Hit (3403) F-110

Rüyet i Hilal Hakkında

İlim Dalı : Fıkıh Konusu : Oruç
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2013-06-15 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: ''Rüyet-i hilal hesapla sabit olmuştur. Doğru olan tesbit TC Diyanet İşleri Başk.lığının tesbitidir. Ve uygulamasıdır. Güney Amerika da hilal görülmüştür. Hanefi mezhebine göre ihtilaf-ı metali dikkate alınmaz. Buna göre; bütün arap ülkelerinin bir gün geç başlamaları yanlıştır.Araplara güvenmiyorum. Sizin burada hilal görülmedi şabanı 30 a tamamlayın şeklindeki fetvanız hatadır.Hatta fitnedir. Saygılar.'' 

el Cevab:
-Ruyeti hilal hesapla sabit olmaz. Hilalin görülmesi manasına gelen bu tamlama kullandığınız cümleyi esasen anlamsızlaştırır.
- Siz muhtemelen bu zamanda hilal gözetlenmez hesap bu işi çözer manasında bu cümleyi kuruyorsunuz. Ama dinde yenilik gerekir diyen modernistlerin anlayışlarını seslendirmiş oluyorsunuz.
-Diyanet işleri başkanlığı dini bir kuruluş değildir. Hiçbir mezhepte fetva yetkisi yoktur. Özellikle de hanefi mezhebinde...
- Diyanet kurumunun CHP li dönemlerden bu yana takvimle ramazan başlatma kuralı koyması ve hala bunu devam ettirmesi, bunu Türkiye deki müslümanlara dayatması hakkı olmayan bir uygulamadır.
- İhtilafı metali bize (hanefilere göre dikkate alınır. Ama ruyet esas alınması çerçevesinde bu fetva vardır.
- İslam ülkelerinden bir yerde hilal hesapla tesbit edilirse diğer yerlerdekileri bağlar diye bir fetva yoktur. İslam ülkelerinde bir yerde hilal görülürse diğer bölgelerdekileri de bağlar diye bir fetva vardır.
- Güney Amerika da hilalin görülür olmasına dayanarak diyanetin tavrını desteklemeye çalışmak doğru olmaz. Zira ihtilafı metali dünyanın bir yerinde hilalin görülmesinden ziyade aynı iklimde bir yerde hilalin görülmesi çerçevesinde dikkate alınmaz. Güney Amerika islam aleminin merkezinden oldukça uzak bir iklimdir.
 - Arap ülkelerine güvenmemeniz ve geç başlamalarını ayıplamanız üzüntü vericidir. Suudi Arabistan ve Mısır’da siyasi açıdan uygun olamayan şeyler olabilir. Ama ibadetler konusunda ülkemizden ve diyanet kurumumuzdan hala daha ileri durumdalar. Onları da bizimkileri de tanıyan bir insan olarak bu konuda ülkemiz idarecilerinin tavırlarının islam fıkhına uymadığını düşünüyorum.

- ''Hilali görünce oruca başlayın görünce orucu açın göremediğinizde ayı tamamlayın '' hadisi bu konuda nastır. Hilal gözetlemenin zamanı geçmiştir demek bu hadise muhalefet etmektir.
Fitne dediğiniz şey hakka uymamaktan çıkar. Hakkı, doğruyu seslendirmekten değil.


''Hilali görünce oruca başlayın, görünce açın '' hadisi hakkındadır. 

Hilalin gözlemlenmesi suretiyle ramazana başlanmasını emreden hadisi şerifler; 

1- صوموا لرؤيته، وأفطروا الرؤية

''Hilali görünce oruca başlayın görünce orucunuzu açın''. [1]

2- إذا رأيتم الهلال فصوموا، وإذا رأيتموه فافطروا، فإن غمّ عليكم فصوموا ثلاثين يوما

''Hilali gördüğünüzde oruç tutun gördüğünüzde iftar edin. Hilali göremezseniz 30 gün oruç tutun''.[2] 

3- الشهر تسع وعشرون، فلا تصوموا حتى تروا الهلال، ولا تفطروا حتى تروه، فإن غمّ عليكم فاقدروا له

Ay 29 gündür. Hilali görmedikçe oruca başlamayın ve hilali görmeden orucu açmayın. Hilali göremezseniz o zaman takdir edin. [3]

