Hit (1389) KUR-1997

Mühendishane - i Berri - i Hümayun

Kurum Türü : Mektepler Kurucusu :
Eğitim Dili : Kuruluş Tar : 1904-11-29
Ülke / Şehir : / İstanbul Özellik :
Ekleyen : Sümeyye Abacı/2014-10-11 Güncelleyen : /0000-00-00

Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun

Mühendis yetiştirmek üzere 1795 yılında açılan mektep.
III. Selim devrinde yeniden yapılanmanın (nizâm-ı cedîd) en önemli kurumlarından biri olarak 1210'da (1795) Hasköy'de açılmıştır. 1189'da (1775] kurulan Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun'dan sonra imparatorluğun ikinci mühendishânesidir. Örneklerini, Fransa'da Mouradgea D'Ohs-son'un ve özellikle Vıyana'da Ebûbekir Râtib Efendi'nin gözlemlediği (1792) askerlik ve mühendislik akademilerinden almıştır. Kuruluş sebebi Nizâm-ı Cedîd ordusunun teşkil edilmesiyle bağlantılıdır. İlk dönemiyle ilgili belgelerde Fünûn-i Harbiyye Talimhanesi, Mekteb-i Fünûn-i Harbiyye veya Mühendishâne-i Sultanî gibi isimlerle, ardından da Mühendishâne-i Berrî Hümâyun olarak anılmıştır.
Kuruluş yeri olarak Hasköy'ün sapa ve ücra olması sebebiyle özellikle tercih edildiği, böylece yeni okulun ve yanındaki Humbaracı ve Lağımcı Ocağı mensuplarının şehirdeki yeniçerilerle bağ kurmalarının Önlenmek istendiği Mühendishâne-i Bern binasının inşasına 5 Zilhicce 1207'-de (Temmuz 1793) başlanmış ve Safer 1210'da (Eylül 1795) tamamlanmıştan Mühendishâne-i Bahrî'de olduğu gibi bu mektepte yabancı hocalar istihdam edilmemiştir. Riyaziye ve hendese ağırlıklı olarak verilen dersler, okulun idareciliğini ve baş-hocalığını uzun yıllar üstlenen geometri ve cebir hocası Abdurrahman Efendi başkanlığında Türk hocaları tarafından yürütülmüştür. Öğretim dört mühendis hoca tarafından sürdürülmüş, 1801'de İngiliz mühtedisi mühendis Selim'in (Bailey) kadroya alınmasıyla hoca sayısı beşe yükselmiştir. Mektepte kullanılan ders kitaplarının çeşitli çizelgeler logaritma cetvelleri ve geometrik şekiller içermesinden ötürü bunların hatasız çoğaltılmasının en iyi biçimde basılması halinde gerçekleşebileceği ve derslerle ilgili olarak hazırlanacak telif ve tercüme eserlerin de ayrıca daha ucuz şekilde talebenin istifadesine sunulacağı düşüncesinden hareketle mühendishâne binasının zemin katında bir matbaa açılmıştır (i 21 1/1797), Bu durum, o sırada başka bir Türk matbaasının olmaması sebebiyle Türk matbaacılığı açısından da önemli bir gelişmeyi gösterir.
Yanındaki Humbaracı ve Lağımcı ocaklarına bağlı bir kurum olması düşünüldüğünden Mühendishâne-i Berri'nin başlangıçta müstakil bir kanunnâmesi yoktu ve nizamıyla ilgili düzenlemeler bu ocaklar için hazırlanan kanunnâmede yer almıştı (1206/1792). Buna göre hocalar humbaracı ve lağımcı neferlerine humbara atmak ve lağım bağlamak dersleri, fenn-i hendese üzere metris kazmak, tabya inşa etmek, kale tabyası yapmak, ordu mahallini tesbit etmek, top kundağı, gülle ve humbara kundağı, tombaz köprü yaptırmak, lağımcılara hendese dersleri vermek ve bu konularla ilgili telif ve tercüme risaleler hazırlamak gibi vazifelerle yükümlüydüler. Birinci sınıftaki talebelere öncelikle hat, imlâ, hesap ve hendese, teknik resim dersleri verilmekteydi. Birinci ve ikinci sınıflarda ayrıca Arapça ve Fransızca dersleri yer almaktaydı. İkinci, üçüncü ve dördüncü sınıf talebeleri coğrafya, arazi ölçümü, harita çıkarma, lağımcılık ve müstahkem binalar inşası, çağdaş askerlik tertibi, isabetli ve seri top atıcılığı, yüksek matematik bilgisine dayanan koni kesitleri, diferansiyel hesap, integral hesap, mekanik ve astronomi gibi derslerde öğretim görmekteydi.
