Hit (4505) M-1807

Türkiyede Arap Dili Alanında Yapılan Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri -I- (1956-2002)

Yazar Adı : İlim Dalı : Tezler
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-12-08 Güncelleyen : /0000-00-00

Türkiye’de Arap Dili Alanında Yapılan Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri -I-(1956-2002)

M.A. and Ph.D. Thesis Prepared in Arabic Language in Turkey (1956-2002)

Bu çalışmada, ülkemizde Arap dili[1] alanında yapılmış ilk tezin bitiş yılı olan 1956 yılından 2002 yılının sonuna kadar tamamlanan yüksek lisans ve doktora tezlerinin, tespit edilebildiği kadarıyla, hazırlayan kişinin soyadını esas alarak derli-toplu bir listesi sunulacaktır[2]. Bundan amaç; ülkemizde Arap dili alanında yapılacak çalışmalarda önceki çalışmaların bir arada görülmesine ve bu çerçevede yeni bilimsel araştırmaların yapılmasına katkı sağlamaktır.

Bu tezler ağırlıklı olarak yüksek din eğitimi veren kurumlarda yapılmıştır. Bunun yanında Edebiyat, Dil ve Tarih-Coğrafya, Fen-Edebiyat Fakülteleri ile Gazi Eğitim Fakültesinde bu türden çalışmaların yapıldığı bilinmektedir. Bu yüzden bu tezlerin çoğunluğunun yapıldığı yüksek din eğitimi kurumlarının ve diğer fakültelerin son asırdaki tarihçesi hakkında kısaca bilgi vereceğiz.

Türkiye'deki din eğitimi Osmanlı eğitim sisteminden tevarüs etmiştir. Osmanlı Devletinde yüksek din eğitimi, medreselerin âli (yüksek) kısmında verilmekteydi. Medreselerde eğitim sis­teminin bozulmaya yüz tutması sebebiyle XVIII. yüzyıldan itibaren modern okullar kurulmaya başlanmıştır.

Bugünkü anlamda, Türkiye'de yüksek din eğitiminin l Eylül 1900'de kurulan Darülfünûn’la başladığı kabul edilmektedir. Resmî adı Darülfünûn-i Şahane olan ve kesintisiz olarak 1933 yılındaki üniversite reformuna kadar hayatiyetini devam ettiren üniversitede Ulûm-i Riyâziyye ve Tabîiye ile Edebiyat şubelerinin yanında bir de Ulûm-i âliye-i diniyye şubesi adı altında, dört senelik bir İlâhiyât Fakültesi kurulmuştur[3]. O zaman bu şubede Tefsîr-i Şerif, Hadîs-i Şerif, Usûl-i Hadis, Fıkıh, Usûl-i Fıkıh, İlm-i Kelâm, Târîh-i Dîn-i İslâm dersleri okutulmaktaydı[4].

1908 yılında Dârülfünûn-i Şâhâne'de yeni düzenlemeler yapıldı. Üniversitenin ismi İstanbul Darülfünûnu (İstanbul Üniversitesi), Ulûm-i âliye-i diniyye Şubesinin adı da Ulûm-i Şeriyye olarak değiştirildi. Bu şubenin programına şu dersler ilâve edildi: İlm-i Ahlâk-ı Şer'iyye, Arap Felsefesi, Hikmet-i Teşrî, Tarih-i Edyân, Edebiyât-ı Arabiyye, Felsefe, Felsefe Tarihi ve Tasavvuf.

1914 senesinde medreselerde yeni bir düzenlemeye gidildi ve ders programı oldukça zenginleştirildi. Dârulfunûn’un Ulûm-i Dîniyye şubesi ka­patılarak talebeler, bilâhare Sahn adı verilen Dârulhilâfe Medresesinin âlî kıs­mına devredildiler.

1916 senesinde yaygınlaşan medreseler kanunu ile taşra medreseleri İptidâ-i Hâriç, İptidâ-i Dâhil ve Sahn isimleriyle üç ayrı devreye ayrılmışlar ve bunla­rın üstünde Medresetu'l-Mutehassisîn yerine kaim olmak üzere eğitim süre­si üç yıl olan felsefe ve tasavvuf, tefsir ve hadis, fıkıh isimli üç şubeden müteşekkil Süleymaniye Medresesi unvanıyla bir medrese kurulmuştur.

