Hit (3043) F-95

Şia'nın Görüşleri, Sünnilik Ve Şiilik Demek Ne Demektir, Şia Ya Da Şii Kullanımı Çok Geniş Bir Mana Yelpazesinde Kullanılmaktadır, Şiilik Anlayışı Nasıl Ortaya Çıkmıştır, Dini Sadece Ali Ra Ve Ehli Beytin Şii Olanlarından Alma Anlayışının Makul Kökeni,

İlim Dalı : Fıkıh Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2031-07-15 Güncelleyen : /2019-05-19

Şia'nın Görüşleri, Sünnilik Ve Şiilik Demek Ne Demektir, Şia Ya Da Şii Kullanımı Çok Geniş Bir Mana Yelpazesinde Kullanılmaktadır, Şiilik Anlayışı Nasıl Ortaya Çıkmıştır, Dini Sadece Ali Ra Ve Ehli Beytin Şii Olanlarından Alma Anlayışının Makul Kökeni, Sadece Ehli Beytten Din Alma Anlayışının Tahrif Olunmamış Fatıma Mushafı İnancına Dönüşmesi, Arkalarında Namaz Kılınmasının Caiz Olup Olmaması Açısından Şii Gruplar


Soru: Ben Sünni olarak bir Şia nin imamlığinda Namaz kilabilir miyim?

el Cevab: Hamelet eş şeria 'ya (kuran ve sünnetin nakilcisi sahabelere) sövmeyen ve dinlerinde de ta'n etmeyen;
- Şeairi islâmı kabul edip yapan,
- Temizlik ve namaz konularında şaz bir ictiha da göre amel etmeyen,
- Kıraatı (namazı kendisi için kıldığında sahih olacak kadar kuran okumasını) bilen,
- İbadetlerle alakalı dini bilgisi bilinmesi gerekenleri bilme düzeyinde olan her müslümanın arkasında namaz kılmak caizdir.

Soru: Alevi bir erkek ile sünni bir bayanın evlenmesinde herhangi bir mahsur var mıdır varsa bunlar nelerdir?
Soru: İtikadi mezhepler de şiaların görüşleri sünni görüşlere karşı mı yoksa destekler niteliklerde mi?

el Cevab:
1-Sünnilik Ve Şiilik Demek Ne Demektir?
Sünni Kavramı: Sünni sünnete mensup demektir.
Elimizdeki Kuran’ın Allah’ın hz Muhammed’e indirdiği son kitap olduğuna ve tahrif olmadan eksiksiz ve fazlasız bize kadar intikal ettiğine, peygamberimizin Kuran’ı Allah’tan vahiy olarak alıp bize ulaştırma görevinin yanı sıra Kuran’dan açıklanması gereken ayetleri açıkladığına, onun bu açıklamalarının da islam dininden bir parça olduğuna, Hz. Muhammed’in (sas) ayrıca lafzı kendisine manası Allah’a ait olan ve vahye dayanan sünnetinin de dinden olduğuna, bunların tamamının islam dininin değerlerini oluşturduğuna inanan SÜNNİ dir.
Bir başka deyişle ehli sünnet vel cemaat anlayışına müntesiptir.

Şii Kavramı: "Şii" seven demektir.
Şii veya şia; Kuran’ın Allah’ın hz Muhammed’e indirdiği son kitap olduğuna inanan, peygamberimizin kendisine indirilen kuranı açıklamasının dinden olduğuna inanan ama bunları öncelikle hz. Ali ve ehli beyte emanet ettiğine ve öğrettiğine inanıp, (diğer sahabenin kuranı ve sünneti nakillerini masum olmadıkları sebebiyle bir kenara bırakıp kuranı ve sünneti ve ehli beyte emanet edilen) dini, sadece ehli beyt mensubu ilim adamlarından alan cemaate verilen addır.

Aradaki fark ise şudur;
Ehli sünnet Kuran’ın sahabenin tamamına ve özellikle de ulemasına emanet edildiğini ve dinlerine güvenilmesi (Allaha ve Rasulune kasden aslı olmayan bir şeyi ayet ya da hadis olarak nisbet etmeyecek derecede Allah’tan korktuklarına inanmayı kasdediyorum) gereğinin kuran ve sünnetle sabit olduğunu söyler.
Şiilik ise; hz. Ali ve ehli beyt kanalıyla dinin korunduğunu ve nakledildiğini tek itibar edilecek din olgusunun, ehli beytin naklettiği mushaf ve ehli beytin naklettiği sünnet nasları ve ehli beytin nakilleri esas alınarak verilen fetvalar olduğuna inanmaktır. Tek doğru dini anlayış şiilere göre budur.

