Hit (4454) M-105

Muhaddis Sufi Geleneği Günümüze Ulaştıran Eser Ramuz el Ahadis

Yazar Adı : İlim Dalı : Hadis
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü : Kitap Eleştirisi
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-07-09 Güncelleyen : /0000-00-00

Muhaddis-Sûfî Geleneği Günümüze UlaştıranEser: Râmûz el-Ehâdis

Râmûz el-Ehâdis ünlü mutasavvıf Ahmed Ziyâeddîn-i Gümüşhânevî (1813-1893) tarafından tasnif edilmiş bir hadîs külliyâtıdır.

İçinde 7103 hadîs yer alır. Eser alfabetik olarak hazırlanmıştır.

Gümüşhânevî, bir muhaddis-sûfî olarak bu eserlerdeki hadîsleri sohbet ve derslerinde işlemiş, talebelerinden bazılarına da Râmûz okuma icâzeti vermiştir.

Gümüşhânevî’den sonra Hasan Hilmi Efendi eseri okutmuş, ondan sonra ise İsmâîl Necâtî Efendi, Ömer Ziyâeddîn-i Dağıstanî, Mustafa Feyzî Efendi, Abdullah Hasîb Yardımcı, Abdülaziz Bekine ve Mehmed Zâhid Koktu icâzet alarak Râmûz okutma geleneğini günümüze kadar sürdürmüşlerdir.[1]

Sûfîlerin hadîs öğrenimine verdikleri önem malûmdur. İlk dönem sûfîleri aynı zamanda birer muhaddis idiler. Bişr-i Hafî ve diğer birçok sûfî hadîs râvîsidirler aynı zamanda.[2] Bu sebeple Gümüşhânevî’nin hadîs tasnîfine ilgisini bu muhaddis-sûfî geleneğe bağlamak gerekmektedir.

RÂMÛZ TERCÜMELERİ

Râmûz el-Ehâdis, Gümüşhânevî’den itibaren sohbetlerde hadîslerin Türkçeye tercüme edilip şerh edilmesi şeklinde okutulmuştur. Bu geleneği Cumhuriyet döneminde sürdürenlerden Abdülaziz Bekine (1895-1952)’nin sohbetlerinde yaptığı tercümeleri not tutarak eserin ilk Türkçe tercümesini ilim ve tasavvuf dünyasına Lütfi Doğan ve M. Cevad Akşit kazandırmıştır.

Dolayısıyla eserin basılmış ilk Türkçe tercümesini Abdülaziz Bekine yapmış olmaktadır. Bu zât, Râmûz’u 30 seneye yakın bir zaman okutmuş ve açıklamıştır. Bu tercüme iki cilt olarak basılmıştır. Osmanlı dönemi baskısındaki sayfalar sağ tarafta, tercümesi ise sol tarafta yer almaktadır. Hadîsler her sayfada ayrı ayır numaralandırılmıştır.

Râmûz’un bir başka tercümesi de Nâim Erdoğan tarafından yapılmıştır. Bu tercüme tek cilt olarak basılmıştır. Kitabın yarısı Türkçe tercüme, diğer yarısı ise Arapça metindir. Hadîsler ilkinden başlayarak sonuncuya kadar numaralandırılmıştır.[3]

RÂMÛZ ŞERHİ

Râmûz’un bir de yine Gümüşhânevî tarafından yapılmış bir şerhi vardır. Bu şerh Levâmiu’l-‘Ukûl adını taşımaktadır. Eser beş cilttir.[4]

RÂMÛZ el-EHÂDİS’İN ÖZELLİKLERİ

Literatür Taraması

Râmûz, öncelikle geniş bir hadîs literatürü taramasının ürünüdür. Kütüb-i Sitte başta olmak üzere hadîs tenkidine yer veren birtakım eserler de Gümüşhânevî tarafından gözden geçirilmiş ve bu eserlerden seçmeler yapılmıştır.

Musannif, eserine yazdığı girişte yararlandığı eserlerin isimlerini belirtmiş ve bunlar için bazı kısaltmalar belirlemiştir. Bu kısaltmaları hadîs metinlerinden sonra yazarak her hadîsin geçtiği kaynak / kaynaklar gösterilmiş olmaktadır.

