Hit (7421) K-905

Miyarul İlm

Yazar Adı : Gazali, Muhammed b. Muhammed el Gazali İlim Dalı : Mantık
Kitap Dili : Arabça Kitap Tipi :
Konusu : Sitedeki Kayıt Türleri :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2009-08-10 Güncelleyen : /2014-09-30

Mi'yâru'l-ilm

Gazzâlî'nin (ö. 505/1111) mantığa dair eseri.
İbn Sînâ'nın Farsça kaleme aldığı Dânişnâme-i Arapça'ya serbest bir çevirisinden ibaret olan Makâşıdü'I-felâsife'n'm mantık bölümü hariç tutulursa MFyârü Gazzâlfnin mantığa dair eserlerinin ilki olmaktadır. Müellifin Mihakkü'n-na-zar Esâsü'l-kıyâs el-Kistâsü'I-müsta-kîm Mîzânü'l-'-amel ve el-İktişâd ü'I-i'tikâd adlı kitaplarında Micyârü'l-cilm'e yaptığı atıflar eserin Gazzâlî'ye aidiyeti konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmamaktadır. Tehâfütü'l-felâsife'de yer alan atıflar da iki eser arasındaki ilişkiyi gösterecek niteliktedir. Gazzâlî Tehâfü-tü'l-felâsife'rim dördüncü mukaddimesinde, bu eseri tamamladıktan sonra Medârikü'l-cuküî olarak da adlandırdığı mantık disiplinine dair Mi'yârü'l^akl adlı bir eser daha kaleme alacağını, eseri Tehâfüt'ün muhtevasını anlamaya yarayan bir çalışma olarak tasarladığını belirtmektedir Ancakyine Tehûfüt'te bu kitaba ek olarak Medâri-kü'l-'ukül adlı bir eser telif ettiğini belirttiğine göre Gazzâlî'nin Mfyûrü'l-ilm'm ilk şeklini Tehâfüfü kaleme alırken tamamlamış olduğu anlaşılmaktadır. Mantığa dair olan Mihak-kü'n-nazafm hatimesinde ise müellif Mfyârü'l-ilm'e henüz son şeklini vermediğini açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla Tehâfüt'ün tamamlandığı 487 (1094) yılında MTyâr'ın k şekliyle kaleme alındığı ve Gazzâlî'nin esere nihaî şeklini Mihakkü'n-nazar'm telifinden sonra verdiği ortaya çıkmaktadır. Bu durumda Mi'yâr'm Makâşıdü'l-felâsife ile birlikte Tehâfüt projesinin üçüncü ayağını oluşturduğu söylenebilir. Ayrıca Gazzâlî ahlâka dair Mfzânü'J-'ame/'inde Meyd/a çok sayıda atıfta bulunmakta, yâr'ı doğru bilginin, Mîzân ise doğru davranışın ölçütünü ortaya koymak üzere yazdığını belirtmektedir. Gazzâlî'ye göre bu İki eser birer ölçüt ortaya koymaları bakımından fikrî bir ilişki içindedir.
Mfyârü'î-Hlm bir önsöz ile dört bölümden (kitab) oluşmaktadır. Gazzâlî önsözde eseri biri özel, diğeri genel olan iki amaç için kaleme aldığını belirtmektedir. Kitabın yazılmasındaki özel amaç Te-hâfütü'J-îelâsife'de geçen felsefî terimlerin anlaşılmasını sağlamaktır. Eserin özellikle üçüncü bölümünde tabîiyyât, ri-yâziyyât ve ilâhiyyât disiplinleri esas alınarak alfabetik sıraya göre düzenlenmiş olan terimlerin tanımları verilmekte, dördüncü bölümde de "Ahkâmü'l-vücûd ve levâhikuhâ" başlığı altında klasik mantığın on kategorisiyle metafiziğin temel kavramları açıklanmaktadır.
Eserin yazılışında gözetilen daha gene! ve önemli amaç ise insanın doğru bilgiye ulaşması için düşünmenin yollarını gösterecek bir Ölçü ortaya koymaktır. Çünkü insan sadece akıl varlığı olmayıp aynı zamanda duyu ve vehim güçlerine de sahip olduğu için akla doğru bilgiyi gösterecek, insanı duyu ve vehmin gelişmemiş düzeydeki yanıltıcı etkisinden kurtaracak bir ölçüye gerek vardır. Nitekim din de vehmin yanıltmalarını vesvese verici (vesvâs) adıyla şeytana, aklın ışığını da hidayet ve nur adıyla Allah'a ve meleklerine nisbet etmektedir. Bu amaç akıl için olduğu gibi birer din ilmi olarak kelâm ve fıkıh metodolojisi bakımından da önemlidir Gazzâlî, "kıyasın öncülleri" başlığı altında lafız-mâna ilişkisiyle önermeleri incelediği birinci bölümde ve kıyası ele aldığı ikinci bölümde kelâm ve fıkıh âlimlerinin lafız-mâna ilişkisi konusunda zihin karışıklığı içinde bulunduklarını, tümeli (küllî) bir türlü kavrayamadıklarını belirtmektedir.Aynı şekilde fıkıh âlimlerinin "kıyas", kelâmcıların "bilinmeyeni