1914'te Dârulhilâfe medreselerinin kurulmasından 3 Mart 1924 Tevhîd-i Tedrîsât Kanununa kadar yüksek din eğitimi, adı geçen medresede ve Süleymaniye'deki Mütehassısîn Medresesinde verilmiştir.[5] Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile bütün medreseler gibi bu medreseler de kapatılmış ve kanunun dördüncü maddesine göre Dârülfünun bünyesinde İlâhiyât Fakültesi ismiyle üç yıl öğretim süresi olan bir yüksek din öğretimi kurumu açılmıştır[6].

Bu İlâhiyât Fakültesi 1924'den 1933 yılına kadar tam sekiz yıl başarılı bir eğitim vermiştir. Burada İzmirli İsmail Hakkı, Mehmet Ali Ayni, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, M. Şekip Tunç, M. Şerafettin Yaltkaya, Hilmi Ömer Budda, Arapkirli Hüseyin Avni, M. Şemseddin Günaltay gibi hocalar ders vermişlerdir. Fakültede okutulan dersler şunlardır: Tefsir ve Tefsir Tari­hi, Hadis ve Hadis Tarihi, Fıkıh ve Fıkıh Tarihi, İslâm Bedîiyyâtı, İslâm Dini Tarihi, Tasavvuf Tarihi, Türk Târîh-i Dinisi, Ahlâk, İctimaiyat, Hali­hazırda İslâm Mezhepleri, Akvâm-ı İslâmiye Etnografyası, Arapça, Farsça, Dinler Tarihi, Kelâm Tarihi, Din Felsefesi, Ruhiyât, İslâm Felsefesi, Felsefe Tarihi ve Mantık[7].

31 Mayıs 1933 tarihinde Darülfü­nûn, İstanbul Üniversitesine dönüşünce İlâhiyât Fakültesi kadro dışında bırakılarak kapatılmış, 1949 yılına kadar ülkemizde yüksek din öğretimi imkânı olmamıştır[8].

4 Haziran 1949 tarihinde kabul edilen 5424 sayılı kadro kanunuyla ku­rulan Ankara Üniversitesi İlâhiyât Fakültesi, 21 Kasım 1949 tarihinde öğreti­me başlamıştır. Fakültede İslâm tarihi, din psikolojisi, din sosyolojisi, felsefe, mantık, tefsir, hadis, İslâm mezhepleri tarihi, kelâm, İslâm felsefesi, dinler tarihi, İslâm hukuku gibi derslerin yanında Arapça, Farsça ve yabancı dil derslerine de yer verilmiştir.

Fakültenin kurulduğu yıllarda, meslek dersleri için akademik çalışmalar yapmış öğretim üyesi bulunamıyordu. Hocaların büyük kısmı doğrudan doğruya İslâmî ilimler alanında yetişmiş elemanlar değildi. Gözde hoca­lar, eski imparatorluk yadigarı ülkelerde yetişmiş kişilerdi. İlâhiyât fakültesinin yerli öğretim kadrosu ile tam faaliyete geçebilmesi ancak yirmi yılda mümkün olabilmiştir.

Ankara Üniversitesi İlâhiyât Fakültesi, birçok program değiştirdikten ve geliştirdikten sonra, Türk yüksek öğretimindeki vazgeçilmez yerini almıştır. Kendi ihtiyacı olan akademik elemanları yetiştirmenin yanında bir çok fakülteye de akademik elemanlar göndermiştir[9].

Türkiye'de yüksek din eğitimi kurumları demokratikleşme ortamında ve ihtiyaçlar çerçevesinde çoğalmıştır. İlâhiyât Fakültesinden farklı olarak "Yüksek İslâm Enstitüsü" ve "İslâmî İlimler Fakültesi" adıyla iki yeni yük­sek din eğitimi kurumu faaliyete geçmiştir[10].