Not: Şiilerin itikad kitaplarında bunun ötesinde sahabenin tekfir edilmesi, sahabenin ve Hz. Osman’ın cem tertip ettiği Kuran’ın muharref Kuran olduğu, gerçek Kuran’ın Fatıma mushafı adı ile anılan ehli beyt imamlarında var olan kuran olduğu gibi inançlar yazılıdır. Hz. Aişe başta olmak üzere Hz. Ebu bekir ve diğer raşid halifelerin hz. Ali’nin hakkı olan imameti ondan gasbettikleri iddiaları ve çok sayıda aykırı fıkhi fetva ve yorum da şii kaynaklarında vardır...)

Bu ana vakıa çerçevesinde genel olarak, şiilikle aynı kitaba ve aynı peygambere iman eden insanlarız.
- Sahabe ile hz. Ali ve ehli beyt aynı kuranı bize naklettiyseler Kuran’ın nakilcilerinde farklılık olsa da Kuran’ın kendisinde din kardeşiyiz demektir.
Sahabe ve hz. Ali ile ehli beyt aynı sünnet naslarını naklettilerse sünnet metinlerinde de farklı farklı şahısların nakillerine itibar etsek de aynı peygamberin aynı sözlerine ve açıklarına iman ediyoruz demektir.
Şiilerden hem ehli beytin Kuran ve sünnet nakillerine itibar edip hem de diğer sahabenin Kuran ve sünnet nakillerine itibar eden ve delil olarak kabul eden sadece zeydiyye mezhebi vardır.
Şii akımından sünniliğe en yakın mezhep de zeydiyyedir.
- Diğer bütün şii akımları tabiri caizse kendi kuranlarını ve kendi sünnetlerini sadece ehli beytten şii olanların nakilleriyle esas alıp onlarla dini hayatlarını düzenliyorlar.
- Elimizdeki Kurana iman ettiklerini söyleyip hz Ali ve onunla birlikte hareket eden birkaç sahabeyi tevelli etmeleri sebebiyle Kuran daki açık bir emre muhalefet etmedikleri müddetçe genel olarak şiiler ehli kıbledendirler, müslümandırlar.

2- Şia Ya Da Şii Kullanımı Çok Geniş Bir Mana Yelpazesinde Kullanılmaktadır
- Hz. Ali’yi sevenlere şii (sevenler), denilir mesela... Asrı saadette ve sonrasında hz Ali’nin arkadaşlarına ve öğrencilerine şia't-ali denilirdi.
- Hz. Ali ile hz. Muaviye arasındaki olaylarda hz.Ali’nin taraftarlarına şia’t-ali denildi. (bunların aralarında hz. Osman’ı öldüren baği grup ve sonraları hz. Aliye hakem olayında isyan eden harici grupta vardı.)
- Hz. Hasan’ın hz. Muaviye’ye hilafeti terk etmesinden sonra sağlanan birlik halinden sonra hz. Ali taraftarlığını ehli beytten geride kalanlar etrafında örgütlenerek şekillendiren bir başka topluluk oluştu.
Bu topluluğun ehli beyt mensuplarından olanları hz. Ali’nin dini bilgi ve birikimine hayata ve sosyal olaylara bakışına mirasçıydılar ve onun tesbit ve düşünceleri çerçevesinde hareket ediyorlardı.
Bu doğal cemaat emevilerin ehli beyt mensuplarını devlet görevlerinden dışlama ve onlara azap etme siyasetiyle, emevi karşıtı bir gruba, sonra cemaate sonra da örgütlenmeye dönüştü.
Emevi zulümleri yönetim tarzlarını onaylamayan her müslüman öndere, kabileye, cemaate, ilim meclisine ve vilayete, hatta ve hatta mekke ve medine halkına zulme kadar gelişti ve dönüştü.
İmam Ebu Hanife, imam Malik, Süfyan es Sevri, ibn ebi Leyla, Cafer es sadık vs gibi çok sayıda ilim adamı eziyet gördü. Sanıldığının aksine sadece ehli beyt mensupları değil, emevilerin zulümlerine sessiz kalarak bile destek olmaktan uzak duran ehli sünnet alimleri de maruz kalmışlardır.
İşte bu dönemde ehli beyt mensuplarının sadece hz. Ali’den öğrendikleri islami bilgi ve kültürü ve anlayışı devam ettirme anlayışına kapılmaları emevilerin döneminin bittiği yıllardan başlayarak bugünkü değişik şii mezheplerine kadar evrilen bir şii mezhepler anlayışını doğurmuştur.
Şiilerden kimin arkasında namaz kılınır sorusu Şiilerin nasıl ortaya çıktıklarını ve hangi temel gruplara ayrıldıklarını kısaca yazmayı gerektiriyor. 