4- "إنا أمة أمية لا نكتب ولا نحسب، الشهر هكذا وهكذا يعني مرة تسعا وعشرين،ومرة ثلاثين

''Biz ummi bir ümmetiz. Yazma bilmeyiz hesap bilmeyiz. Aylar bazen 29 bazen 30 gündür''.[4] 

5- لا تقدموا الشهر حتى تروا الهلال أو تكملوا العدة ، ثم صوموا حتى تروا الهلال أو تكملوا العدة

''Ramazana hilali görmeden ya da bir önceki ayı tamamlamadan başlamayın. Ramazanı hilali görmeden ya da ayı tamamlamadan bırakmayın''.[5]

Not : 
Bu hadislerin hulasası şudur. Oruç ibadeti başlama ve bitiminde hilalin görülmesi ya da bir önceki ayın tamamlanması esas alınacaktır. ''Biz hesap yapmaz bir ümmetiz'' denilerek hesabla ramazan giriş ve çıkışlarının tesbit edilmesinin önü kapatılmıştır. Bu ibadet asrı saadette başlanıldığı gibi yalın ve oturtulduğu basit ölçüler düzleminde kalmalıdır. 

- İbadetlerde ictihad olmaz.  Yapılış şekillerinde peygamberden nasıl görüldü ve öğrenildiyse o muhteva olduğu gibi korunur.  Bunlara göre ruyetin yerine hesabın esas alınması asrı saadette örneği olmayan bir uygulamadır. Ve bir ibadetin vaktinin tesbitini mecrasından çıkarmaktır.  İbadetlerin Vakitlerinde de ictihad edilemez. Peygamber (sas) nasıl öğretti ve uyguladıysa o şekilde davranılır. İbadetlerin eda edilmesi sırasında Kameri zaman dilimi esas alınmıştır. Güneş takvimine de geçilemez. 


Soru: -Çözüm olarak tüm dünyadaki müslümanlar Mekke'yi örnek alsalar is bitecek aslında…
-Güneş ve Ay, (belirli) bir 'hesap' iledir. /Rahman suresi 5. ayetini nasıl değerlendiriyorsunuz? "Bir hesab" üzere olduğunu göze alarak bu hesaba riayet etmek, dinde haddi aşmak mıdır?

el Cevab:
-Dinde bir konuda nas varsa ya da naslar; o konuda nassın ifade ettiği emre uyulur.
-Çözüm sorunun peygamber efendimizin yaptığı ve öğrettiği çerçevede bakılmasıyla dini açıdan çözülür. Çözülmüştür. Ramazan girişinde ve çıkışında ve arafat gününün tesbitinde ruyeti hilal esastır. Burada ictihada yer yoktur .
''Ay a şahid olan onu oruç tutarak geçirsin '' ayeti bu konuda esastır. Şahid olan gözlemleyen ve onu yaşayan demektir. Güneş ve ayın hesapla olmasının ramazan girişi ve oruçla alakası yoktur. Sadece Allah’ın her şeyi mizan ve ölçü ile yarattığını ifade eden bir ayettir.
-Dindeki doğrular kitap ve sünnetle ve onların nasıl anlaşılıp uygulanacağı da peygamberimizin örnek uygulamasıyla bilinir.
Efendimize ramazana nasıl başlanılacağı sorulunca; ''biz hesap yapmayız. Hilali gözlemleyin onu görünce oruca başlayın onu görünce orucu açın, bir sebeple göremediğinizde ayı tamamlayın, ay kameri aydır bir defa 30 bir defa 29 gün sürer'' buyurmuş ve ifade edilebilecek en yalın ve net şekilde konuyu aydınlatmıştır.
-Ramazan girişinin hilal gözetleme yerine hilalin görüleceği zamanın hesaplanması ile tesbit edilmesi projesi salt akıl açısından güzel görünmektedir. Ama konu hakkındaki onca hadisi şerifin iptali manasına geleceğinden ve ibadetlerde modernize manasına geleceğinden yanlış buluyor ve karşı çıkıyoruz.
-Müslümanların dini konularda dini nasları esneterek ya da hükümsuz kılarak değil, nasların gereğini yaparak Allah’a itaat etmeleri gerekir.
- Astronomik Hesaba göre ramazan ayının giriş ve çıkışının hesaplanması tezi 12 Eylül döneminin ürünüdür. 19 Mucizesi gibi kökü batıni hareketlerinde olan bir anlayıştan meded umabilen bir zihniyet o dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı kurumunun başına ve yönetimine  getirilmiş sonrasında da aynı anlayıştaki modernist akademisyenler ilahiyat fakultelerine dönüştürülen İslam Enstitülerinde İdareci yapılmış   