Kaynakları:

Gümüşhânevî’nin kısaltmalarıyla gösterdiği kaynaklar şunlardır:

1. Buhârî (ö. 870), el-Câmiu’s-Sahîh.

2. Müslim (ö. 875), es-Sünen.

3. Ebû Dâvûd (ö. 889), es-Sünen.

4. Tirmizî (ö. 892), es-Sünen.

5. Neseî (ö. 915), es-Sünen.

6. İbn Mâce (ö. 886), es-Sünen.

7. Ahmed b. Hanbel (ö. 855), el-Müsned.

8. Abdullah ed-Dârimî (ö. 869), el-Müsned (es-Sünen).

9. Abdürrezzâk es-San‘ânî (ö. 827), el-Musannef.

10. Ebû Dâvûd et-Tayâlisî (ö. 818), el-Müsned.

11. Saîd b. Mansûr (ö. 844), es-Sünen.

12. İbn Ebî Şeybe (ö. 849), el-Musannef.

13. Abdullah b. Ahned b. Hanbel (ö. 903), ez-Ziyâdât.

14. Ebû Ya‘lâ el-Mavsılî (ö. 919), el-Müsned.

15. İbn Huzeyme (ö. 924), es-Sahîh.

16. Tahâvî (ö. 933), Meâni’l-Âsâr.

17. Ebû Ca‘fer Muhammed el-‘Ukaylî (ö. 933), Kitâbu’d-Du‘afâ.[5]

18. İbn Hibbân (ö. 965), Târîhu’s-Sikât; es-Sahîh.

19. Taberânî (ö. 970), el-Mu‘cemü’l-Kebîr; el-Mu‘cemü’l-Vasît.

20. İbn Adiyy (ö. 975), el-Kâmil fî Ma‘rifeti’d-Du‘afâ.[6]

21. Dârekutnî (ö. 995), es-Sünen.

22. Ebû Nuaym el-Isfahânî (ö. 1038), Hilyetü’l-Evliyâ.

23. İbn Hacer el-Askalânî (ö. 1049), Tehzîbü’l-Âsâr; Tefsîr.

24. Ahmed b. Hüseyn el-Beyhakî (ö. 1066), es-Sünen; Şu‘abu’l-Îmân.

25. Hâkim en-Nîsâbûrî (ö. 1014), el-Müstedrek.

27. Hatîb el-Bağdâdî (ö. 1071), Târîhu Bağdâd.

26. İbn Abdi’l-Berr (ö. 1071), el-İstiâb.

28. Abdülkerîm el-Kuşeyrî (ö. 1072), el-Erbaûn.

29. Ferrâ Bağavî (ö. 1122), Şerhu’s-Sünne; el-Mesâbîh.

30. İbn Asâkir (ö. 1175), Târîhu Dimaşk.

31. Ziyâüddîn Muhammed el-Makdisî (ö. 1245), el-Muhtâre fi’l-Hadîs.[7]

Metodu

Râmûz el-Ehâdîs’in sadece tercüme kısmına bakacak olan bir okuyucu, eseri hadîslerin hiçbir tasnif esâsı gözetilmeden ardı arda sıralandığı karmakarışık bir hadîs koleksiyonu sanacaktır.

Oysa Râmûz, Arap alfabesindeki harf sırasına göre tasnif edilmiştir. Hadîs metninin başladığı harf dikkate alınmış, metnin bitiminden sonra hadîsin alındığı kaynakların kısaltmaları yazılmış ve en sona da hadîsin ilk râvîsi not düşülmüştür.

Mürsel hadîslerde râvî adından sonra mürselen rivâyet edildiği belirtilmiştir.

Eser hakkında en yaygın önyargı, ‘daha çok zayıf ve uydurma hadîsleri içine aldığı’ şeklindeki önyargıdır. Bu da eserin sadece Türkçe tercüme kısmına bakan okuyucunun kafasında şekillenmiştir.

Oysa Arapça metinde hadîs tenkîdi de vardır. Gümüşhânevî, bazı hadîsler hakkında İbnü’l-Cevzî (ö. 1200)’nin kanâatini / tenkîdini dikkate almış ve bu hadîslerin sonunda “Kâle İbnü’l-Cevzî hadîsün mevdû‘un” (İbnü’l-Cevzî hadîsin uydurma olduğunu söyler.) diyerek hadîs tenkîdine de yer vermiştir.