Mühendishânede ayrıca bir kütüphane oluşturulmuştur. İlk kitaplar ve gerekli aletler Enderûn-ı Hümâyun Hazinesi'nden tahsis edilmiş, bir kısmı diğer kütüphanelerden sağlanmış, terekelerden satın alınmış veya hediye olarak verilmiştir. Kütüphane özellikle Ebûbekir Râtib Efendi'nin terekesinden alınan çok sayıdaki kitap, harita, teknik alet ve edevatla zenginleşmiştir. Mühendishâne-i Berrî Kütüphanesi'nde, 1751 'de Paris'te neşredilmeye başlanarak 1 780'de tamamlanan otuz beş ciltlik meşhur Fransız ansiklopedisine de yer verilmiş olması dikkat çekicidir.
1806'da Mühendishâne-i Berrî, daha iyi bir işleve kavuşturulmak amacıyla Hum-baracı ve Lağımcı ocakları bünyesinden ayrılarak müstakil bir kurum haline getirilmek istendi ve bu maksatla Eyüp'te Han-çerli Sultan Yalisı'na taşındı. Aynı tarihte mühendishâne için ayrı bir kanunnâme hazırlandı. Daha uygun bir bina yapılması düşünülmüş olmakla birlikte III. Selim'in tahttan indirilmesi yüzünden bu gerçekleşmedi ve mühendishâne 1808 yılı başlarında eski binasına geri döndü. Matbaa ise önce geçici bir süre için Sultan Ahmed civarındaki Kapalıfınn semtinde bir mahalle nakledildi (1802), işletmeye geçmeden Selimiye Kışlası yakınında yapılan müstakil bir binaya taşındı (Aralık 1802) ve Haziran 1824'e kadar faaliyetini burada sürdürdü. Mühendishâne ve matbaasmdaki faaliyetlerin III. Selim'in son dönemlerinde önemli derecede zaafa uğradığı görülmektedir. III. Selim'in tahttan indirilmesi ve Nizâm-i Cedîd faaliyetlerine son verilmesi mühendishâneye daha ağır bir darbe indirdi. 1808'de IV. Mustafa'nın kısa süren saltanatında yeni bir kanunnâme hazırlandı. Ancak dönemin kargaşası İçinde hocaların işlerine son verilmesi; îrâd-ı cedîd hazinesinden sağlanan maaşların bu hazinenin ilgasından ötürü ödenememesi gibi gelişmeler oldu ve maaşla ilgili sıkıntılar uzun yıllar çözülemedi.
Mühendishâne-i Berrî binası 1809'da elden geçirilerek tamir edildi. Ancak Yeniçeri Ocağfnin ilgasına kadar (1826) geçen zaman içinde mühendislik eğitimi ağır bir İhmale uğradı. Yeniçeri Ocağı'nin kaldırılmasının ardından çağdaş düzeyde eğitilmek üzere kurulan yeni ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mühendislik eğitimi tekrar önem kazandı. Verimsiz geçen uzun yıllar, yeni ordunun özellikle İhtiyaç duyduğu mühendislik hizmetlerinin yerine getirilmesinde büyük sıkıntılarla kar-Şilaşılmasma yol açtı. Nizâm-ı Cedîd'in sona ermesiyle başlayan dönemde mühendislik ilminin ihmal edildiği, okulun kanunlarına uyulmamasından ötürü mühendis-hâneyi cehalet sardığı, gelişme kaydetmemiş olarak âdeta yerinde saydığı ve sarfe-dilen büyük meblağların heba olduğu hususunu II. Mahmud'a arzeden serasker Koca Hüsrev, Sadrazam Selim Sırrı paşaların ve Seretibbâ Abdülhak Molla'nın takrirlerinde dile getirilir. Bu durumda Mühendıshâne-i Berri'nin, 1826'-dan sonra başlayan II. Mahmud devri reformları çerçevesinde ciddi bir şekilde ele alınması kaçınılmaz olmuştu. Yeni orduda "mansûre mühendisi" ismiyle binbaşı rütbesinde sermühendis, kolağası ve yüzbaşı rütbelerinde mühendis halifesi istihdamı ve her tabura iki mühendis tahsisi kararlaştırıldı ve bunlara ayyıldızlı pergel işaretli apolet takıldı. 1841'de Damad Mehmed Ali Paşa'nın Tophane ferikliğinde hum-baracı ve lağımcı askeri alaylar halinde tertip edilerek bunlara "mühendis alayı" adı verildi.
