir Konusu : Peygamberimiz
Link :
Ekleyen : /2001-04-14 Güncelleyen : /2009-04-14

NAAT

Seccaden kumlardı.
Devirlerden, diyarlardan 
Gelip, göklerde buluşan 
Ezanların vardı!

Mescit mümin, minber mümin... 
Taşardı kubbelerden tekbir, 
Dolardı kubbelere “ Amin ”.

Ve mübarek geceler dualarımız; 
Geri gelmeyen dualardı... 
Geceler ki pırıl pırıl 
Kandillerin yanardı..
Kapına gelenler ya Muhammed, 
- uzaktan, yakından – 
Mümin döndüler kapından...

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi, 
İki dünyada aziz ümmet; 
Muhammed ümmetiydi.

Konsun –yine- pervazlara güvercinler, 
“Hû hû”lara karışsın âminler... 
Mübarek akşamdır; 
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Şimdi seni ananlar, 
Anıyor ağlar gibi... 
Ey yetimler yetimi, 
Ey garipler garibi; 
Düşkünlerin kanadıydın, 
Yoksulların sahibi... 
Nerde kaldın ey Resûl, 
Nerde kaldın ey Nebi?

Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed, 
Çağlar ne çağlardı: 
Daha dünyaya gelmeden 
Mü’minlerin vardı... 
Ve bir gün, ki gaflet 
Çöller kadardı, 
Halîme’nin kucağında 
Abdullah’ın yetimi 
Âmine’nin emaneti ağlardı. 
Hatice’nin goncası, 
Aişe’nin gülüydün. 
Ümmetinin gözbebeği 
Göklerin resûlüydün...

Elçi geldin, elçiler gönderdin... 
Ruhunu Allah’a, 
Elini ümmetine verdin. 
Beşiğin, yurdun, yuvan 
Mekke’de bunalırsan 
Medine’ye göçerdin. 
Biz bu dünyadan nereye 
Göçelim, yâ Muhammed?

Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet 
Altın devrini yaşıyor... 
Diller, sayfalar, satırlar 
“Ebu Leheb öldü” diyorlar. 
Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed 
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada 
Mevlidine hayran kulaklarımız; 
Ne adlar ezberledi, ey Nebî, 
Adına alışkın dudaklarımız! 
Artık, yolunu bilmiyor; 
Artık, yolunu unuttu 
Ayaklarımız! 
Kâbe’ne siyahlar 
Yakışmamıştır, yâ Muhammed 
Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta; 
Gurur, Kafdağı’nda derebeyi... 
Onu da yaralarlar kanadından, 
Gelse bir şefkat meleği... 
İyiliğin türbesine 
Türbedâr oldu iyi.

Vicdanlar sakat 
Çıkmadan yarına, 
İyilikler getir, güzellikler getir 
Âdem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki 
Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir... 
Fethedemedik, yâ Muhammed, 
Senelerdir.

Ne doğruluk, ne doğru; 
Ne iyilik, ne iyi... 
Bahçende en güzel dal, 
Unuttu yemiş vermeyi... 
Günahın kursağında 
Haramların peteği!

Bayram yaptı yapanlar; 
Semâve’yi boşaltıp 
Sâve’yi dolduranlar... 
Atını hendeklerden -bir atlayışta- 
Aşırdı aşıranlar... 
Ağlasın Yesrib, 
Ağlasın Selman’lar!

Gözleri perdeleyen toprak, 
Yüzlere serptiğin topraktı... 
Yere dökülmeyecekti, ey Nebî, 
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara güvercinler, 
“Hû hû”lara karışsın âminler... 
Mübarek akşamdır; 
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Yüreklerden taşsın 
Yine, imanlar! 
Itrî, bestelesin Tekbîr’ini; 
Evliyâ, okusun Kur’ân’lar! 
Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın 
Kayışzâde Osman’lar 
Na’tını Galip yazsın, 
Mevlid’ini Süleyman’lar! 
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle 
Geri gelsin Sinan’lar! 
Çarpılsın, hakikat niyetine 
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey Muhammed, bahardır... 
Dudaklar ardında saklı 
Âminlerimiz vardır... 
Hacdan döner gibi gel; 
Mi’râc’dan iner gibi gel; 
Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, rüzgâr kanat; 
Hızır kanad, Cibril kanad; 
Nisan kanad, bahar kanad; 
Âyetlerini ezber bilen 
Yapraklar kanad... 
Açılsın göklerin kapıları, 
Açılsın perdeler, kat kat! 
Çöllere dökülsün yıldızlar; 
Dizilsin yollarına 
Yetimler, günahsızlar! 
Çöl gecelerinden, yanık 
Türküler yapan kızlar 
Sancağını saçlarıyla dokusun; 
Bilâl-i Habeşî sustuysa 
Ezânlarını Dâvûd okusun!

Konsun –yine- pervazlara güvercinler, 
“Hû hû”lara karışsın âminler... 
Mübarek akşamdır; 
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
 
Arif Nihat Asya