Aslında Gümüşhânevî hadîslerin kaynaklarını her hadîsin bitiminde vermekle de bir nevi hadîs tenkîdi yapmış olmaktadır. Eğer bu kaynakça kısmı, eserin Türkçe tercümesinde de verilseydi, okuyucu eserde Buhârî gibi en güvenilir bir hadîs kaynağının yanı sıra el-Ukaylî’nin Kitâbu’d-Du‘afâ ve İbn Adiyy’in el-Kâmil fî Ma‘rifeti’d-Du‘afâ gibi uydurma hadîsleri konu alan kaynaklara başvurulmuş olduğunu görecekti.

Bu sebeple Gümüşhânevî’nin hadîs usûlü bilen bir âlime yakışır bir tavır sergilediğini; eserine aldığı hadîslerin kaynaklarını gösterdiğini görmemek insafsızlık olacaktır.

Bir muhaddise göre uydurma olan bir hadîsin, başka bir muhaddise göre zayıf, garîb veyâ hasen olabilmesi mümkündür. Bu durum Râmûz’da bu tip hadîslerin niçin bulunduğunu açıklamaktadır. Konu hadîs usûlü ile ilgilidir.

Yine de Gümüşhânevî, hakkında ‘uydurmadır’ hükmü verilen hadîsleri İbnü’l-Cevzî gibi hadîs kritiğinde sert tutumlu bir muhaddisten aktararak tenkîd etmekten çekinmemiştir. Bu da eserden faydalanacak kişiler için bir uyarı niteliğindedir.

Râmûz’un, yine müellifi tarafından yapılmış bir şerhi de olduğunu başta belirtmiş ve Levâmiu’l-‘Ukûl adlı bu şerhi kısaca tanıtmıştık.

Bu esere bakıldığında Gümüşhânevî’nin hadîs usûlü konusunda geniş bilgi sahibi olduğu hemen görülecektir.

Eserin birinci cildinde Mukaddimeden hemen sonra “Ehl-i Hadîsin Fazîleti”, “Hadîs Istılahları” (s. 7) ve “Râvînin Şartları” (s. 17-40) başlıkları yer almaktadır. Peşinden, kaynakları göstermede kullanılan rumuzlar açıklanmaktadır (s. 41). Bundan sonra ise Râmûz el-Ehâdîs’teki sıraya uygun olarak hadîslerin şerhi başlamaktadır.

Râmûz’un daha ikinci hadîsinde (Âcâlü’l-Behâyim hadîsi) İbnü’l-Cevzî’nin hadîs hakkında verdiği ‘uydurmadır’ hükmünün zikredildiğini görüyoruz. Levâmi‘de ise daha geniş bir hadîs kritiği yapılmıştır. Gümüşhânevî’nin hadîsi şerh ederken uyguladığı metodu göstermek amacıyla Levâmi‘in âcâlü’l-behâyim hadîsiyle ilgili şerhini tercüme ederek aktarmak istiyoruz.

“Âcâl: Ecelin çoğuludur. Muvakkat bir zaman her canlı için belirlenmiş bir vakit demektir. Âyet: “Onların eceli geldiğinde ne bir saat geciktirebilirler, ne de bir saat öne alabilirler.” (A’râf: 34)

Behâyim: Behîme kelimesinin çoğuludur. Dört gruptan oluşur: Haşerât, devâb (yük ve binek hayvanları), mü’ziyyât (küçük boyutlu hayvanlar) ve diğerleri. Hadîs metninde bunlar şöyle sayılmaktadır: Bit, pire, çekirge, at, katır ve diğer yük-binek hayvanları ve sığır.” Hadîste hayvanlar önce gruplanmış (tahsîs), sonra da teker teker sayılmıştır (ta’mîm).

“Bunların dışındakiler” ifadesiyle de haşereler, kuşlar, küçük boyutlu hayvanlar ve diğer bütün hayvanlar kastedilmektedir.

“Ecelleri tesbîhlerine bağlıdır.” Demek ise tesbîh etmelerine (tesbîhin edâsına) bağlıdır demektir.

“Allah onları ruhlarını kabzeder.” Yani tesbihleri tamamlandığı an.