Siyasî istikrarsızlıklarda yeni ve eski düzen taraftarları arasındaki mücadelelerden etkilenmiş olarak sarsıntılar geçiren kurum, yine de ilk mühendislerin yetişmesini ve İlerideki dönemlerde mühendislik hizmetlerinin yabancı mühendislerin hizmete alınmasına ihtiyaç kalmadan karşılanmasını büyük ölçüde sağladı. Böylece ordunun mühendis ihtiyacının yerine getirilmesi, serhad kalelerinin çağdaş savaş bilimi doğrultusunda inşa ve tahkimleri, çeşitli yerlerin haritalarının çıkarılması, yeni yerleşim semtleri oluşturularak genişleyen başşehrin kadastrosunun hazırlanması, su yollarının ve yeni açılan şoselerin yapımı, çeşitli bina ve mâbedlerin inşa ve
tamiri, sınırların tesbiti, Sakarya-Sapanca gölü-İzmit körfezi kanalı projesi gibi sahalarda önemli hizmetlerde bulunabilecek mühendisler yetiştirilmiştir. Ayrıca dönemin mühendislerinin farklı işlerde de kullanıldığı dikkati çeker. Meselâ 1821 Rum isyanı sebebiyle Rum tercümanlarının işten çıkarılması esnasında resmî tercüme hizmetlerinin aksamaması için Fransızca bilmeleri sebebiyle mühendishâne hocaları devreye sokulmuştur.
1845te Mühendishâne-i Berrî nâzın olarak tayin edilen Bekir Paşa zamanında okul genişletilmek üzere tamir ve yeniden tanzim edildi. Mühendislik eğitimi 1864 yılına kadar eski binasında sürdürüldü, aynı yıl topçu kısmı idâdî talebeleri Galatasaray'a nakledildi. Burada Harbiye, Bahriye ve Tıbbiye mekteplerinin idâdî kısımlarıyla Mekâtib-i İ'dâdî-i Umûmî adı altında birleştirildi. 1867"de Galatasaray'daki mektep kapatılarak talebeleri eski binalarına iade edildi ve mühendislik eğitimi tekrar Has-köy'deki eski yerine alındı. 1871'de Mühendishâne-i Berrî talebelerinin harbiye sınıflan Harbiye'ye, topçu idadisi sınıflan Maçka'daki kışlaya nakledildi; böylece Mühendishâne-i Berrî topçu ve istihkâm subayı yetiştirecek hazırlık okulu haline getirildi. Hasköy'de boşalan bina 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı'nda hastahane olarak kullanıldı. Savaş sonunda bina tamir edilip genişletildi ve nazırlığına Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa getirildi. Harbiye Mekte-bi'ndeki topçu ve istihkâm kısımları idâdî sınıfı talebeleri getirilerek eğitime burada devam edildi. 1883te kurulan Hendese-i Mülkiyye Mektebi, Mühendishâne-i Berrî'-ye bağlıydı. 1908'de sivil bir kurum olmak üzere Mühendis Mektebi açıldı. Cumhuriyetten sonra 1928'de Nâfia Bakaniığı'na bağlı olarak Yüksek Mühendislik Mektebi kurulması kararlaştırıldı. 1933te İstanbul Dârülfünunu'nun lağvedilmesi üzerine yeni oluşturulan İstanbul Üniversitesi'ne Yüksek Mühendis Mektebi bir fakülte şeklinde ilâve edildi ve 1941'de Millî Eğitim Ba-kanliğı'na bağlanarak adı Yüksek Mühendis Okulu oldu. Nihayet 1944te de İstanbul Teknik Üniversitesi kuruldu. Mühendishâne-i Berrî, İstanbul Teknik Üniversitesi'nin ilk nüvesini oluşturmuştur. Ayrıca Mühendishâne-i Berrî, Humbaracı ve Lağımcı ocaklarının eğitim kurumu olduğundan Harbiye Mektebi'nin de (Kara Harp Okulu) ilk nüvesini teşkil eder.

Adres :
Web :