ve ülkemizdeki dindarların aklı karıştırılmıştır. 
Diyanet işleri başkanlığının müslümanları birleştirme ve islamı modernize etme sorumluluğu ve yetkisi yoktur.Bu kurumun idarecileri ülkemizde yaşayan müslümanlara hizmet etmelidirler .

Şöyle bir düşünün islami birlik sağlanacak ilk iş Allah’ın ve Rasulunün bu konuda birlik olun bile demediği ramazan hilalinin hesab ile tesbitinde mi olmalıdır.Müslümanların Kuran ve Sünnet değerleri konusunda kültürel seviyelerinin yükseltilmesi  en önemli dini değerlerimizdendir. Her doğrunun temeli Kuran ve sünnete tabi olmak olduğuna göre  Diyanet İşleri Başkanlığı buna önem vermeli ve özen göstermelidir. 
Ülkemizde başörtüsü sorunu yıllardır sürüncemededir. Halkımızın büyük bölümü hatta imamlar bile kurallarına uygun kuran okuyamamaktadırlar.Dad َ-ض harfini ve diğer tecvid kurallarını kafasına göre okuyan ve diğer İslam ümmetinden israrla farklılıklar pşinde koşan insnaların Müftü ve imam oldukları bir Diyanet Kurumumuz var. 
-Ülkemizde içki içen, kumar oynayan zina eden, helak edici büyük günahları bilmeden ya da nefsine uyarak işleyen çok sayıda müslüman vardır.
-Yeri olmadığı için uzatmayayım islamı öğrenmek ve yaşamak konusunda çok sayıda eksiğimiz vardır. Müslümanlardan bir kısmı diyanetin siyasetin zorlamasına boyun eğmesi sebebiyle başörtüsü konusunda, içki konusunda çok gevşektirler.
-Diyanet bunlarla uğraşıp müslümanları dinleri konusunda bilinçlendireceğine islam dünyasında yeterli birikim ve alt yapıya sahip olmamasına rağmen islam birliği sağlama iddiasında bulunuyor. Üstelikte islamda bu konuda birlik gerekmediği bir konuda.
-Biraz vakıaya bakabilen diyanetin hesapla ramazan hilalinin tesbit edilmesi davetinin 30 yıldır kabul görmediğini açıkça görecektir.
-Ben ve benim gibi islami ilimler okumuş çok sayıda insan diyanetin bu tahakkümünü yıllardır eleştiriyoruz. Diyanet hangi sıfatla ilmi bir konuda üstelikte kendisinden başka hiçbir islami otoritenin kabul etmediği, 4 meşhur mezhebin müctehidlerinin fetvalarına da uymayan bu anlayışı halkımıza dayatıyor. Bu bir ictihadsa ictihadını kendisini rızalarıyla benimseyenlere anlatmalı ama dayatmamalıdır.
-Çok sayıda gerekli hizmeti halkımıza götüren bu kurumun bu büyük yanlıştan bir an evvel dönmesi gerekmektedir.
-Elmalılı Hamdi Yazırın bu konuda diyaneti ve akıl babası Fatin Efendiyi eleştirdiği makalesini tekrar dikkatinize sunuyorum.

 


[1] et Tirmizi, es Sünen hno: 688;

[2] el Buhari es Sahih hno: 1907; Müslim es Sahih hno: 1081 

[3] el Buhari, es Sahih hno: 1906; Müslim es Sahih hno: 1080; Ebu Davud es Sünen hno: 2319 

[4] el Buhari, es Sahih hno: 1913; Müslim es Sahih hno: 1080; en Nesai es Sünen hno: 2141

[5] Ebu Davud, es Sünen, 2326; Ahmed b Hanbel, el Musned, IV.314 ; en Nesai es Sünen hno: 2126

all wives cheat women who cheated
reasons married men cheat how to cheat with a married woman want my wife to cheat
what are aids symptoms hiv early symptoms new hiv treatment