1958 yılında mezun vermeye başlayan İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin gidebileceği bir yüksek öğretim kurumu bulunmuyordu. 1949’da açılan İlâhiyât fakültesi sadece genel lise mezunlarını alıyor, meslek lisesi mezunlarını almıyordu. Bu yüzden din öğretimi yanında, din eğitimine ve uygulamasına da ağırlık verecek, özellikle müftülük, vaizlik gibi görevlerin yanında, İmam-Hatip okullarındaki meslek derslerini de ehli­yetle okutabilecek niteliklerle yetiştirilmiş elemanlara olan ihtiyaçlar dikkate alınarak yalnız İmam-Hatip Okulu mezunlarının girebileceği bir yüksek öğ­retim kurumuna ihtiyaç duyuldu[11].

Yüksek İslâm Enstitüsü adıyla, İlâhiyât Fakültesinden ayrı bir yüksek din eğitimi ve öğretimi kurumu açılması gerektiği fikrini, üniversite mensupları arasından ilk olarak ileri süren ve gerekçelerini açıklayan Ali Fuat Başgil olmuştur[12]. Onun hazırladığı rapor da göz önüne alınarak Yüksek İs­lâm Enstitüsü adıyla bir yüksek din eğitimi kurumu açılmasına karar verilmiş ve 19 Kasım 1959 tarihinde İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü öğreti­me başlamıştır[13]. Bunu, 24 Kasım 1962’de açılan Konya Yüksek İslâm Enstitüsü takip etmiştir.

Konya Yüksek İslâm Enstitüsünü sırasıyla, Kayseri (16 Aralık 1965), İzmir (25 Ağustos 1966), Erzurum (30 Temmuz 1969), Bursa (28 Kasım 1975), Samsun (1976) ve Yozgat (1979)'da açılan Yüksek İslam Enstitüleri takip etmiş, böylece enstitülerin sayıları sekize yükselmiştir[14].

Erzurum'da Atatürk Üniversitesi Senatosu 12 Şubat 1971 tarihinde "İslâmî İlimler Fakültesi" adıyla yeni bir fakülte açılması kararı almıştır. Bu karara dayanarak 1971-1972 öğretim yılında İslâmî İlimler Fakültesi adıyla, orta öğretime dayalı ve beş yıl öğretim süresi olan bir fakülte açılmıştır. Erzurum'da 1969 yılında açılan bir Yüksek İslam Enstitüsü vardı. Bu Fakültenin açılışı ile aynı şehirde biri bakanlığa diğeri üniversiteye bağlı iki yüksek din öğretimi kurumu hizmete girmiştir. Bu ise ülkemizde ilk defa görülen bir uygulamadır. Bu Fakültede Lisans öğretimi dışında Yüksek İslâm Enstitüsü mezunlarına doktora yapma imkânı da tanınmıştır[15].

12 Eylül 1980'den sonra eğitim sistemindeki yeniden yapılanma çerçevesin­de yüksek din eğitimi de önemli bir sorun olarak ele alınmıştır. Konuyla ilgili komisyon çalışmalarında, ilmî toplantılarda ve basında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlatılan ve 6 Şubat 1981'de Millî Güvenlik Konseyi'nin onayına sunulan Din Eğitimi Çalışma Grubu Raporunda bu konuya yer verilmiştir. Böylece Yüksek İslam Enstitülerinin, ilahiyat fakültelerine dönüştürül­mesi ortak görüş hâline gelmiştir. Bu alandaki ilk uygulama, Yozgat Yüksek İslâm Enstitüsünün kapatılarak, buradaki öğrencilerin ve öğretim kadrosunun diğer Yüksek İslâm Enstitülerine nakledilmesi olmuştur.