3- Şiilik Anlayışı Nasıl Ortaya Çıkmıştır
Sadece Ali ve ona yakın birkaç sahabiden din alma anlayışı açısından İslamın akaidle alakalı konularını sadece Ali ra ve her zaman yakınında olan az sayıda sahabeden alma anlayışı, amelle alakalı delilleri yalnızca Ali ra kanalı ve ihtilaflı konularda Ali ra ile birlikte hareket eden sahabe kanalıyla alma anlayışı, ahlaki değerlerde sadece Ali ra dan nakledilen sözlerle ahlak ve ruh terbiyesine yönelme anlayışı genel olarak önce ehli beyt mensuplarında sonra da şii gelenekte ortaya çıkmış ve yüzyıl içinde de kemikleşmiştir.
Kendilerini şii olarak niteleyenlerin ümmeti Muhammed’in bütününün yolundan ayrılmaya başladığı ve kopuşun yaşandığı nokta burasıdır. 

4-Dini Sadece Ali Ra Ve Ehli Beytin Şii Olanlarından Alma Anlayışının Makul Kökeni
Bu hatalı davranışın makul bir manası da vardır ama neticesi çok sakıncalı bir ayrılık ve fitneye dönüşmüş ya da dönüştürülmüştür. (makul manası şudur, islam tarihinin ilk dönemlerinde özellikle hadisçiler sadece hadis aldıkları hocalarının rivayetlerini naklederlerdi. Kendileriyle ilmi bağlantıları ve alışverişleri olmayan ravilerden hadis veya ilim rivayet edilmezdi. Bu tamamen İslami ilimleri nakletmedeki bir usul ve değerdi. 


5-Sadece Ehli Beytten Din Alma Anlayışının Tahrif Olunmamış Fatıma Mushafı İnancına Dönüşmesi
Ama şiilerin referans aldıkları ehli beyt imamlarının kuranı direk kendilerinin naklettiğini söyleyip, ‘’Fatıma mushafı’’ diye bir kavram gelişmesi, Kuran’ın bile naklinde farklı olduklarını ima etmelerini onların dışındaki Müslümanların da onlar hakkında Kuran’ın tahrifine inandıklarını düşünmelerine yol açtı.
Sünnet naslarını da sadece ehli beytten almaları ise ‘’kitabı ve sünneti farklı bir islama’’ mensup; ‘’İslam içinde gerçek İslam’’ -tahrif olunmamış İslam- tezinin bir şii tezi olarak ortaya çıkmasını beraberinde getirdi. 

6-Arkalarında Namaz Kılınmasının Caiz Olup Olmaması Açısından Şii Gruplar
1.grup: 
Bu kuranı tahrif olunmamış, sünneti ehli beytin masum imamları tarafından Ali ra dan nakledilen ve her şeyi yalnızca Ali beytten şii olan imamlara dayanan İslam anlayışı; (yeni bir din, gerçek İslam, tahriften ehli beyt eliyle korunmuş İslam gibi kabul edilerek ) şii ekolune mensup Müslümanları etkilemiş ve Müslümanların ana grubundan ayırmıştır. Bu hicri 70 – 150 yıllarından itibaren gerçekleşmiş bir durumdur.
Bunlardan kendilerinin dışındaki Müslümanların elindeki kuran ve sünnetin tahrif olduğuna inananların arkasında namaz kılınmaz.

2.grup:
- Şii anlayışın, Zeyd b. Ali’nin öncüsü olduğu şii grubu bu hataya düşmemiştir, ümmetin diğerleri gibi bütün sahabeyi tevelli etmişler. Hz. Osman dönemi sonrasında hata yapan sahabeyi bu zamana kadar ki rivayetlerini kabul edip sonrasındaki rivayetlerini red ederek kısmen İslam topluluğundan ayrılmışlardır, bunların arkasında namaz kılınır.