bilinene benzetme" reddü'l-gâib ile'ş-şâhid dedikleri temsilin zan ifade ettiğini, akıl yürütme biçimi olarak temsilin fıkıhta kullanılsa bile kelâmda asla kullanılamayacağını vurgulayarak Mj"yâr'ın ük iki bölümünde yer alan mantığın fıkıh ve kelâm için zorunlu bir yöntem olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Bu bakış açısıyla Mi'yârda ki bütün örnekleri "akliyyât" ve "fıkhiyyât" dediği kelâm ve fıkıhtan veren Gazzâlî bazı mantık terimlerinin kelâm ve fıkıhtaki karşılıklarını da göstermektedir. Ancak bunu yaparken keiâmcı ve fıkıhçıların eserlerinde bu terimlerin nasıl tanımlandığını açıklamamaktadır.
Gazzâlî'nin önsözde aklın ve bilginin ölçüsünü ortaya koyma şeklinde belirttiği asıl amaç Mi'yâfın birinci ve ikinci bölümlerinde işlenmektedir. Nitekim Tehâ-îüt'ün anlaşılmasına yönelik olarak mantık ve metafizik terminolojisinin yer aldığı üçüncü ve dördüncü bölümler onun daha sonra yazdığı mantık kitaplarında yeniden ele alınmaz. Gazzâlî'nin bu eseri, mantığın din ilimlerinin fıkıh ve kelâm bir yöntemi olarak meşrulaştırılması bakımından önemli bir dönüm noktasıdır. Ancak müellif bu girişiminde ilk değildir. Ondan önce Fârâbî tarafından kaleme alınmış olan, örnekleri yine fıkıh ve kelâmdan verilen, içinde Gazzâlı'nin yaptığı gibi fıkıhçıların temsil, kelâmcıların red-dü'ş-şâhid üe'l-gâib yöntemlerinin eleştirildiği Kitâbü'I-Kıyâsı'ş-şağir adlı eserle İbn Hazm'ın yazdığı et-Takrîb bi-had-dn-mantık ve'1-medhal ileyhi bi'l-el-fâzi'l-'âmmiyye ve't-temşiîeü'î-fıkhiy-ye bu amaç için telif edilmiştir. Ancak bu eserler Mi'yârü'J-^im kadar etkili olamamıştır. Dolayısıyla eserin mantık tarihinde belirleyici bir yeri vardır. Milyar'in en belirgin etkisi bu eserin ardından mantığın tamamen sûrîleşmiş olmasıdır. Nitekim Mi'yâr'dan sonra artık mantığın epistemolojik içeriği demek olan burhan, cedel, mugalata, hatâbeveşiir Fârâbî'de olduğu gibi müstakil sanatlar halinde incelenmemiş, İbn Sînâ'nın mantığa dair bazı eserlerinde görüldüğü gibi birer cümle ile geçiştirilmiştir. Çünkü Gazzâlî Micyâr'da mantığın salt sûrî kısmı olan deyimler, önermeler ve kıyası merkeze almıştır, ondan sonraki mantıkçıların çoğunun kelâmcı olması da bu etkiyi sürekli kılmıştır. Gazzâlî'nin yaptığı gibi bu kitapla birlikte mantığın adı bile değişmiş, Fahreddiner-Râzî'nineİ-Ayüfü'I-beyyi-ndCında ve Nasîrüddîn-i Tûsî'nin Esâsü 'I-iktibâs'ında olduğu gibi bu disiplinle ilgili kitapların adlarında mantık terimi âdeta kullanılmaz olmuştur.
Mi'yûrû'l'Vm'in asıl kaynağı Aristo'nun mantık külliyatı değil -eserin ikinci kitabının birinci kısmında Fârâbî'nin ei-Kıyâsü'ş-şağ irinden yapılan bazı uyarlamalar bir yana bırakılırsa-esas itibariyle İbn Sînâ mantığıdır. Nitekim lafız ve mânaya dair verdiği bütün tanımlar, iktiranî ve istisnaî kıyas ayın-mıyla ilgili bilgiler İbn Sina'dan aktarmadır. Yine önermelerin doğruluk değerine göre tasnifi İbn Sînâ'nın el-İşârât adlı eserindeki açıklamaların bir yansımasından ibarettir. Miicyâr'ın terminolojiye (hudûd] dair bölümünü neşreden Abdülemîr el-A'sem İbn Sînâ'nın el-Hudûd adlı risâ-lesiyle Milyâfm bu bölümü arasındaki paralelliklere işaret etmiş, Gazzâirnin İbn Sina'nın eserini bazı küçük değişikliklerle tekrar ettiğini ortaya koymuştur.
Eser ilk defa Muhyiddin Sabrı el-Kürdî tarafından yayımlanmıştır. Süleyman Dünyâ'nın hazırladığı tahkikli neşri 1346 (1927) tarihli Kürdî neşrini esas alan baskılar izlemiştir. Eserin Ali Bû Malham tarafından yapılmış bir baskısı da bulunmaktadır.

1.Baskı : Baskı Isim (TR) : Mi'yâru'l-ilm / Baskı Isim (AR) : / Ebat : standart / Yayın Evi : Darul Maarif / Yayın Yeri : Kahire / Yayın Tar. : 1961 / Baskı Dili : Arabça / Özellik : Süleyman Dünya Neşri / Sayfa Adedi : 400 / Açıklama : / Konu Fihristi :
...