20 Temmuz 1982 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan kanun hükmündeki kararname ile tüm yüksek öğretim kurumları yeniden bir teşkilatlanmaya tabi tutulmuştur[16]. Mevcut üniversite­lerin yanında yeni üniversite ve fakülteler kurulmuş, bütün yüksek öğretim kurumla­rı mücavir oldukları üniversitelere bağlanmıştır. Bu çerçevede Erzurum Yüksek İslâm Enstitüsü, aynı ilde bulunan İslâmî İlimler Fakültesi ile birleştirilerek İlâhiyât Fakültesi adıyla Atatürk Üniversitesine, diğer Yüksek İslâm Enstitüle­ri ise İlâhîyât Fakültesi olarak bulundukları bölgelerdeki üniversitelere bağ­lanmıştır. Böylece Türkiye'de yedi İlâhîyât Fakültesi oluşturulmuş, Ankara Üniversitesi İlâhîyât Fakültesi ile birlikte bu fakültelerin sayısı sekiz olmuştur. 1987'den itibaren farklı yıllarda açılan on beş İlâhîyât Fakültesi ile bu fakül­telerin toplam sayısı yirmi üçe ulaşmıştır[17].

İlâhiyât fakültelerinden başka, ön lisans düzeyinde eğitim veren iki yıllık İlâhîyât Meslek Yüksek Okullarına da burada kısaca değinmek gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığının ihtiyaç bildirmesi ve ilgili kurumların olumlu mütalaaları üzerine Yüksek öğretim Yürütme Kurulunun 29 Aralık 1988 tarihli toplantısında açılması kararlaştırılan bu okulların amacı “Ülkede daha nitelikli din görevlileri istihdam etmek, hâlen görev yapmakta olan din görevlilerinin bilgi düzeyini yükseltmek” olarak tespit edilmiştir.

İlk olarak 1989-1990 öğretim yılından itibaren açılmaya başlayan İlâhiyât Meslek Yüksek okulları, İstanbul (MÜ), İzmir (DEÜ), Bursa (UÜ), Erzincan (AÜ), Trabzon (KTÜ) ve Van'da (YYÜ) eğitim öğretime devam etmiş Yükseköğretim Kurulu Yürütme Kurulu, 11 Mayıs 1999 tarihli toplantısında, İlâhiyât fakülteleri bünyesinde yapılan yeni düzenlemeler ile Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi bünyesinde İlâhiyât Ön Lisans Programının açılmasını da dikkate alarak, 1999-2000 öğretim yılından itibaren İlâhiyât Meslek Yüksek okullarına öğrenci alınmamasına, mevcut öğrencilerin mezun oluncaya kadar öğretime devam etmesine karar vermiştir[18].

Buraya kadar Türkiye’deki yüksek din eğitimi kurumlarının son asırdaki tarihi seyrini kısaca sunmaya çalıştık. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Arap dili sahasında yapılan tezler sadece yüksek din eğitimi veren kurumlara münhasır değildir. Bunların yanında Edebiyat, Dil ve Tarih-Coğrafya, Fen-Edebiyat fakülteleri ile Gazi Eğitim fakültesinde bu alanla ilgili bir çok akademik çalışma yapılmıştır. Bu fakülteler bünyesinde faaliyet yürüten Arap dili ve edebiyatı ile Arap dili eğitimi anabilim dallarına kısa bir göz atalım:

a- Daha önce de değindiğimiz üzere 1900 yılında Darülfünûn-i Şahâne açıldığında Ulûm-i Âliye-i Dîniye, Ulûm-i Riyâziye ve Tabiiye ve Edebiyat şubeleri mevcuttu. Eğitim süresi üç yıl olan Edebiyat Şubesinde şu dersler okutuluyordu: Edebiyât-ı Osmâniye, Edebiyât-ı Arabiye, Edebiyât-ı Fârisiye, Edebiyât-ı Fransaviye, Tarih-i Osmânî, Tarih-i Düvel, Coğrafyayı Umumi ve Osmânî ve Umrânî, İlm-i Âsârı Atîka, Usûl-i Terbiye ve Tedrîs, Hikmet-i Nazariye[19].

1933 yılında yapılan Üniversite reformu ile İstanbul Darülfünûn’u kapatılarak yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuştur.[20] Tıp, Hukuk, Edebiyat ve Fen Fakültelerinden oluşan Üniversite, hem yapı hem çalışma şekli bakımından köklü bir şekilde yenilenmiştir. Emin yerine Rektör, Fakülte Reisi yerine Dekan, Profesörlere Ordinaryüs, Öğretmenlere Profesör, Muavinlere de Doçent denilmiştir[21].