3.grup:
- Cafer b. Sadık’ın etrafında halkalananlar 12 imam nazariyesi, akabinde imamların masum olması gerektiği nazariyesi, vasiyet nazariyesini geliştirmişler, yalnızca hz Ali ve yakın etrafından alınan kuran ve hadislerle şekillendirdikleri mezhepleriyle İslam dini içerisinde şii dini üretmişlerdir, bunun doğal sonucu olarak ta hz. Ali’nin ve evladının Allah ve Rasulü tarafından vasi olmasını inkâr eden diğer Müslümanlardan uzaklaşmışlardır. Şii – Caferi bu grubun arkasında da namaz kılınmaz. 

4.grup:
- Hz. Ali döneminde ortaya çıkan Abdullah b. Sebe’nin öncüleri arasında yer aldığı hz. Ali’nin gerçek peygamber olduğu ama Cebrail’in hata ile vahyi Muhammed’e indirdiği… gibi inançlar geliştirip temelde hz. Ali’nin ilah olduğunu ama dünyaya insan suretinde indiğini söylemeye kadar küfrü vardıran şii grupları da vardır. Bunların arkasında da namaz kılınmaz.

Not: Arkasında namaz kılınamayan şahısla evlenilmesi de caiz olmaz.


Mülahaza: Muhammed Adem, Ertuğrul Doğan 
Arkasında namaz kılınmayan şahıs derken Yahudi ve Hıristiyan kadın la evlenmek caiz değil miydi?

el Cevab: Konumuz kadının erkekle evlenmesi, erkeğin kadınla evlenmesi değil.
Ehli kitaptan bir kadınla evlenmek mubahtır. Ama mümin bir kadın ehli kitaptan bir erkekle evlenemez. 
Ve bilindiği gibi kadınlar erkeklere imam olmaz.

Mülahaza: Efendim ülkemizdeki alevi insanımızın durumu nasıl... Cem evinin dinimizde yeri var mı? Saygılar sunuyorum efendim.

el Cevab: Asrı saadette cem evi yoktur.
Cami ve mescid vardır.
Müslümanlar istedikleri evlerde toplanıp sohbet edebilirler. Bunun önünde bir mani yoktur. Her Müslüman’ın girip çıkabildiği bir yer olursa aynı zamanda mescid olarak ta kullanılabilir. 
Şii inancın sahabe ve öğrencilerine ve takipçilerine camiye karşı tepkisi olarak alternatif mescid olarak ya da mescide alternatif toplanma yeri olarak cem evi ise İslam da bölücülük olur. Ayrı kuranı ayrı sünneti ayrı ibadethanesi ayrı ibadet tarzı olanlar nasıl kardeş olabilirler ki şiilik ve aleviliğin iman esasları açısından inanç söylemlerinin yazılı metne dönüştürülmesi gerekmektedir. Alevilik nedir ne değildir bir yazılı metin üzerinden incelense, aleviler de diğerleri de oldukça rahatlayacak ama heyhat... 
Müstakil soru olarak yazarsanız daha detaylı cevaplarım.

Cami Ve Cem Evleri Hakkında Bilgi İçin Tıklayınız;

Mülahaza: Nazan Salman 
Bence de. İsminden ziyade insanın itikad ve yaşayışı önemli bu devirde. Sünni ise ama Hıristiyan gibi yaşıyorsa. İsim bir şey ifade etmez herhalde.

el Cevab: Yazdıklarınız amele teşvik ve İslam emirlerini yerine getirmede elbette doğru.
Ama sadece müminim deyipte amellerde gevşeklik yapanlara imanları fayda verir mi? Probleminin cevabı yazdığınız gibi değildir. 
İman kalbte Allah’ın var bir ve tek ilah olduğuna inanç ve Muhammed (as)ın onun elçisi olduğuna itikad etmektir. Bunu yapan her şeyden evvel ebedi cehennem azabından kurtulur. 
Mümin günahkârların cehennemden kurtuldukları zaman sevinçleri ve imansızların onlar cehennemden çıkınca söylediklerini hatırlayın. İfade etmek istediğim manayı itiraf edeceksiniz.