“Ölüm meleğinin bunlarla bir ilgisi yoktur.” Yani (nefeslerinin) sona ermesi, ecellerinin öne alınması veya sonraya bırakılması konusunda Azrail’in bir etkisi yoktur.

Hadîsin son kelimesi olan “şey” kelimesi, hayvanların ölümünün sadece onların hissesine düşen bir takdîr-i ilâhî ve (canlılıktan cansızlığa) bir geçiş olduğunu gösterir. Oysa ecelleri geldiğinde her (insan türünden) canlının ruhlarını kabzetmek Azrâil’in görevidir.

Hadîs Ukaylî’nin ed-Du‘afâ’sında, Ebu’ş-Şeyh’in Kitâbü’l-Azame’sinde[8][8] Enes (r.a)’den rivâyet edilmektedir. İbnü’l-Cevzî hadîs uydurmadır, demiştir. Bunlardan başka el-Ukaylî hadîsi Merâtibü’s-Sıhha’da da rivâyet eder. Muhaddisler ‘Bu hadîse itibar edilemez’ demişlerdir. İbnü’l-Cevzî’ye göre hadîs uydurma ise de Hâkim’e göre merfûdur.”[9]

SONUÇ

Gümüşhânevî Râmûzu’l-Ehâdîs’i tasnif ederken Buhârî, Müslim gibi en güvenilir hadîs kitaplarının yanı sıra hadîs külliyâtının çok önemli parçaları olan ve Buhârî’den de önce tasnif edilmiş olan, Kütüb-i Sitte kadar tanınmamış, yaygınlık kazanmamış hadîs kaynaklarından yararlanmıştır.

Bu son derece değerli birikimi değerlendirmiş, herkesin kolayca ulaşamayacağı bu kadar çok hadîs kaynağından derlemeler yaparak talebelerinin istifâdesine sunmuştur.

Gerçekte sahîh hadîslerin sadece Kütüb-i Sitte’de bulunduğunu söylemek mümkün değildir. İmam Mâlik’in Muvatta’ı, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i, Dârimî’nin Sünen’i ve onlarca daha hadîs kitabından da sahîh hadîsler yer almaktadır.

İşte Râmûz el-Ehâdîs’in en önemli yanlarından biri de tanınmış, tanınmamış 30’u aşkın hadîs koleksiyonunun bir taraması olmasıdır.

Ayrıca eser, bu hadîslerle ilgili kısa hadîs kritiği de içerir. Bu kritiklerin Râmûz Şerhi Levâmiu’l-‘Ukûl’de daha da genişletildiğini eklemeliyiz. Fakat eser, bu yönleriyle pek tanınmamıştır.

Türkçeye yapılan iki ayrı çevirisinde de hadîs kritiğiyle ilgili kısımlarının tercüme edilmemiş olması Râmûz hakkında bazı yanlış anlamalara yol açmıştır.

Dipnotlar:

[1] Bk. Lütfi Doğan-M. Cevat Akşit, “Önsöz”, Râmûz el-Ehâdis-I, Çev. Abdülaziz Bekine, Milsan B.evi, İstanbul 1982, s. V.

[2] Geniş bilgi için bk. Abdullah Aydınlı, Doğuş Devrinde Tasavvuf ve Hadîs, Seha Neşriyat, İstanbul 1986.

[3] Bk. Gümüşhânevî, Râmûzu’l-Ehâdis ve Tercümesi, Çev. Nâim Erdoğan, Pamuk Yayınevi, İstanbul 1980.

[4] Gümüşhânevî, Levâmiu’l-‘Ukûl Şerhu Râmûzi’l-Ehâdis (I-V), Dersaadet, 1291. Ayrıca bk. Bağdâdî, Keşfü’z-Zunûn Zeyli-II, s. 415.

[5] el-Kettânî, er-Risâletü’l-Müstetrafe, Kahraman Yayınları, İstanbul 1986, s. 144.

[6] Kâtip Çelebi, Keşfü’z-Zunûn-II, MEB. Yayınları, İstanbul 1972, s. 1382.

Yayınlandığı Kaynak : 1996-10-01
Yayınlandığı Dergi : Tarihi Osmani Encümeni Mecmuası
Sanal Dergi :
Makale Linki :