Edebiyat Fakültesi; Dil ve Edebiyat, Felsefe, Tarih ve Coğrafya bölümlerinden teşekkül etmekteydi. Dil ve Edebiyat bölümünde okutulan dersler şunlardı: Türk Dili ve Edebiyatı Tarihi, Metinler Şerhi, Türk Dili Tarihi, Arap ve Fars Edebiyatı, Roman Dilleri ve Edebiyatı Tarihi, Lengüistik, Eti ve Sümer Filolojisi[22].

b- İstanbul’da reform çalışmaları yapılırken, Ankara’da 1925’te Hukuk Mektebi, 1930’da Ziraat Enstitüsü, 1935’te de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi kurulmuştur. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin adını Atatürk vermiş, böylece onun bir Edebiyat Fakültesi değil hem daha geniş hem de hedefleri daha belirli bir kurum olmasını istemiştir[23].

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk ve Türkiye tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek olan Sümerce ve Hititçeden Latince ve Yunancaya kadar, antik doğu ve batı dillerinin yanında modern diller ile Coğrafya, Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Antropoloji gibi çeşitli sosyal bilimlerin farklı alanlarında eğitim veren bir bilim kurumu olmuştur. Bugün Fakültede hem temel kaynaklara inen, hem de çağdaş dünyaya ayak uydurmayı hedefleyen 18 bölüm ve 79 anabilim dalı faaliyet göstermektedir[24].

Fakültenin kuruluşu sırasında Arapça, dil ve edebiyatıyla "Canlı Diller" arasında bağımsız bir birim olarak yer almıştır. Anabilim Dalındaki 4 yıllık lisans öğretimi süresince Arap Dili ve Edebiyatıyla ilgili şiir ve nesir örnekleri incelenmektedir. Öğrenciye Arapça kompozisyon yazma denemeleri yaptırılmakta ve konuşma alışkanlığı kazandırılmaya çalışılmaktadır. Çeşitli konularda modern Arapça metinler çevrilmekte, öğrenciye Arapça terimler ve deyimler tanıtılmaktadır. Mezun olan öğrenciler, kütüphanelerde, arşivlerde, müzelerde, Arap dili ile ilgili olarak çeşitli bakanlıklarda görev alabildikleri gibi, üniversitelerde bilimsel çalışmaya da yönelebilmektedirler[25].

c- Atatürk Üniversitesi önceleri Doğu Üniversitesi adıyla anılmış 6 Haziran 1957 tarihinde Atatürk Üniversitesine dönüştürülmüştür. Üniversite, 1958 yılında Fen-Edebiyat Fakültesi ve Ziraat Fakültesi olmak üzere iki fakülteyle öğretime başlamıştır. Fen-Edebiyat Fakültesinin Fen gurubu FKB (Fizik Kimya Biyoloji) olarak öğretime devam ederken; Edebiyat grubunda, Türk Dili ve Edebiyatı, İktisat ve İşletmecilik Bölümleri lisans düzeyinde öğretime devam etmişlerdir. 1957-1958 öğretim yılında Fen-Edebiyat Fakültesi; Edebiyat Fakültesi, Fen Fakültesi ve İşletme Fakültesi olmak üzere üç ayrı fakülte haline getirilmiştir. Daha sonra bu fakülteler 20 Temmuz 1982 Tarih ve 2547 sayılı "Yükseköğretim Kurumları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile tekrar Fen-Edebiyat Fakültesi adı altında birleştirilmişlerdir. Fen-Edebiyat Fakültesi ilk kez 1958 yılında Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne öğrenci alarak öğretime başlamıştır.

1971 yılında Edebiyat Fakültesi bünyesinde Tarih, Arap-Fars Dili ve Edebiyatı, Coğrafya, Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümleri açılmıştır. Fen Fakültesi bünyesinde ise Biyoloji, Jeoloji, Fizik, Kimya ve Matematik bölümleri açılmıştır[26].

d- Gazi Eğitim Fakültesi 1926 yılında “Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü” adı ile öğretime başlamıştır. 1929 yılında adı “Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü”, 1976 yılında “Gazi Eğitim Enstitüsü”, 1980 yılında “Gazi Yüksek Öğretmen Okulu” olarak değiştirilmiştir. 1982 yılında Yüksek Öğretim Kurumu ile birlikte Gazi Üniversitesi bünyesine alınarak adı “Gazi Eğitim Fakültesi” olarak değiştirilmiştir.

1997-1998 Öğretim yılına kadar bütün bölümleri 4 yıllık öğrenim programları iken; 1998-99 öğretim yılından itibaren, YÖK’ün eğitim fakültelerinin yeniden yapılandırılması çalışmaları doğrultusunda; fakültenin ortaöğretime öğretmen yetiştirmeyi amaçlayan bazı bölümleri 5 yıllık; ilköğretime ve ortaöğretime yönelik bazı bölümleri ise 4 yıllık eğitim öğretim programları uygulayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Fakültede 9 bölüm içerisinde 26 farklı ana bilim dalı bulunmaktadır. Yabancı diller eğitimi bölümüne bağlı İngiliz dili eğitimi, Alman dili eğitimi, Fransız dili eğitimi ve Arap dili eğitimi ana bilim dalları mevcuttur. Bu bölüm, ilk ve ortaöğretim kurumlarının yabancı dil öğretmen ihtiyacına yönelik öğretim yapmaktadır[27]. Bu ana bilim dallarında öğrenim süresi hazırlık sınıfıyla birlikte beş yıldır. Arap dili eğitimi ana bilim dalı 1984-1985 öğretim yılında öğretime başlamıştır.

e- Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi 1976-1977 öğretim yılında 6 Bölümle Fen Fakültesi, 4 Bölümle de Edebiyat Fakültesi adı altında ayrı fakülteler olarak eğitim öğretime başlamıştır.

1982 yılında 2547 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu iki fakülte Fen-Edebiyat Fakültesi adıyla birleştirilmiştir.

Bu Fakülteye bağlı Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü 3 Anabilim Dalından (Arap Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Urdu Dili ve Edebiyatı) oluşmaktadır. Arap Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında eğitim-öğretime 1986-1987 öğretim yılında başlanıldı. Yine 1992 yılından itibaren II. Öğretime öğrenci alınmaya başlanıldı. 1999-2000 öğretim yılında alınan bir kararla ikinci öğretime, 2001-2002 öğretim yılında alınan bir kararla da birinci öğretime öğrenci alınması durdurulmuştur[28].

f- Dicle Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde Doğu Dilleri ve Edebiyatı bölümünde Arap Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı 1996-1997 yılında eğitim-öğretime başlamış olup, hâlen öğretime devam etmektedir[29].

g- Kırıkkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde Doğu Dilleri ve Edebiyatı bölümünde Arap Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı 1993 yılında kurulmuş olup, bugüne kadar öğrenci alınmamıştır[30].

Tezlerin yapıldığı yüksek öğretim kurumları hakkında kısaca bilgi verdikten sonra çalışmamız hakkında birkaç hususa değinmek istiyoruz.

Tezler hakkındaki bilgiler, büyük ölçüde, Yükseköğretim Kurulu Tez Merkezinin web sitesinden[31] faydalanılarak elde edilmeye çalışıldı. Bununla beraber belli bir tarihten sonra yapılan tezlere ati bilgiler girildiğinden tezlerin tamamını burada bulmak mümkün değildi. Bu yüzden bazı Fakültelerdeki meslektaşlarımızdan fakültelerindeki alanla ilgili akademik personelin tezlerinin listesini talep ettik. Ayrıca DEÜ İlahiyat Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Muharrem Çelebi’ye gelen Yardımcı Doçentlik, Doçentlik ve Profesörlük dosyalarından da istifade ettik.

Tezlerin listesini sunarken sırasıyla tezi hazırlayan, tez adı, tez danışmanı, tarihi, tezin hazırlandığı üniversite ve sayfa adedi gibi bilgileri sıraladık. Birkaç tezin sayfa sayısı dışında çoğunlukla bunda muvaffak olduk diyebiliriz. Çalışmada 198 yüksek lisans ve 122 doktora tezi olmak üzere toplam 320 tezin künye bilgilerini verdik. Ayrıca gözden kaçırdığımız ya da ulaşamadığımız bazı tezler de olabilir. Araştırmacı arkadaşlarımızın ve değerli hocalarımızın eksik kalan bilgileri tarafımıza ulaştıracaklarını ve hatalı bilgileri düzelttireceklerini ümit ediyoruz.

I. YÜKSEK LİSANS TEZLERİ

Abdallah Ghazi, Türkçe'nin Ürdün ve Suriye Lehçeleri Üzerindeki Etkisi, Dnş: İnci Koçak, Ankara Üniversitesi 1990, 195s.

Abdulmaksud Bilal, İbnü`l-Fariz ve İsmail Ankaravî`nin Kaside-i Hamriyye Şerhi, Dnş: M. Ali Yekta Saraç, İstanbul Üniversitesi 2000, 117s.

Acar Ömer, Arap Dilinde Çok Anlamlılık, Dnş: Ahmet Bulut, Uludağ Üniversitesi 2002, 200s.

Acat Yaşar, Kuran-ı Kerimde Arap Grameriyle Bağdaşmayan Hususlar Hakkında bir Araştırma, Dnş: Muharrem Çelebi, Dokuz Eylül Üniversitesi 2001, 90s.

Acun Sabiha, Birinci Abbasi Asrında Hitabet, Dnş: Recep Dikici, Süleyman Demirel Üniversitesi 1999, 109s.

Açık Kerim, Kara Kuvvetleri Lisan Okulu'ndaki Arapça Öğretimi ve İletişimsel Metoda Göre Değerlendirilmesi, Dnş: Ahmet Turan Arslan, Marmara Üniversitesi 1997, 223s.

Akçay Cihaner, Rifâ‘a Râfi‘ et-Tahtâvî (Hayatı, Edebi Kişiliği ve Toplumsal Konulardaki Düşünceleri), Dnş: Yasin Ceylan, Gazi Üniversitesi 1992, 102s.

Akçay İsmail, Arapça ve Türkçe Seslerin Telaffuzu ve Aralarındaki İlişkiler, Dnş: Süleyman Tülücü, Atatürk Üniversitesi 1994, 92s.

Akkoç Behlül, Abdulfettâh bin Mustafa el-Lâzikî ve Bugyetü`t-Tenbîh’i, Dnş: İsmail Durmuş, Marmara Üniversitesi 1996, 50+47

Bu çalışmada, 1956-2002 yılları arasında Arap dili alanında yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinin künye bilgileri sunulmuştur. Bu tezlerin çoğu, İlâhiyât Fakültesi, İslâmî İlimler Fakültesi, Yüksek İslam Enstitüsü gibi yüksek din eğitimi veren kurumlarda hazırlanmıştır. Bunun yanında Edebiyat, Dil ve Tarih Coğrafya, Fen-Edebiyat ve Gazi Eğitim Fakültelerinde de bu türden çalışmalar yapılmıştır. Bu kurumların tarihçesi hakkında kısa bilgi sunulduktan sonra tezlerin listesi verilmiştir.

In this study, an attempt will be made to provide a comprehensive list of Master and Ph.D dissertations on Arabic language and literature prepared between 1956 and 2002 in Turkish Universities. Majority of these theses are prepared in higher institutes of religious education including Faculties of Theology, Faculty of Islamic Sciences and Higher Islamic Institutes. Along side with these institutions, there are several other Faculties where dissertations of similar content are prepared such as the Faculty of Arts in Istanbul University, the Faculty of Language, History and Geography in Ankara University, Faculties of Science and Literature and the Faculty of Education in Gazi University. Before proceeding to the list, I shall first give an historical sketch of the institutions mentioned above.

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :